Bawer Doğanay’la Mezopotamya Ovası’ndan daha uzaklara bakmak


Tanış, çalkala, eğlen: Jigger İstanbul
Köklerini İstanbul'un renkli ve dinamik dokusundan alan Jigger İstanbul , etkinlikler ve atölyeler düzenleyerek kokteyl kültürünü yeniden şekillendiriyor. Uğur Arslan liderliğindeki ekip, sadece bir kokteylden öte, onun arkasındaki…
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Bawer Doğanay, resimlerinde canlı renkler ve dikkat çekici kompozisyonlarla izleyicilerinin işlerini tanıdığı bir sanatçı. Eserlerindeki renklerin zenginliği, yoğun bir veri toplama ve işleme sürecinin ürünü olarak ortaya çıkıyor. Mardinli sanatçı, Mardin’den izler taşıyan tarihî yapıları, taş süslemeleri ve motifleri gerçek ile fantastik unsurları harmanlıyor. Sanatçının işleri, ilk bakışta neşeli ve renkli bir dünya sunuyor gibi görünse de daha derin bir inceleme onların aslında oldukça ekspresif, hırçın ve içsel bir anlatıma sahip olduğunu ortaya koyuyor. 6. Mardin Bienali’nde bu sefer eserlerinde ilk kez çocukken bağ kurduğu kırlangıçları konu ediniyor. Bawer, Mardin'le ilişkisini, ilham kaynaklarını ve üretim sürecini anlatıyor.
Elif Bayram: Mardin senin için neresidir; fiziksel, coğrafi ve duyumsal sınırları nerede başlar?
Bawer Doğanay: Mardin’in sınırları benim için masallarla başlıyor. Burada Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünde okudum ve Şahmaran masalı benim için bir başlangıç oldu. Murathan Mungan’ın hayatından kesitleri ve Mardin’de yaşadığı dönemleri anlattığı kitaplarıyla ve Yaşar Kemal’in betimlemeleriyle beslendim.
EB: Bawer’in Mardin’le nasıl bir ilişkisi var?
BD: Bawer’in Mezopotamya Ovası ve gökyüzüyle bir ilişkisi var. Burada mevsimsel döngüleri, gece ve gündüzün farkını ve bunun gökyüzü ve ovayla ilişkisini, değişimleri ve farklılıklarını gözlemliyorum. Bunlar beni besleyen görseller.
EB: Mardin, sanat pratiğinde kendini nasıl gösteriyor? Resimlerinde kullandığın motifler, tarihi yapılar ve doğa manzaraları gibi somut araçların ve kurmacalarındaki nüanslar üzerinden senin Mardin’ini nasıl okuyabiliriz?
BD: Kullandığım motifler, tarihî yapılar tamamen benim burada, Mardin’de maruz kaldığım unsurlar. Yaşadığım yer eski bir ev, yürüdüğüm yollar, sokaklar, taş motifler… Her gün gördüğüm unsurlar bunlar ve resimlerimde çok etkili oluyor çünkü ben aynı zamanda gündelik olanı inceliyorum.
EB: Yüksek lisans tezine ithafen, Türkiye’de sanatçı aktivizminin etki alanını nasıl değerlendiriyorsun?
BD: Yüksek lisans tezimin çıkış noktası Mardin, Nusaybin, Sur ve Cizre’deki hendek olayları ve bu toplumsal olaylara sanatçıların tepkileriydi. Bunların üzerinden yola çıktım ve daha evrensel bir dile dönüştü. Toplumsal olaylara sanatçıların tepkilerini ve katkılarını araştırdığım bir tez haline geldi.
Türkiye’de etkili bir sanatçı aktivizmi var. Bunu daha önceki yıllarda Gezi olaylarında ve birkaç şehir direnişinde görebiliyoruz. Bu anlamda etkili bir sanatçı aktivizminin mevcut olduğunu söyleyebiliriz ama ağır baskılara maruz kalınıyor.
EB: Mardin Bienali’nin bu yılki teması “Daha Uzaklara” sana ne anlatıyor? Bu kapsamda “daha uzaklara” bakma niyeti, hatta bienalin kendisi bir direniş sayılabilir mi?
BD: “Daha Uzaklara” bana Mezopotamya Ovası’nın görüntüsünü çağrıştırıyor. Cümle olarak da politik bir cümle gibi görünüyor bana ve aktivist tavrın etkisini hissettiriyor. Mezopotamya Ovası’ndan daha uzaklara bakmak, Ortadoğu’ya, oradaki kaosa bakmak gibi hissettiriyor.
EB: 6. Mardin Bienali kurumsal destekçilerinden Beylerbeyi için gökyüzünün dansçıları kırlangıç motifleri çalıştın. Mardin’de kırlangıçlarla nasıl bir ilişkin var, bu yaratım sürecine nasıl yansıdı?
BD: Kırlangıçlarla tanışıklığım eskiye, küçüklüğüme dayanıyor. Daha önce de bu motifi çalışıyordum, resimlerimde yer veriyordum. Markayla bir araya gelirken de atölyemde kırlangıç motiflerinin yer aldığı çalışmalarım üzerinde yoğunlaştık ve bir önceki bienalde kırlangıçlarla yaşadığım anları da anlattım. Kırlangıcın çok uzaklara gidebilmesi, hızı, devinimi ve yarattığı enerjiyle bir yaratım sürecimiz oldu.
EB: Çocukluğunda ya da yakın geçmişte hafızana kazınmış, süreç içinde anımsadığın bir kırlangıç hikayesi var mı?
BD: Kırlangıçlar mart ayında Mardin’e gelmeye başlarlar ve yaz sonuna doğru giderler. Çocukluğumda evlerin içine kırlangıçlar doluşurdu, yuva yaparlardı ve her sene onların gelmesini beklerdik. Bizim için ulaşılması çok zor bir canlıydı; hem çok hızlı hem çok çevik ama aynı zamanda da evin içindelerdi. Bu tezat bir taraftan çok keyifli ve kutsal bir yerdeydi. Asla yuvalarına dokunulmaz ve bozulmazdı.
Kırlangıçlarla ilgili en önemli anım bir önceki Mardin Bienali’ndeki karşılaşmamdı. Sergim için 20-30 yıldır girilmemiş bir mekana girdim. Camı, penceresi açık bir yerdi. İçeriyi temizlemeye başladığımda kırlangıçların buraya yuva yaptığını gördüm. Ben sergiyi kurarken onlar da sergi mekanında hızla, devinimle dönmeye başlıyorlardı. Orada bana çok güzel bir enerji yüklediler. Sergi başladıktan sonra yavruları oldu, çoğaldılar ve bir arada bir sergi süreci geçirdik beraberce.
EB: Bu defa kırlangıçlar senin için nasıl bir temsiliyet içinde?
BD: Bu defa kırlangıçları gökyüzünde izleme üzerine düşündüm. Mardin’de bütün evler sonsuz gökyüzü ve ovaya bakar. Bu yıl için kırlangıçları bu sonsuz gökyüzü ve ova birlikteliğinde gözlemleme şansı buldum. Geçen yıl sergi mekanında yaşadığım o süreç de çok etkili oldu. Bu defa kırlangıçların gelişini kutlamak ve izlemekle geçiriyorum zamanımı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Mezopotamya Ovası ve gökyüzünün arasında Bawer ve Zahit ile ayaküstü sohbetteyiz. Sebeb-i ziyaretimiz 6. Mardin Bienali. Aklımızda kırlangıçlar, uçurtmalar ve masallar var.
17 May 2024

YAZARLAR

Elif Bayram
Editor-in-chief, Soli

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.




