
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Arter'in farklı disiplinleri bir araya getiren kültür-sanat merkezi olma yolculuğunu Medya ve Pazarlama Koordinatörü Firdevs Ev Şimşek'le konuştuk.
Arter Beyoğlu'nda ikamet ettiği ikonik binasından neden Dolapdere'ye taşındı? Dolapdere'nin bir kültür-sanat merkezi olması proje miydi, doğal süreç mi?
Arter'in kuruluşu Vehbi Koç Vakfı'nın 2005 yılından itibaren hayata geçirmeye başladığı uzun soluklu bir stratejik plana dayanıyor. 2010'dan 2018'e İstiklal Caddesi'ndeki binasında sergilerini gerçekleştiren Arter'in nihai olarak sanatın farklı disiplinlerini de kapsayan bir programa doğru genişleyebilmesi hedefleniyordu. Dolapdere'deki yeni bina da bu ihtiyaçları gözeterek Türkiye'ye müze işlevleri içerecek fakat onunla sınırlı kalmayacak sürdürülebilir bir kültür-sanat kurumu kazandırmak üzere tasarlandı. Bu sayede bugün Arter, sergileme alanları, performans salonları, öğrenme alanları, kütüphanesi, kitabevi, yeme-içme alanları ve arkabahçesiyle sanatın birçok farklı disiplininden nitelikli örnekleri izleyicilerle buluşturabiliyor.
Daha evvel bu konumda Koç Ailesi'ne ait eski bir fabrika bulunuyordu. Başta 1960'larda inşa edilmiş olan bu eski endüstriyel alana kültürel işlev kazandırılması akılcı bir seçenek olarak öne çıktı. Fakat yürütülen çalışmalarda binanın depreme dayanıklı hâle getirilerek dönüştürülmesinin tahminlerin üzerinde bir maliyet ve emek gerektireceği anlaşılınca eski binayı yıkıp uluslararası bir mimarın imzasını taşıyan yeni bir yapının inşa edilmesine karar verildi. Bu bağlamda açılan uluslararası yarışma sonucunda Arter'in yeni binasını tasarlamak üzere Grimshaw Architects seçildi.

Fotoğraf: Ilgın Erarslan Yanmaz
Bir mahalle olarak Dolapdere, sanatın şehirle kurduğu ilişkide neleri ön plana çıkarıyor, bu Arter'in gelecek planlarını, sergi gündemini ne şekilde etkiliyor?
Arter'in sergi programı çoğunlukla tema, kavram ve tutum anlamında geniş bir çeşitlilik içeren Arter Koleksiyonu'ndan yola çıkıyor. Farklı bağlamlar içinde koleksiyon dışından sergilere de programımızda yer veriyoruz. Dolayısıyla konumumuzun sergi gündemimizi etkilediğini söylemek doğru olmaz ama Dolapdere'deki komşularımızla kurum olarak kurduğumuz bağ ve yürüttüğümüz programlardan söz edebiliriz.
Pandemiden önce ayda bir kez herkese açık, katılımın çoğunluğunu komşularımızın oluşturduğu Öğle Arası buluşmaları düzenliyor, hep birlikte atıştırdığımız bir masa etrafında programlarımızı birlikte ele alıyorduk. Yine Açık Atölye'de komşularımızın da katılımını gözlemliyorduk. Ortaokul seviyesinde öğrenim gören katılımcıların farklı sanat disiplinlerini keşfetmelerini amaçlayan Gençlik Konseyi programına da civardan da katılım söz konusuydu. Son olarak farklı ayrıcalıklar sunduğumuz Arter Beraber Komşu Kart aracılığıyla komşularımızla diyaloğumuzu canlı tutmaya devam ediyoruz.
Şehir ve sanat birbirinden bağımsız düşünülemeyecek, yaşayan ve birbirini sık sık hatırlayan iki kavram — Arter'in sanatı beraber keşfetmek ve yorumlamak için yürüttüğü programlar arasında elbette mahallesiyle birlikte yürüttüğü bu tip çalışmaları da bulunuyor. Bu soru, Meggy Rustamova'nın şehir sakinlerini doğayla ilişkilendirme fikri etrafında şekillenen A Speech of Nature performansını, mahalledeki balkonların çamaşır ipleri de dâhil olmak üzere kuş sesleri arasında etraftan sarkan kumaşlarını hatırlattı. 2019 Eylül'de arkabahçemizi de kapsayarak gerçekleşen bu gezici performans, doğayı, şehri ve sanatı beraber düşünmemiz için güzel fırsattı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Ali'nin peşine takılıyoruz Dolapdere sokaklarında. Ayaküstü Arter'e uğrayalım mı? Mehmet Abi çaya davet etti, börek de alır, yolda müdavimi olduklarımızı anlatırız.
15 Ağu 2021

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Carlsberg’in dev üretim merkezinden Mikkeller’in craft biralarına, üç yüz yıllık barlardan aquavit ve gløgg’a: Öresund’un iki yakasındaki Kopenhag ve Malmö’yü barları, biraları ve yerel içkileri üzerinden keşfetmek isteyenlere dört günlük bir rota.

ABTA'nın her yıl yayımladığı seyahat trendleri raporunun sonuncusunda üst sıralarda alışık olmadığımız bir terim yer alıyor: Super September, yani Süper Eylül. Eylül ayında yurt dışı tatiline çıkmayı planlayanların oranı giderek artıyor. Bu yükselişin ardında ise üç temel motivasyon yatıyor: Sıcaklardan kaçma, boşalan plaj ve sokaklar ile uçak ve konaklama fiyatlarının düşmesi.

Son yılların en belirgin kültürel eğilimlerinden biri, kürasyona dayalı yaratıcı komünitelerin yükselişi. Berlin'den New York'a, Londra'dan İstanbul'a, insanlar artık kitlesel platformların anonim kalabalığı yerine kendilerine benzeyen, aynı kafadan, yaşam tarzına yakın hissettikleri insanlarla bir araya gelmeyi tercih ediyor.
03 Eyl 2026

Ucuzlayan yen, sosyal medya trendleri ve pandemi sonrası seyahat patlaması Japonya’yı rekor sayıda turistin rotasına soktu. Ancak Tokyo’dan Fuji Dağı’nın eteklerine uzanan aşırı turizm sorunu artık kalabalıktan çok turistlerin davranışlarıyla ilgili. Japonya, vergilerden kotalara ve çift fiyatlandırmaya uzanan önlemlerle turizmin niteliğini değiştirmeye çalışıyor.

Beyrut'ta barlar bazı bölgelerde, özellikle şehrin kuzeyinde yaşayan Hıristiyan mahallelerinde yoğunlaşıyor. Onun dışında şehrin her tarafına saçılmış ufak tefek barlar var. Bunların bazıları İtalya’daki tabacheria'lara benzeyen; kahve, sigara ve alkollü içkiler satan ufak büfelerken maalesef günümüzde kapalı olsa da 2016 ve 2018 yıllarında dünyanın en iyi 50 barı arasında seçilen Central Station Bar gibi yerlere de ev sahipliği yapıyor.



