Avrupa Birliği’nin Big Tech’le imtihanı


Hep ayrıcalıklı alışveriş: Hepsipay Cüzdanım Gün geçtikçe yeni teknoloji ve ödeme yöntemleriyle karşılaşıyoruz. Hepsiburada’nın yeni nesil ödeme sistemi Hepsipay Cüzdanım da onlardan biri; hem kolay hem güvenilir hem de hızlı . Nedir? Hızlı ödeme ve daima kazanma imkânı sunan dijital cüzdan Hepsipay Cüzdanım ’la, ödeme işlemlerinde kolaylığın konforunu hisseder, güvenle harcamanın rahatlığına varırsınız. Nasıl? Ödeme aşamasında bilgileri girerken Hepsipay Cüzdanım’ı seçip, ister tanımlı kartlardan biriyle, isterseniz de yeni kart bilgilerini girerek Hepsipay Cüzdanım’dan alışverişinizi yapabilirsiniz. İptal/iade durumlarında, iade onaylandığında ya da iptal gerçekleştiğinde iade tutarı anında cüzdanınıza aktarılır ; böylece ister alışverişinize kaldığınız yerden devam edersiniz isterseniz paranızı kartınıza geri aktarabilirsiniz. Bankaların geri ödeme sürelerini beklemek da neymiş? Üstelik, Hepsiburada satıcılı ürünlerde Hemen Al Sonra Öde özelliğini kullanarak alışverişi hemen, ödemesini ise 1 ay sonra yapabilirsiniz. Böylece alışveriş anında kartınızda yeterli limit yoksa bile ihtiyacınızı ertelemenize gerek kalmaz. Hepsipapel’le hep kazan: Hepsiburada alışverişlerinden kazanılan ödül para Hepsipapel ’i cüzdanınızla yapacağınız alışverişlerde kullanabilir ve daha az ödeyerek alışverişinizi tamamlayabilirsiniz. Size özel Hepsipapel fırsatlarını kaçırmamak için kampanyaları takip edebilir, Hepsipay Cüzdanım’da kazandığınız Hepsipapelleri görebilirsiniz. Ayrıcalıklı bir alışveriş için burayı ziyaret etmeniz yeterli.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Avrupa’nın kanun koyucuları, büyük teknoloji platformlarının nasıl hizmet verip veremeyeceğinin ve rekabetin esaslarının belirlendiği DMA (Digital Markets Act – Dijital Pazarlar Yasası) üzerinde geçtiğimiz hafta mutabakata vardı.
Yıllarca üzerinde düşünüp taşınıp tartıştıktan sonra 2020’nin Aralık ayında ortaya konan geçici anlaşma üzerine üye ülkelerin mutabık kalması sadece 18 ay sürdü. Avrupa’nın belki de en hızlı kararlarından birini aldığı bu metni özel kılan unsurlar nedir, gelin birlikte bakalım.
Topluca Big Tech olarak da anılan Google (Alphabet), Facebook (Meta), Amazon, Apple ve Microsoft beşlisinin sahip olduğu pazar gücünü kötüye kullanmasına karşı Avrupa Birliği’nin verdiği uzun soluklu mücadelenin son ayağı olan yasa tasarısı, şirketler ihlalleri gerçekleştirdikten sonra AB düzenleyicilerinin reaktif olarak ceza kesmesi veya yeni yasal düzenlemelere gelmesinin yetersiz kalışından yola çıkarak işi en baştan sıkı tutan proaktif bazı prensipler ve çerçeveler sunuyor.
DMA bunun için “suyun başını tutanlar” olarak Türkçeye çevirebileceğimiz “gatekeeper”ları tanımlıyor ve bu gatekeeper’ların KOBİ ve girişimlerin rekabet kabiliyetini engellemesine karşı birtakım önlemler alıyor.
Kimdir bu suyun başını tutanlar?
AB’nin tanımına göre piyasa değerlemesi 75 milyar avronun üzerindeki, ya da yıllık cirosu 7,5 milyar avroyu aşan, ve AB üyesi ülkelerde en az 45 milyon bireysel ya da 10 bin kurumsal aylık aktif kullanıcısı/abonesi bulunan firmalar “gatekeeper” kabul ediliyor.
Bu tanımlamanın spesifik olarak Google, Facebook, Instagram, Whatsapp, Amazon, App Store, Google Play, LinkedIn vb. arama motorlarını, sosyal platformları ve pazar yerlerini hedeflediğini belirtmeye gerek yoktur herhalde. Tabii olağan şüpheliler bunlarla kısıtlı değil… Çin merkezli e-ticaret devi Alibaba ve rezervasyon portalı Booking.com’un da bu tanımın çerçevesi altına düşmesi bekleniyor.
Ana başlıklar
AB, tanıma uyan firmaların uyması gereken uzun bir şartname de sunuyor.
Bunlardan ilki, mesajlaşma uygulamalarının karşılıklı işlerliğe (interoperabilite) sahip olması. Yani iMessage’dan Whatsapp’a mesaj atılabilmesi, ya da iMessage’dan atılan bir SMS’in Android cihazlarda düzgün görüntülenebilmesi isteniyor.
- Tabii platformlar arası mesaj alıp almamaya karar ya da izin verecek olanlar yine kullanıcılar. Yasa sadece bu işlevin sunulabilmesini güvence altına alıyor.
- Burada tabii ki güvenlik gereksinimleri de devreye giriyor. Bir başka deyişle interoperabilite sunacak tüm mesajlaşma uygulamalarının benzer güvenlik protokollerini gözeterek aynı uçtan uca şifrelemeyi de sunabilmesi gerekiyor.
- Stanfordlu siber güvenlik uzmanı ve eski Facebook CSO’su Alex Stamos, mesajlaşma uygulamaları arasında hem interoperabilite hem de uçtan uca şifreleme sunmanın çok büyük bir teknik meydan okuma olduğunu ve teklifin rekabeti güçlendirme kisvesi altında kişisel mesajlaşmaları daha kolay tekip edebilmeye yönelik bir adım olabileceği konusunda uyarıyor.
Bir diğer koşulsa gatekeeper’ların reklam gösterecekleri kullanıcıdan açıkça izin almış olmaları gerekmesi. Yani, kullanıcının bir platformda hesap oluşturması, artık reklam gösterimlerine doğrudan izin verdiği anlamına gelmeyecek ve kullanıcı verdiği rızayı geri çekebilecek.
- Bu kuralın, Meta’nın hisselerinin geçtiğimiz ayın başında bir gecede neredeyse %25 düşerek şirketin 230 milyar dolar değer kaybetmesinin de gerekçelerinden biri olduğu iddia ediliyor.
Üçüncü büyük zorunluluk, varsayılan uygulamalarda karşımıza çıkıyor. Buna göre gatekeeper’ların kullanıcılara arama motoru, tarayıcı ve sesli asistan tercihlerini sordukları bir ekran sunması zorunlu hale gelecek ve kendi ürünlerini dayatmalarının önüne geçilecek. Buna ek olarak yüklü gelen uygulamaların silinebilir olması gerekecek ve cihaz üreticilerin kendi uygulamalarına ayrıcalıklar sunması engellenecek.
Son olarak öne çıkan (ve Apple’ın şiddetle karşı çıktığı) gereklilikse kullanıcıların uygulama indirmek için tek bir uygulama mağazasına bağlı kalmaması (sideloading). Apple bunun güvenlik açıklarına davetiye çıkaracağını ve kullanıcıların zararına olacağını iddia ediyor.
- Öte yandan, cihaz üreticilerin Google Play Store’a alternatif uygulama mağazaları Android işletim sisteminde yıllardır mevcut. Hatta MacOS’te de kullanıcılar tıpkı App Store’dan olduğu gibi internetten de diledikleri uygulamayı indirebiliyor. Yasa koyucular iOS için de MacOS’tekine benzer, kullanıcının kendisi için yeterli bulduğu güvenlik derecesini belirleyebildiği bir seçenek sunulmasının kâfi olacağı görüşünde.
- Bu düzenlemenin bağımsız uygulama geliştiriciler için de sevindirici sonuçları olması mümkün. Çünkü hâlihazırda iOS’e uygulama geliştirebilmek için MacOS’in en güncel sürümünü destekleyen bir Apple dizüstü ya da masaüstü cihazınızın olması ve Apple’a yıllık bir abonelik ücreti ödüyor olmanız gerekmekte. Sideloading ile bu dayatmaların da (en azından Avrupa Birliği’ndeki geliştiriciler için) ortadan kalkması mümkün gözüküyor.
Yaptırımlar
Peki düzenlemelere uymayan teknoloji devlerini ne gibi yaptırımlar bekliyor?
AB, şu ana kadar verdiği cezaların caydırıcı olamamasından ders çıkarmış olsa gerek, bu sefer teknoloji şirketlerine oldukça sert yaptırımlar uygulamaya da kararlı görünüyor. Bunların arasında şartnameye uymayan gatekeeper’lara yıllık cirolarının %10’una kadar cezalar, ve ısrarcı ihlallerde ise cezanın %20’ye kadar yükselmesi de bulunuyor.
AB’nin artık ihlali müteakiben ceza kesmeyeceğini yazının başında belirtmiştik. Yeni tanımda gatekeeper’lardan şartnameye tam uyumluluk bekleniyor. Yani ihlal sayacı reaktif değil, proaktif olarak işlemeye başlıyor. 8 yıl içerisinde en az 3 ihlal gerçekleştiren şirketler, ihlallerinde ısrarcı sayılıyor.
Avrupa Komisyonu’nun elinde para cezaları haricinde bir yaptırım aracı daha bulunuyor: Gatekeeper’ların yeni satın almalar yapmalarını engelleme ile bölünmelerine ya da dağıtılmalarına karar verme yetkisi. Aslında buna yaptırım değil, caydırıcılık aracı demek daha doğru olabilir. Bu yetkinin para cezalarının uygulanmasını teşvik edici bir güç olması planlanıyor.
Takvim
Yetkinin uygulayıcısı konumunda bulunacak kurum ise birliğin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu.
Eğer taraflar arasında sağlanan mutabakat sürerse tasarının Ekim 2022’de yasalaşması bekleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Avrupa Birliği Big Tech'e karşı tek yumruk olarak hareket ediyor, çevreci örgütler Bitcoin madenciliğinin iş kanıtından hisse kanıtına taşınması gerektiğini savunuyor.
31 Mar 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?




