Başka bir kitap fuarı mümkün: Frankfurt'a alternatif, Filistin’e Özgürlük Fuarı

İsrail’in Gazze halkına uyguladığı soykırımı görmezden gelmesi dolayısıyla tepkilerin odağında bulunan Frankfurt Kitap Fuarı’nın 77'incisi 15 Ekim’de açıldı. Boykot çağrıları gölgesinde düzenlenen fuarın alternatifi için de geri sayım başladı. Bu sene ikincisi düzenlenen Filistin’e Özgürlük Fuarı yine organizasyon alanının karşısındaki açık alanda “Başka bir fuar mümkün” diyor.
Başka bir kitap fuarı mümkün: Frankfurt'a alternatif, Filistin’e Özgürlük Fuarı

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Yazı: Zeynep Kılıç

İsrail’in Gazze halkına uyguladığı soykırımı görmezden gelmesi dolayısıyla tepkilerin odağında bulunan Frankfurt Kitap Fuarı’nın 77’incisi 15 Ekim’de açıldı. Boykot çağrıları gölgesinde düzenlenen fuarın alternatifi için de geri sayım başladı. Bu sene ikincisi düzenlenen Filistin’e Özgürlük Fuarı yine organizasyon alanının karşısındaki açık alanda “Başka bir fuar mümkün” diyor. 

  • Frankfurt’un bu yılki onur konuğu olan Filipinler de alternatif kitap fuarında yerini alacak. Filistin direnişinin odakta olacağı fuar, Frankfurt Kitap Fuarı ziyaretçileri dahil herkesi fuar alanına davet ediyor.

Geçen sene "İsrail'in Gazze'deki soykırım politikalarına destek veren Frankfurt Kitap Fuarı’na tepki olarak hemen karşısındaki açık alanda düzenlenen Alternatif Frankfurt Kitap Fuarı geleneksel hâle gelir mi?" diye sormuştuk. Soruya cevap vererek başlayalım: Filistin’e Özgürlük Kitap Fuarı’nın ikincisi bu yıl da fuar alanının yakınında ziyaretçilerini bekliyor olacak. Üstelik bu defa daha da güçlü geliyorlar. 

Aradan geçen zamanda İsrail’in Filistin halkına yönelik uyguladığı zulüm azalmak bir yana daha da şiddetlense de Gazze’de ateşkesin devreye  girdiğine yönelik haberler şüphelerin eşlik ettiği bir umut ortamı yarattı. Ancak önceki tecrübeler İsrail’in “güven vermeyen” pozisyonunu güçlendiriyor. 

Öte yandan yine aradan geçen zamanda İsrail’e yönelik geniş katılımlı protesto gösterileri de Avrupa genelinde yaygınlaştı. Halk nezdinde gösterilen tepkiler henüz kurumlara yansımasa da kamuoyu baskısı zaman zaman bu kurumları zor durumda bırakıyor. Gazze konusundaki duruşu sebebiyle Frankfurt Kitap Fuarı'nın boykot edilmesi çağrısında bulunan 50 ülkeden yaklaşık 600 yayınevini temsil eden Yayıncılar için Filistin Platformu (Publishers for Palestine) ve fuarın bu yılki onur konuğu Filipinler’de hararetle devam eden boykot çağrıları sembolik de olsa kültür ve yayıncılık dünyasında Filistin’le dayanışmanın giderek güçlendiğini gösteriyor.

Filistin'e Özgürlük Fuarı nasıl doğdu?

Önce hikayenin başına dönelim ve Frankfurt Kitap Fuarı’nı, boykot tartışmalarının odağı hâline getiren süreci hatırlayalım. 2022 yılındaki fuarda açılış konuşmasını yapan Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, Ukrayna'daki yayın sektörü ile dayanışma çağrısında bulunurken o yılki fuara Rusya’dan çok sayıda yayınevinin katılmasına da yasak getirilmişti. Bir sonraki yıla gelindiğinde ise İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırımı kınamak bir yana, Filistinli Yazar Adania Shibli’ye verilecek ödül son anda iptal edilmiş; fuarda Filistin ve edebiyatçıları yok sayılmıştı. 

2023’ün onur konuğu olan Slovenya adına açılış törenine katılan ünlü filozof Slavoj Žižek, Hamas'ın saldırılarını kınamakla birlikte Filistinlilerin de dinlenmesi ve geçmişlerinin dikkate alınması gerektiğini söylemişti. Žižek’in oldukça yumuşak tonda dillendirdiği bu küçük eleştiri bile Alman basınının ve siyasetçilerinin büyük tepkisine yol açmıştı.

İsrail’in Gazze halkına uyguladığı soykırımı görmezden gelmesi dolayısıyla boykot çağrılarının odağında bulunan fuarın 77’incisi için geri sayım başladı. 15 Ekim’de başlayan fuarda dünyanın dört bir yanından yayınevleri eserlerini tanıtma imkanı buluyor. Dolayısıyla fuar, yayınevleri için sadece prestij anlamında değil ticari anlamda da büyük önem taşıyor. 

  • Bu durum, kendisine özel bir sergi alanı tahsis edilen ve çeşitli etkinliklerle desteklenen onur konuğu ülke için iki misli bir fırsat demek. Bir de bu ülke, hemen her alanda olduğu gibi kültür ve edebiyat tanıtımı konusunda da “ayrıcalıklı” addedilen Batı dünyası dışında kalan ülkelerden biri olduğunda, fırsatın boyutu artıyor.

Filipinler, fuar tarihinde Endonezya’dan sonra onur konuğu olan ikinci Asya ülkesi. Filipinli yetkililer, Frankfurt’u ülkelerinin edebiyatının dünyaya tanıtılması açısından reddedilmesi çok da kolay olmayan bir fırsat olarak düşünse de bireysel olarak fuarı boykot eden çok sayıda Filipinli yayınevi ve yazar var. Fuar yaklaşırken ülkedeki boykot tartışmaları da hararetli bir şekilde devam ediyor. Yayıncılar boykot konusunda ikiye ayrılmış durumda. Bir kısım yayınevi ve yazar, fuara katılmanın İsrail’in Filistin’deki eylemlerine dolaylı destek anlamına geleceğini düşünürken diğer kısmı ise katılımın Filipin edebiyatını dünyaya tanıtmak için bir fırsat olduğunu ve orada Filistin’e destek mesajlarının da verilebileceğini savunuyor.

Fuara davetli oldukları halde İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü insanlık dışı eylemlere sessiz kaldığı, hatta soykırıma dolaylı destek verdiği gerekçesiyle Frankfurt Kitap Fuarı’na katılmayı reddeden yayınevlerinden biri Gantala Yayınevi. Filipinli feminist bir yayınevi olan Gantala Press’in yayıncısı Faye Cura, Frankfurt Kitap Fuarı’nın kendini “özgür fikirlerin platformu” olarak tanıtırken, gerçekte ise bu özgürlüğün seçici bir özgürlük olduğunu savunuyor. İsrail’in Filistin’deki eylemlerine sessiz kalıp, boykot çağrısı yapanlara alan açmaması bunun en önemli kanıtı. 

Cura’ya göre Frankfurt Kitap Fuarı, görünüşte “kültürel bir etkinlik” olsa da gerçekte ticari bir pazar olarak işlev görüyor. Fuarın kitap satmak veya fikir alışverişi yapmak için değil, pazarlık ve kâr odaklı iş bağlantıları kurmak için düzenlendiğini ileri süren Cura, bu yüzden büyük fuarlardan ziyade Literal PRO – Barcelona Radical Book Fair (Barcelona Radikal Kitap Fuarı) gibi bağımsız etkinliklerle uluslararası bağlantılar kurmayı tercih ediyor. Mayıs ayında Barcelona’da LITERAL fuarı ile paralel şekilde düzenlenen fuarın amacı, büyük Avrupa fuarlarına alternatif bir alan sunmak; yayınevleri ve telif hakkı işbirliği kurabileceği, hak devri ve etkileşimler geliştirebileceği bir ortam yaratmak. 

  • Bu yılki fuarda yayınevlerinin Filistin kurtuluş mücadelesinde nasıl bir rol oynadığını, “Publishers for Palestine” aracılığıyla işbirlikleri kurmanın, eleştirel sesler yükseltmenin ve karşı anlatıları oluşturmanın tartışıldığı bir yuvarlak masa toplantısı düzenlenmiş. Cura ayrıca Yayıncılar için Filistin Platformu ve Filistin Kütüphanesi ve Filistin’e Özgürlük Kitap Fuarı ile de işbirliklerini sürdürdüklerini belirtiyor.

Fuar programı

Gelelim bu yılki Filistin’e Özgürlük Kitap Fuarı’na. Bu yılki fuar 17-19 Ekim tarihlerinde Frankfurt Kitap Fuarı’nın düzenlendiği yerin hemen karşısındaki parkta yapılacak. Bu yıl fuar, geçen seneden daha kapsamlı bir program sunmayı hedefliyor. Konular arasında Filistin, Keşmir, Filipinler, çevresel adalet, anti-kolonyal psikoterapi gibi temalar yer alacak. Atölyeler, paneller, şiir ve müzik dinletileri, uluslararası hukukun konuşulduğu etkinlikler düzenlenecek.

Fuarın organizatörlerinden Khalil Pierre, bu yılkı fuara Filipinler’den bir delegasyonun davet edildiğinden ve burada Filipinler’in konu edildiği bir panel düzenleneceğinden bahsediyor. Panelde Filipinler’den ve diasporadaki Filipinlilerden katılan panelistler yer alacağını belirten Pierre, panelin ayrıca, Filipinler’deki çeşitli girişimleri ve onların yaptıkları çalışmaları tanıtmak için de bir fırsat olacağını ifade ediyor.

Khalil Pierre, bu sene fuara ilginin geçen yıldan daha fazla olacağı görüşünde. Zira aradan geçen zamanda Alman kamuoyunun Gazze konusundaki farkındalığı artmış durumda. Protesto eylemleri her geçen ay daha geniş katılımlara sahne oluyor ve eylemlerde broşürlerle halkı alternatif fuara davet ettiklerini ve gösterilen ilginin oldukça iyi olduğunu söylüyor Pierre. 

Aynı durum Alman yayınevleri için pek geçerli gibi durmuyormuş. Nitekim iletişime geçerek davet ettikleri Alman yayınevlerinden herhangi bir dönüş alamamışlar. Pierre tam da burada bir örnek veriyor:

"Ocak ayında Frankfurt Kitap Fuarı’nı boykot çağrısında bulunan Yayıncılar İçin Filistin Platformu’na (Publishers for Palestine) üye 600 yayınevi arasında Almanya’dan bir tane bile yayınevi bulunmuyor."

Bu sene ayrıca çocuklar için de bir çadır tahsis etmişler. Bu da geçen yıl fuara katılamayan daha fazla çocuklu ailenin fuara katılması demek.

Filipinli yazarlar ve yayıncılar Žižek’in yaptığı gibi bir çıkış yapar mı bilinmez; kesin olan ise Filistin’e desteğin, şimdilik uluslararası fuarlarda olmasa bile, kendine alternatif platformlarda yer bulmaya devam edeceği. Hem ne demişler:

"Her alternatif, bir özgürlük vaadi taşır"

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar