ALARA CİVELEK VE DURU BARBAK


Gücünü propolisten alan konsantre bakım: Etat Pur’den Pure Active Propolis %0,7 Akneye eğilimli bir cilde sahip olmak kendimizi aynada en rahat hissettiğimiz görüntümüzden uzak kalmamıza sebep olabilir. Güzellik endüstrisinin sahte vaatler ve “hepsi bir arada’’ mucizevi çözümlerle ürünlerin ve içeriklerin sayısını artıran kökleşmiş inançlarına aykırı bir düşünceden doğan ve doğadan aldığı ilhamı deneyimle buluşturan Etat Pur , bugünün bülteninde, karma, yağlı ve akneye eğilimli ciltler için etkili bir kullanım amacı sunan Pure Active Propolis %0,7’ nin formülünü keşfetmeye davet ediyor. Nedir? Propolis, çok kuvvetli ve doğal bir antioksidandır. Hücre yenilenmesini hızlandırırken aynı zamanda cilt gözeneklerini temizler. Böylece hem sivilce oluşumunu hem de akne oluşumunu engeller. Etat Pur markasının kanıtlanmış etkinliğiyle Pure Active Propolis %0,7 : %85 Daha temiz bir cilt görünümü sağlar*, %80 Cilt pürüzlerini gözle görülür şekilde azaltır*, %75 Cilt dokusunu yeniler*, %70 Geniş gözeneklerin küçülmesine yardımcı olur*. Nasıl? Tabii ki de mucizevi formülün sırrı propolis sayesinde. Propolis özütü içeren ekstraktlar cilde doğrudan uygulandığında antibakteriyel etki gösterdiği gözlemlenir. Unutulmaması gereken onarıcı ve yenileyici gücüyle beraber antienflamatuar özelliği ile de tanınan propolis; iltihaplanma, akne ve sivilce problemlerinin gözle görülür şekilde azalmasına yardımcı olur. Gündüz ve gece bakım kreminden önce 4 damla olarak yüz çevresine uygulanması önerilen Pure Active Propolis %0,7 ’yi keşfetmek için burayı ziyaret edebilirsiniz. *Sonuçlar 28 gün boyunca 20 gönüllü ile gerçekleştirilen kullanım testinin ardından elde edilmiştir.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Basit sorulardan başlayalım istiyorum — en azından ben, kayıtta da duyacağın gibi, iklim ve çevre aktivizminin ayrıştığı alanların farkında değildim. Alara ve Duru'nun yönettiği hesabı takip etmeyi bu yüzden seviyorum. Bir özneye sormak, iklim anksiyetesinin tam ortasından bizlere seslenen iki aktivisti dinlemenin tam karşılığı diye düşünüyorum.
Belki hatırlarsın, daha önce Çevreci Geek'le 1,5 derece üzerine konuşmuştuk.
Bilim insanları kontrol edilebilir sorun seviyesini 1,5 derecelik küresel ısınma olarak kabul ediyor. 2050’ye kadar enerji sektöründen ve mümkünse diğer sektörlerden salınan karbondioksiti net sıfıra ulaştırmak, küresel ısınmayı 1,5 derecede tutmanın ya da buraya geriye çekmenin ilk adımı olacak.

Duru Barbak ve Alara Civelek, Küresel İklim Grevi'nde
ANGST İnsanları'nın 5. bölümü de bu farkındalığa odaklanan iki iklim aktivistinin yolculuğuna bu yüzden odaklanıyor — Alara ve Duru, 1.5 Derece isimli blog'larında iklim krizi ve çevre farkındalığı yaratırken sosyal meselelerin kesişimsel alanlarından da bahsediyor.
Kaynaklar çeşit çeşit ama ortak olan meselenin sistem değişikliğinde yattığının vurgusu oluyor. Mesela Instagram'ın verdiği infografik bilgilere göre 1.5 Derece'nin takipçi kitlesinin %86'sı kadınlardan oluşuyor. Öğreniyoruz ki çoğu çevre sayfalarının cinsiyet dağılımları benzer.

Instagram'da 1.5 Derece
Yani konuşacak çok şey olduğu gibi meseleyi ele almak gereken de bir sürü bağlam var. O zaman sistem değişikliğini talep ederken hep birlikte konuşmaya devam etmekten ve öğrenme alanlarında aktif kalmaktan bahsetmemek işten değil.
Çevreci Geek, yazısını "Elimizde teknoloji var, eksik olan politik irade," diyerek bitirmişti. O hâlde biz de şöyle ekleyelim: "Yaşanılabilir bir gelecek talep etmeye #HakkımVar!"
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Podcast serimizin beşinci konuğuyla tanış: iklim krizi ve çevre farkındalığı yaratmaya çalışan iki liseli iklim aktivisti Alara Civelek ve Duru Barbak.
12 Nis 2022

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.




