Apsolit: 'Her şey bir çocuğun anlatımında masala dönüşür'

Strandom Arthouse’un ilk oyunu "Apsolit"i hem yazarı hem de oyuncusu olan İbrahim Barulay’dan dinledik.
Apsolit: 'Her şey bir çocuğun anlatımında masala dönüşür'

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Bu sezon büyük prodüksiyonların yanında bağımsız tiyatroların sahneledikleri oyunlar da dikkat çekiyor. Bunlardan biri de Apsolit. Duyduğu tüm sesleri melodiye dönüştürme yeteneği olarak tanımlanan “apsolit”, oyuna da adını veriyor. Strandom Arthouse’un ilk oyununu hem yazarı hem de oyuncusu olan İbrahim Barulay’dan dinledik.

Öncelikle oyunun adını merak ediyorum, “apsolit” ne demek? Nereden geldi aklınıza bu isim?

“Apsolit”, mutlak kulak, hiçbir referans almadan duyduğu tüm sesleri melodiye dönüştürme yeteneği demek. Dünya nüfusunun on binde birinde bu yetenek var. Şimdilerde bir ton insan “Ben apsolitim” diyor. Ama bunu söyleyenler genellikle “relatif kulak”. Yani onlar bir notayı referans alarak, başka bir notayla karşılaştırarak melodiye dönüştürüyor. Bu büyüleyici bir yetenek. Oyunumuzun baş kahramanı İsmail bir “apsolit”. İsmail’i tanımlayan en fiyakalı kelime de bu aslında.

Siz aynı zamanda oyunun yazarısınız. Metnini yazarken nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz? Nelerden beslendiniz?

Pandemi döneminde tiyatrodan uzak kalmamla başladı her şey. Tiyatro yapamayınca müzikle haşır neşir oldum. Bu dönemde, oyunumuzun müzik danışmanları olan Fatih Seyirdalı, Yağmur Uçaner ve Yunus Emre bana sıkı bir hocalık yaptılar. En çok kendi çocukluğumdan beslendim. Çocukluğumun seslerini, hocalarımın öğrettikleriyle harmanladım, İsmail ortaya çıktı. Ve İsmail, çocukluğunda duyduğu destanlardan, ağıtlardan damıttığı türküleri, halayları tasarlayacak düzeye ulaştı. Bu süreç az bir zaman değil tabii. Yaklaşık dört yıl sürdü.

Apsolit, Strandom Arthouse’un ilk oyunu olarak karşımıza çıkıyor. Hem bu oyunun hem de Strandom Arthouse’un kuruluş hikayesini sormak isterim?

Her şey 2017’de Fener’e taşınmamla başladı. Fener’de hâlâ yaşadığımız ve “Karargah” adını verdiğimiz beş oda bir tencere evimiz var. Benden birkaç zaman sonra da Fatih taşındı. Biz ikimiz tam zamanlı; Onur, Burcu, Ömer, Yağmur, Yunus da yarı zamanlı sakinimiz oldu. Bir şeyler üretmeye başladık. İlk olarak “Kareli Gömleğim” diye bir şarkı yaptık, ona binbir emekle nohut oda bir klip çektik. Stran Kürtçede “deyiş, destan, hikaye” demek. Random ise gelişigüzel demek. Biz de müziklerimizle, yazdıklarımızla, çektiklerimizle hikaye anlatmayı çok seviyoruz ve bunu gerçekten bir sisteme oturtmadan yapmak istiyoruz. Bu sebeple iki kelimeyi birleştirdik.

Apsolit’le birlikte ekibimize çok insan dahil oldu, hepsi kendinden bir şahaneliği bizimle paylaştı. Ayten, Utku, Ceyda, Ferhat, Anıl, Enes, Volkan, Zeynep, Buğra, Cansu, Ece Zeynep, Alper, Kabile Dans Sanatları ve Motto Sanat ekibi… “Karargah”, isminin layığını onlarla buldu.

 Sezonun dikkat çeken yapımlarından Apsolit ne anlatıyor? 

 Apsolit bir göç hikayesi. Her göç kendi içinde bazı sebep ve sonuçları da beraberinde getiriyor. Hikayemizin baş kahramanı İsmail de bu göçü kendi çocuk gözünden bize anlatıyor. İsmail bu yeni şehirde kimsenin duymadığı sesleri duyuyor, bu sesler “kimin ne aradığı fırtınasına” dönüşüyor. İsmail’in öğretmeni Sevgi bu yeteneği ona anlatırken “Senin kanatların var” diyor. İsmail kanatlarıyla yeni yeni uçmayı öğreniyor bu hayatın üstünde, türlü türlü insana rast geliyor.

Belgeleyen: Ayten Çelik

Oyun, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 20 Kasım 1959 tarihli Çocuk Hakları Bildirgesi’nin maddeleriyle başlıyor. Apsolit İsmail’in hikayesiyle başlayan oyundan tüm çocuklara/koruyamadığımız çocuklara dair bir ağırlıkla ayrılıyoruz. Bu hikayeyi yetişkin İsmail yerine çocuk İsmail’den seyirciye anlatma tercihinizin sebebi nedir? Bunun sahnede ve seyircideki yansıması sizce nasıl oluyor?

“Okusun gerekirse ceketimi satarım dediğiniz kimi çocuklar bir ceket kadar yaşamadı zaten” diyor oyunda yetişkin İsmail. Kendi de aslında bir ceket kadar ömrü olacakken son anda direkten dönen çocuklardan.

Her şey bir çocuğun anlatımında masala dönüşür. İsmail de kendi yaşadığı şeyleri evcilik oynar gibi anlatıyor seyirciye. Böylece herkes kendi çocukluğundan bir parça buluyor. Bence seyirci büyük bir çocuk umuduyla sahneden ayrılıyor. İsmail her şeye rağmen şarkısını söylüyor, annesinin en sevdiği türküyle halay çekiyor çünkü.

Sizin ilk tek kişilik oyununuz. Sahnede yalnız olmak nasıl bir his? Zorlandınız mı?

Zorlanmak ne kelime? Sadece oyunculuk değil bir yandan alt etmem gereken koca bir set-up var ortada. Gittiğimiz sahnelerde müziği tonlamak bizim için çok kıymetli. Amacımız sadece temiz bir anlatı değil, içe sinen bir dinleti aynı zamanda. Tasarladığımız müziği belli bir doygunlukla seyirciye iletmek istiyoruz. Bahsettiğim set-up’ın içinde amfi, loop station, overdrive ve enstrüman olarak da gitar var. Bu parametreler arasında bir şeyler icra etmek çok keyifli ve heyecan verici benim için.

Aynı zamanda ilk kez oyun yazarlığı yapıyorsunuz. Sahnenin iki tarafında olmak sizi nasıl etkiliyor? Kendinizi hangi tarafta daha iyi ifade ettiğinizi düşünüyorsunuz?

Yazarken de oynarken de çok özgür hissediyorum. İki taraf da birbirine su taşıdığı için biri diğerinden ağır basıyor diyemem. Yürümeyi çok seviyorum. Yürüyerek yazıyor, tasarlıyorum. Günün sonunda düşündüklerimi yazıya dökmek benim için günü ayıklamak gibi oluyor. Bazen yürüyerek zihnimin içinde de oynadığım oluyor hatta. Bende her şey çorba… Şimdi anlatırken fark ettim.

Sezonda 200'den fazla oyun var neredeyse. Neden Apsolit’e gelsin seyirci?

Bütün meseleyi tasarlarken en büyük amacımız, sadece seyircinin kulağını memnun etmek değil, onu mutlak kulak vermesi gereken bir meseleye misafir etmek. Buyursunlar, misafirimiz olsunlar. Belki günün birinde her gün geçtiğiniz bir sokağın kırmızı tabelasında İsmail’in ismini görebilirsiniz. Böylece “Kim bu Apsolit İsmail?” diye şaşırıp kalmazsınız.


Künye

Yazan: İbrahim Barulay
Yöneten: Onur Yalçınkaya
Oynayan: İbrahim Barulay
Yönetmen Yardımcısı: Enes Yavuz
Dramaturji: Anıl Yıldız
Metin Düzenleme: Burcu Çıtlak
Işık Tasarımı: Utku Kara
Sahne Tasarımı: İbrahim Barulay, Ferhat Kaya, Onur Yalçınkaya
Kostüm Tasarımı: Ferhat Kaya
Hareket Danışmanı: Ceyda Özcan
Ses/Efekt Tasarımı: Yunus Emre
Müzik: İbrahim Barulay, Strandom Arthouse
Müzik Danışmanı: Fatih Seyirdalı, Yağmur Uçaner

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emrah Akbaş

Editör ve tiyatro yazarı.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR