Afrika'nın ilk havyarıyla Madagaskar'dan dünyaya


Hellmann’s ile sofralarınızda fark yaratın Hellmann’s mayonezinin yolculuğu, 1913 yılında, New York’ta küçük bir şarküteri dükkanında başladı. Richard Hellmann, o zamana kadar yalnızca şeflerin özel tariflerinde yer alan mayonezi herkesin mutfağına taşıma hedefiyle ilk kez şişeleyerek satışa sundu. Dünya’nın 1 numaralı mayonezi* unvanını kazanan Hellmann’s, uzun süre yalnızca restoranlarda servis edildi. Şimdi ise marketlerden ulaşabileceğimiz Hellmann’s lezzetleri her öğüne eşlik ediyor. Neler var? Hellmann’s Mayonez , hamburgerden patates kızartmasına, her lokmanızı lezzetlendirir, yemeklerinizi bir üst seviyeye taşır. Hellmann’s Ketçap , mevsiminde toplanmış yaz domateslerinden gelen nefis tadıyla pizzadan köfteye, her öğünde leziz bir eşlikçi. Hellmann’s Acılı Mayonez , acıseverler için acı biber lezzetini mayonez kıvamıyla buluşturarak sofraları renklendirir. Hellmann’s Közlenmiş Sarımsaklı Mayonez , fırında közlenmiş sarımsak lezzetiyle tatlı patatese ve kızarmış tavuklara muhteşem bir dokunuş katar. Hellmann’s Trüflü Mayonez , trüf mantarının benzersiz tadıyla en sıradan tarifleri bile akılda kalıcı bir lezzete dönüştürür. Hellmann’s ailesiyle buradan tanışabilirsiniz. *Euromonitor’un 2024 Pişirme Malzemeleri ve Yemekler araştırmasına göre perakende satış kanalında, Mayonez kategorisinde yapılan araştırmaya istinaden geçerlidir
Daha fazlasını öğren →
Fransız girişimci Delphyne Dabezies, eşi Christophe ve arkadaşları Alexandre Guerrier, 15 yıl önce bir akşam Fransa’da izledikleri televizyon programında mersin balığı çiftçiliğine dair bir belgeselle karşılaştıklarında, akıllarına çılgın bir fikir düştü: Madagaskar’da havyar üretmek.
Ancak bu fikir, hem yerel halk hem de sektör uzmanları tarafından imkansız görülüyordu. Ne destek bulabildiler ne de projelerine inanan çıktı. Ta ki bir gün, tamamen tesadüf eseri, Madagaskar’da tatilde olan emekli mersin balığı uzmanı Françoise Rennes ile yolları kesişene kadar... Rennes’in rehberliğinde, herkesin olmaz dediği bu hayali gerçeğe dönüştürdüler.
Mantasoa Gölü'nün mucizeleri: Madagaskar’ın yüksek kesimlerindeki Mantasoa Gölü, yıl boyunca 13-23 derece arasında değişen su sıcaklığıyla mersin balıkları için ideal bir yaşam alanı sunuyordu. Geleneksel üretim bölgelerinde soğuk hava balıkların büyümesini yavaşlatırken burada kesintisiz devam eden büyüme sayesinde üretim süresi yaklaşık iki yıl kısaldı.
İlk üretim ve küresel piyasaya giriş: 2017’de ilk Rova Caviar üretildiğinde, kimse Madagaskar’ın havyar üretimiyle anılacağına ihtimal vermemişti. Ancak 2019’da Sirha Lyon fuarında Avrupa’nın en iyi şefleri bu egzotik havyarı tattı ve kalitesini onayladı. Bugün Rova Caviar, Paris’teki Hôtel de Crillon ve Biarritz’deki Hôtel du Palais gibi beş yıldızlı otellerin menülerinde yer alırken, Mauritius ve Seyşeller’deki lüks tatil köylerinde de tercih ediliyor.
Lezzet ve fiyat: Rova Caviar, kremsi, hafif tereyağlı ve fındıksı notalara sahip lezzetiyle gastronomi dünyasında övgü topluyor. Kilogram başına 11.960 dolara satılan bu özel havyar, artık küresel lüks gıda sektöründe kendine sağlam bir yer edinmiş durumda.
Yerel ekonomiye katkı ve sürdürülebilirlik: Dabezies'nin şirketi Acipenser, Madagaskar’da 300 kişiye istihdam sağlarken, çalışanların %80’i yerel Ambatolaona halkından seçiliyor. Şirket, balıkçılık eğitimi, sağlık sigortası ve aile planlaması gibi sosyal desteklerle çalışanlarının yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefliyor. Bununla birlikte, Madagaskar hükümetinden aldığı yetkiyle 200 hektarlık bir alanı yeniden ağaçlandırma ve göl çevresini koruma sorumluluğunu da üstlenmiş durumda. Göl ekosistemini korumak için su kalitesini izleme ve kirliliği önleme sistemleri kurmak gibi sürdürülebilir üretim metotları ön planda tutuluyor.
Yeni hedef Beluga havyarı: Acipenser’in bir sonraki hedefi dünyanın en pahalı ve prestijli havyarı olarak bilinen Beluga'yı üretmek. İlk Beluga mersin balıklarını yetiştirmeye başlayan şirket 2025 itibarıyla üretime geçmeyi planlıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Afrika'nın ilk havyarı, Madagaskar'dan dünyanın prestijli mutfaklarına uzanan bir başarı hikayesi yazdı. İstanbul'un mutfak yaklaşımı ve atmosferiyle öne çıkan en yeni mekanları da bültende.
26 Şub 2025

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.




