Sahneden perdeye değil; sahneler perdede

Konumuz, tiyatro sahnesini gerçek anlamda beyaz perdeye taşıyan, tiyatro sahnesini âdeta bir karakter olarak kullanan filmler.
Sahneden perdeye değil; sahneler perdede

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Tiyatro için her zamankinden daha zor geçen, sahnelerin perdelerini açmakta, toplulukların seyirciyle buluşmakta zorlandığı bu buruk yılda; sahneleri özleyenlere ilaç gibi gelecek İstanbul Tiyatro Festivali ise yarın başlıyor. Sinemanın evriminde büyük rolü olan tiyatro ve sahne sanatları, yedinci sanata yüz yirmi beş yıllık tarihi boyunca kaynak olmaya, ilham vermeye devam etmiş. Hollywood klasiği Casablanca’dan (1942) 8 Oscar ödüllü Amadeus’a (1984) her yıl onlarca tiyatro uyarlaması, sinemada karşımıza çıkmaya devam ediyor. Hiçbir zaman eskimeyen Shakespeare uyarlamalarını ve sinemanın sunduğu imkânlarla bambaşka yorumlarını izlediğimiz müzikal uyarlamalarını saymıyorum bile… Fakat bu yazı, sinema ve tiyatronun ilişkisine, uyarlamalar üzerinden yaklaşmayacak. Konumuz, tiyatro sahnesini gerçek anlamda beyaz perdeye taşıyan, tiyatro sahnesini âdeta bir karakter olarak kullanan filmler.

Vanya on 42nd Street (1994, Louis Malle)
Vanya on 42nd Street (1994, Louis Malle)

Vanya Dayı bir tiyatroyu nasıl kurtardı? Louis Malle'in ölmeden önceki son filmi Vanya on 42nd Street  (1994), son yıllarda tiyatro sahnesini her şeyin önüne koyan filmlerden biri. Ve filmin, Çehov'un ülkemizde de defalarca sahnelenmiş oyunu Vanya Dayı'nın bir uyarlaması olması dışında bir özelliği var: Tiyatro sahnesini, sinema diline uygun bir şekilde kullanıyor olması. Wallace Shawn ve Julianne Moore'un başrollerini paylaştığı filmin çekimleri, 1937'de bir sinema salonuna dönüştürülmüş ve 1985'te tamamen kapanmış New Amsterdam Tiyatrosu'nun sahnesinde, bir tiyatro oyununu kayda alır gibi yapılmış. Yıllardır harap durumda olan, hatta New York’un kötü şöhretli kemirgenlerinin yol açtığı hasar nedeniyle sahnesin büyük bir kısmı film ekibi tarafından da kullanılamamış olan bu Broadway tiyatrosu, filmin yeniden gündeme getirmesiyle 1995 yılında Disney tarafından 49 yıllığına kiralanmış, milyonlarca dolar ve iki yıl harcanarak restore edilmiş. Sahne, belki de bu film sayesinde The Lion King, Mary Poppins ve Aladdin gibi kapalı gişe oynayan Broadway müzikallerinin adresine dönüşmüş.

Dogville (2003, Lars von Trier)
Dogville (2003, Lars von Trier)

Dogville’in çizgileri: Avrupa sinemasının ustalarından Lars von Trier’in (sonradan üçüncü halkası asla çekilmeyecek olan) Amerika Üçlemesi’nin alametifarikası da tiyatro sahnesini işaret ediyor. Üçlemenin ilk halkası Dogvillede (2003) Nicole Kidman’ın kariyerindeki en iyi performanslardan birine sahne olan, gerçekten de bir sahne. Hikâyenin geçtiği köydeki tüm binaların duvarları, objeler dışındaki tüm detaylar tebeşirle sahne üzerine çizilmiş sınırlardan ibaret. Oyuncuların sahneyle ilişkisini, sahneye görsel efektlerle iliştirilmiş notlarla tuhaf bir sinema deneyimine dönüştüren, yarım kalan üçleme, Manderlay (2005) ile devam etmişti.

Birdman (2014, Alejandro González Iñárritu)
Birdman (2014, Alejandro González Iñárritu)

Tek planda Birdman: Alejandro González Iñárritu’nun En İyi Film dâhil dört dalda Oscar ödüllü filmi Birdman (2014), tek planda çekilmiş gibi gözükmesini sağlayan sinematografisi ve tek günde, tek mekânda geçmesine rağmen hiç kaybolmayan dinamizmiyle son yılların en yaratıcı filmlerinden biri. Filmin kahramanı, eski bir Hollywood serisinde Birdman adlı süper kahramanı canlandıran aktör Riggan Thompson, yıllar ciddiye alınabilmek için bir Broadway oyunu sahneye koymaya karar veriyor. Oyunun ön gösteriminin hemen öncesinde geçen filmde Riggan’ın ortağı, rol arkadaşları, sahne arkası ekibi, eski eşi, kızı ve memnun etmesi zor bir eleştirmenle diyalogları, tiyatronun sahnesinden kulisine, çatısından arka sokağına kadar her yerini kullanan bir laf maratonuna dönüşüyor. Bu bir tek mekân filmi ve o tek mekân bir tiyatro.

Birkaç öneri daha: Sinemada tiyatro. Son olarak tiyatroyu, tiyatrocuları ve sahneyi sinemaya taşıyan, farklı türlerden birkaç öneri daha eklemek isterim: Her ikisi de 1930’ların Londra sahnelerinde geçen Annette Bening’li Being Julia (2004) ve Judi Dench’li Mrs. Henderson Presents (2005), Orson Welles'in sahneye koyduğu Julius Caesar oyunun sahne arkasında yaşananları konu alan Me and Orson Welles (2008) ve Juliette Binoche'un yıllar önce genç oyuncusu olarak rol aldığı iki kişilik oyunda bu kez yaşlı oyuncusu olarak rol almaya hazırlanmasını konu alan Clouds of Sils Maria (2014). Önerileri not aldıysanız, sinemaya kısa bir ara… Bu hafta ekranımızda İstanbul Tiyatro Festivali var.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

Hip hop "hip hop" olmadan önce, sahneler perdeye çıktıktan sonra

Üniversite yurdunda tohumları atılan plak şirketi, bir filmi bir tiyatro sahnesine sığdıranlar, tuhaflıkları kucaklayan bir müzisyen ve dahası.

13 Kas 2020

Hip hop "hip hop" olmadan önce, sahneler perdeye çıktıktan sonra

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

'Yalvaç'ın yazarı Selda Uygur: Biraz cesaretle baktığımızda taşın bile bir ruha sahip olduğunu görürüz

Selda Uygur, yeni romanı "Yalvaç"ta iki farklı çağdan tutkularının peşindeki iki kadının özgürleşme öyküsünü ve zaman algısını, benlik ve kişiliklerini korumak için ortaya koyduğu mücadeleyi, iki farklı zaman koridorunda işliyor. Uygur ile zamanın ruhuna ve dair söyleşirken onun hiç değiştiremediği savaşları ve tutkuları, kahramanları Gece ve Livia üzerinden anlamaya çalıştık.

Soner Can

·

04 Eyl 2026

'Yalvaç'ın yazarı Selda Uygur: Biraz cesaretle baktığımızda taşın bile bir ruha sahip olduğunu görürüz
DuendeDuende

HİKAYE

'Annie Bot': Kusursuz bir sevgilinin isyanı

Uzun ve yıpratıcı bir boşanma sürecinin ardından bir boşluğa düşen Doug, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılayacak bir robot satın alıyor. Ödüllü yazar Sierra Greer’in kurguladığı korkutucu derecede gerçekçi bilimkurgu hikayesi burada başlıyor. Sierra Greer, Annie’nin hikayesi üzerinden itaat, rıza ve özgürlük gibi meseleleri kurcalıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eyl 2026

'Annie Bot': Kusursuz bir sevgilinin isyanı
DuendeDuende

HİKAYE

'İçimdeki Kalabalık'ın yazarı Gamze Güller: İç içe matruşkalar gibi kadınlar

Gamze Güller, uzun bir aradan sonra yeniden basılan ödüllü ilk öykü kitabı "İçimdeki Kalabalık"ta yalnızlık, korku ve tıkanmışlıklara vurgu yapıyor. Her kadın kendi içinde birçok kadını barındırıyor. Her birinin farklı yüzleri var; iç içe geçmiş matruşkalar gibi. Acı, sevinç, korku, yalnızlık ve tıkanmışlıkları hep bir bedenin içinde. Yani hepsinin içinde bir kalabalık var.

Soner Can

·

31 Ağu 2026

'İçimdeki Kalabalık'ın yazarı Gamze Güller: İç içe matruşkalar gibi kadınlar
DuendeDuende

HİKAYE

Garth Jennings: "Umarım bu belgeseli izleyen herkes Pulp’a âşık olur"

Garth Jennings’ın yönettiği "Pulp: Son Bir Şarkı Daha" (Pulp: What Do You Do for an Encore?), 24 Eylül’de MUBI’de. Belgesel, grubun “More” turnesindeki en büyük arena konserini, geçmişte daha önce hiç görülmemiş arşiv görüntüleriyle buluşturuyor. Belgeselin anlatıcısı ise vokal Jarvis Cocker. Yönetmen Garth Jennings ile Zoom’da biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

31 Ağu 2026

Garth Jennings: "Umarım bu belgeseli izleyen herkes Pulp’a âşık olur"
DuendeDuende

HİKAYE

'The Dog Stars': Post-apokaliptik dünyada yası kişiselleştirmeye hakkımız var mı?

Ridley Scott, "The Dog Stars"ta salgın sonrası bir dünyada yas, yalnızlık ve umuda dair güçlü fikirlerin peşine düşüyor; fakat bu fikirleri taşıyabilecek inandırıcı bir dünya yaratmakta zorlanıyor.

Emre Eminoğlu

·

31 Ağu 2026

'The Dog Stars': Post-apokaliptik dünyada yası kişiselleştirmeye hakkımız var mı?