
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İstanbul’un herkes için bir başka anlamı var. Kimi eğitim ya da iş için burada kimi sevgili yanında, kiminin sadece geçiş noktası kiminin evi. Yüzyıllardır şehre yüklenen anlamlar onu hepimizde başka bir yere konumlandırıyor.
Mekân ve şehirlerin hafızası, onları coğrafi kalıplarının dışına taşırarak farklı boyutlarda algılamamızı sağlıyor. Performans sanatçısı Alisa Oleva da Eve Yürüyüş adlı performansı çerçevesinde İstanbul, kadın ve ev kavramları üzerinden şehrin sosyal ve duygusal kimliğine dokunuyor. Oleva İstanbullu kadınları (kendini kadın olarak tanımlayan katılımcıları) bir açık çağrıyla Eve Yürüyüş'e davet ediyor. Performistanbul’un ilk misafir sanatçı programı kapsamında gerçekleşen performans British Council’ın #KültürdeKadınGücü Destek Programı sayesinde, Live Art Development Agency (LADA, Londra) iş birliğiyle hayata geçiyor.

Performans kapsamında gerçekleşecek yürüyüşlerde katılımcılar İstanbul’da “ev” olarak tanımladıkları yere doğru yürürken sanatçı Oleva da onlara Londra’dan eşlik edecek. Aralarındaki bağı telefonları sağlayacak ve performans izleyicisiz gerçekleşecek. Yıllardır kadınların şehre bıraktığı izler üzerinden seçilen başlangıç noktaları ve kadın(lar)la ilgili önemli şahıslar, olaylar, yapıtlar üzerinden şehrin okumasının yapıldığı bir harita İstanbul ve kadınlar arasındaki güçlü bağa dikkat çekecek.
Kadınların şehre bıraktığı izler arasında belki her gün geçtiğimiz ama farketmediğimiz, unuttuğumuz ya da hiç bilmediğimiz semboller yer alıyor. Seyhun Topuz’un şehir planlamasının değişimi nedeniyle kaldırılan ve kaybolan 4. Levent’teki heykeli, Halide Edip Adıvar’ın 1919 yılında yaptığı aktivist ve politik bir konuşma anısına Fatih’teki Sultanahmet Meydanı, Gürdal Duyar’ın İstanbul’u kadın bedeniyle temsil ettiği heykeli anısına Yıldız Parkı, Gezi Olayları’nda önemli bir figür hâline gelen Kırmızılı Kadın anısına Gezi Parkı, Füsun Onur’un belediye ekipleri tarafından park düzenlemesi sırasında kaldırılan 50. yıl heykeli anısına Fındıklı Parkı ve Süreyya Operası gibi yer ve mekânların yer aldığı harita, şehri kadınların merkezde yer aldığı önemli olaylar üzerinden okuyor.

Haritadaki diğer önemli noktalar arasında: Adalet Cimcoz’ün 25 Aralık 1950'de açtığı çağdaş sanatın gelişimine katkı sağlayan Maya Sanat Galerisi anısına Beyoğlu’ndaki Kallavi Sokak, 1993 yılında Tünel Meydanı’na dikilen ve üzerinde kaplı olan maddenin ateşe verilmesiyle tahrip edilen Ayşe Erkmen’e ait “Açık Sütun” anısına Tünel Meydanı, Türkiye’de ve dünyada kadın hareketi ile ilgili çalışmalar olmak üzere Türkçe ve yabancı dilde 14 binin üzerinde kitabın yer aldığı Kadın Eserleri Kütüphanesi anısına Balat, Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı Füreya Koral’ın duvar yerleştirmesi anısına Unkapanı IMÇ (İstanbul Manifaturacılar Çarşısı), 20. yüz yılın en önemli sopranolarından biri olarak görülen Leyla Gencer anısına Bakırköy’deki Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi, 17 Mayıs 1987 gününde kadınların ilk kez kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirdiği dayağı protesto eden miting anısına Kadıköy Yoğurtçu Parkı yer alıyor.
“Eve yürümek” biz kadınlar için birbirinden farklı pek çok anlam ifade edebiliyor. İstanbul’da, Türkiye’de hatta dünyada eve dönüş yolu çoğu zaman güvende hissetmediğimiz, gergin ve “tehlikeli” bir yolculuktan ibaret oldu. Sanatçı açık çağrı metninde “İstanbul’da yaşayan bir kadın olarak “ev” kavramının ne anlama geldiği sorusunu cevaplamak için senin de bunun bir parçası olmanı istiyorum.” sözlerini paylaşıyor. İstanbul Sözleşmesi’nin öneminin ve gerekliliğinin bir kez daha hatırlandığı mevcut ortamda performans pek çok noktaya değiniyor. Oleva çağrısına şu sözlerle devam ediyor: “Benimle eve yürümeni istesem, beni nereye götürürdün? Ev, güvende hissetmekle aynı anlamı taşır mı? Sana ev hissini ne verir? Bu yaşadığın yer mi yoksa başka bir yer midir? Bu belki bir yer bile değildir? Şimdi yürümenin ve evi bulmanın zamanı!”
İstanbul ve Londra olmak üzere eş zamanlı olarak iki şehirde gerçekleşecek proje kapsamında birlikte yürümek için 25 Ekim 2020 Pazar gününe kadar [email protected] adresine yazabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Günaydın! Bugün İstanbul yağmurlu ve yorgun. Gündemimizde çöpün yolculuğu, eve yürüyüş, İstanbul'u konuşan filmler var.
18 Eki 2020

YAZARLAR

Burcu Dimili
İletişim danışmanı, editör, sanat yazarı.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.




