BARINAMAYANLAR


Akdeniz’den ilhamla zehirsiz temizlik ürünleri: Lindos Naturals
Dünyayı önemseyen, daha iyi bir gelecek için elini taşın altına koyan, insan sağlığını ve canlılığın devamını göz ardı etmeyen iş modelleri kurgulamak imkânsız mı? Elbette değil.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Barınamıyoruz Hareketi'nden Hasan Doğan'la barınamamak üzerine konuştuk.
Röportaj: Marsel Tuğkan Gündoğdu ve Alara Demirel
Barınamıyoruz hareketi kimdir? Neden böyle bir harekete ihtiyaç duyuldu?
Barınamıyoruz Hareketi, barınma hakkı temelinde bir araya gelmiş gençler tarafından başlatılan bir hareket. Özellikle bu yıl, pandemi sonrasında tekrar üniversite okuduğumuz şehirlere döndüğümüzde karşılaştığımız manzara sebebiyle başta öğrenciler olmak üzere bütün barınamayanların sorunlarını gündeme getirmek üzere çalışmalar yürütüyoruz.
Ev kiralarının yüksekliği, yurtların ücretleri ve kapasiteleri, özel yurt ve apartların fahiş fiyatları sebebiyle çok sayıda genç barınma sorunu yaşıyor. Üniversiteler açıldı ama hâlâ barınma sorununu çözemeyen binlerce öğrenci var. Bu sebeplerle biz kiraların düşürülmesi, yurt kapasitelerinin artırılması gibi bir dizi taleple #Barınamıyoruz diyerek sokaklarda yatmaya başladık. Şimdi bu itiraz, yurdun değişik yerlerinde yürüyüşler, nöbetler, eylemlerle yersiz yurtsuzların isyanına dönüşüyor.
Barınma hakkı özellikle öğrenciler, mülteciler, LGBTİ+'lar gibi dezavantajlı gruplar için giderek ağırlaşan bir hak ihlali alanı oldu. Türkiye'de barınma meselesiyle ilgili olarak ne tür problemler yaşanıyor şu anda?
Biz barınma hakkını yalnıza dört duvar bir çatı altında olmak olarak tarif etmiyoruz. Elbette buna dahi erişimi olmayan binleriz ama sorun sadece bununla sınırlı değil. O yüzden sadece evsizler ya da kalacak yer olmayanlar değiliz, barınamayanlarız.
Bu barınma sorununun (ya da başka bir deyişle barınma hakkının) kapsamına yüksek ücretler ödeyerek barınmak, uzak yerlerde yaşamak, güvenli olmadığımız veya baskı gördüğümüz yerlerde bulunmak ya da yaşamaya elverişli olmayan yerlerde kalmak gibi pek çok sorun giriyor. Bu yıl, özellikle iki yılın ardından şehirlere dönen öğrenciler hem sokakta kaldı hem de yüksek ücretler ödemeye mecbur edildi. Ayrıca KYK yurdu çıkan arkadaşlar dahi ne yaşamaya ne öğrencilik etmeye uygun olan koşullarda yaşıyor. Hatta yemekhanelerde öğünlerin küçültüldüğü, fiyatların artıldığını da görüyoruz.
Dolayısıyla barınma hakkı, yaşamaya uygun koşullarda barınmak demek. Bu öğrencilerin olduğu kadar işçilerin, işsizlerin, göçmenlerin ve başka kesimlerin — bütün yoksulların ortak sorunu. LGBTİ+’lar, özellikle translar barınma hakkı en çok gasp edilen kesimlerden. LGBTİ+ öğrenciler KYK yurtlarında kalmak konusunda büyük zorluklarla mücadele etmek zorunda kalıyor, kalabildiği durumlarda da ayrımcılığa ve şiddete maruz kalıyor.

İllüstrasyon: Ece Tugay
Benzer biçimde kiralık evler bahsinde de özellikle transların barınma hakkı gasp ediliyor — ev verilmediği gibi, transların beraber yaşadığı birçok sokak "genel ahlak" gibi ne anlama geldiği belli olmayan gerekçelerle basılıyor ve kişiler evlerinden zorla çıkartılarak evler mühürleniyor.
Bu noktada sadece bir hakkın gaspından bahsetmiyoruz aslında. Barınma sorunu, tarihten de bildiğimiz gibi mülk sahibi olanlarla olmayanlar arasında ortaya çıkan ve sınıf mücadelesinin özgün bir biçimi. O yüzden burada sadece bir hakkın talep edilmesinden değil, barınamayanların düzen karşısında biriktirdiği öfkenin açığa çıkmasından bahsediyoruz.
Barınamıyoruz Hareketi'nin karar alıcılardan ne tür talepleri bulunuyor?
Öncelikli taleplerimiz acilen barınamayan öğrenciler için kalıcı bir çözüm geliştirilmesi; yurt kapasitelerinin artırılması; yurt ücretlerinin geri çekilmesi ve öğrenci evlerini destekleyecek bir program oluşturulması. Özel yurt ve apartların fahiş ücretlerine karşı kamu kaynaklarının öğrenciler lehine kullanılacak biçimde düzenlenmesi.
Öte yandan, onlarca boş ve kullanılmayan binanın, yaşama koşullarını karşıladığı ölçüde barınamayanların kullanımına açılması gibi talepler de gündemde — dediğimiz gibi, mesele sadece taleplerin karşılanması değil. Binlerce ev boş dururken her yıl daha fazla inşaat yapılırken insanların hâlâ evsiz kalmaya devam edip etmeyeceği gündemimizde.
Bu açıdan evet, barınma sorunu acil bir mesele ve en azından öğrencilerin durumuna acil çözümler geliştirilebilir ama en temelinde bu durum bir taraf olma meselesi: Kimin tarafındasın, mülk sahiplerinin mi barınacak yeri olmayanların mı?
Sosyal medyadaki temsil harekete fayda sağladı mı?
Nöbete başladığımız ilk gün polis iki defa barikat kurdu ama her seferinde geri çekilmek zorunda kaldı. Bunun nöbetteyken on binlerce insanın bize destek olduğunu ortaya koymasıyla ilgili olduğunu biliyoruz. Bu sayede her gün sabaha kadar nöbet tutabildik ve hareket diğer barınamayanlara ulaşabildi.
1300’den fazla insan bir hafta içerisinde bize ulaştı. Hem sorunlarını paylaştı hem de harekete katılmak istediğini söyledi. Diğer günlerde de ve hala bu destek katlanarak sürüyor. Barınamıyoruz ve barınma hakkımızı alana kadar mücadeleye devam edeceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Derin Yoksulluk Ağı'na sen de dolandın mı? Barınabiliyor musun? Sargı Donation'a katıldın mı?
26 Eki 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...



