Bir şehri tuval olarak görmek

“Grafiti sanattır, müdahaledir, mesajdır, iletişim aracıdır, heyecandır, politikadır, hiçbir şey ya da her şeyi ifade edebilmektedir. Grafiti çalışmasının değerine, kamusal çevrenin esere verdiği tepki şekil vermektedir.”
Bir şehri tuval olarak görmek

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Renkli protest bir dışavurum: Grafiti, kamusal alanlarda yer alan bir duvar veya yüzeye püskürtülmüş, çizilmiş veya kazınmış yazı ve çizimlere denir. Grafiti sözcüğü Yunanca “graphein” kelimesinden gelir ve İtalyancadaki “sgraffio” kelimesinden günümüzdeki grafiti hâlini alır. Esasen duvar yazısı anlamına gelen grafiti, duvarlara çizilen ve bu çalışmayı yapan kişinin isteğine göre hobi, şöhret, siyasi mesaj verme, sokakta yaşananları aktarma gibi amaçlarla kompozisyonlar oluşturan bir dışa vurumdur. 

Nereden nereye?

Zaman içinde grafiti: Tarihsel olarak grafitinin oldukça eski bir geçmişe, mağara duvarlarına çizilen şekiller nedeniyle İlk Çağ, 4. veya 5. yüzyıl dönemlerine dayandığı, Pompei'deki duvar yazılarının grafiti sayıldığı söylenebilir. Eski Mısır döneminde insanların geçtikleri yerlerdeki duvar ve kayalara bıraktıkları çeşitli şekil ve yazılardan oluşan mesajlar, grafitinin ilk adımları sayılsa da günümüzdeki anlamıyla grafitinin esas çıkış noktasının 1940'lı yıllarda İkinci Dünya Savaşı günlerine denk geldiği söyleniyor.

Legallik ile illegallik arasında bir yerde: Grafiti, 1940’lı yıllarda Almanya’daki Berlin Duvarı’na protestolar amacıyla iki yönlü olarak slogan ve şekillerle tanınmaya başlar ve ABD'nin 1960’lı yıllarında sokak çetelerinin kendi alanlarında hâkimiyet belirtmek için çizdikleri yazı ve şekillerle kendini gösterir. Diğer yandan New York Times gazetesinde yayımlanan bir makalede, TAKI183 mahlasıyla duvarlara imza atan bir postacının konu alınması grafiti sanatının ilk kez dünya kamuoyunda duyulmasını sağlar.

Beyrut
Beyrut
Fotoğraf: Elif Bayram

Bir şehirde var olma çabası: Grafitinin ortaya çıkmasıyla birlikte çeşitli belediyeler vandalizm olarak gördükleri bu uygulamayla mücadele içine girdiler. Birleşik Krallık, istenmeyen grafitileri ülkenin duvarlarından sildirmek için yılda 1 milyar sterlin harcıyor. Bununla beraber grafitinin olumlu bir etkisi olduğunu düşünen Londra Belediyesi kültürel strateji danışmanı Adam Cooper, belediyenin sanatçılara grafitilerini icra etmeleri için özel alanlar tesis edebileceğini belirtiyor. Buradaki motivasyon ise, grafitinin bir şehrin turizm gelirlerine ciddi katkıda bulunabileceği gerçeği. Dünyadaki tüm yasal duvarları gösteren bir internet sitesi bile mevcut.

İsim, şehir, graffiti

Arjantin, Buenos Aires: Sokak sanatı konusunda dünyanın en popüler şehirlerinden biri. Buenos Aires’in bu kadar popülerliğe ulaşmasındaki temel nedenlerden biri sokak sanatı çalışmaları için belediyelerden herhangi bir izin alma zorunluluğu olmaması; yalnızca bina sahibinden izin almanın yeterli olması.

Birleşik Krallık, Londra: Londra’da tartışmasız olarak en iyi tanınan sokak sanatçısı, 2010 yılında Time dergisinde dünyanın en etkili 100 ismi arasında yer alan Banksy. Onun sayesinde Leake Street, 2008 yılından beri Londra’nın sokak sanatı merkezi olarak anılır. 

Almanya, Berlin: Dünyanın sanat başkentlerinden biri olan Berlin’de, şehrin siyasal ve tarihsel yönden önemli bir sembolü olan Berlin Duvarı, politik işlevini yitirdikten sonra tamamen grafiti sanatı için ayrılmış. East Side Gallery, 1990’da 21 ülkeden 118 sanatçı tarafından Berlin Duvarı’nın orijinal parçası boyanarak oluşturulmuş. Bugün hâlâ şehrin her tarafı grafitilerle bezeli. 

East Side Gallery, Berlin
East Side Gallery, Berlin
Fotoğraf: Elif Bayram

Adrenalinden estetiğe - İstanbul’da grafiti: Türkiye’ye grafiti Almanya’dan 1980’lerin sonu, 1990’larda gurbetçiler aracılığıyla break dans ve hip hop ile birlikte geliyor. 1990’larda Turbo sayesinde Blue Jean’de yer almaya başlayan grafiti, 2000’lerde televizyonlarda görünürlük sağlayınca insanların sempatisini kazanıyor. 

İstanbul gibi canlı ve hareketli bir metropolde grafiti örnekleri, sokağın iletişim gücünü en etkili şekilde kullanma biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Bunun bir örneği, 2012’den bu yana Kadıköy’ün duvarlarını yerli ve yabancı mural sanatçılarıyla buluşturan Mural İstanbul projesi. Belediyelerin de destek verdiği etkinlik kapsamında, Çayırbaşı Caddesi üzerindeki üç duvar, üç yerli sanatçıya emanet edilmişti: Esk Reyn, Max on Duty ve Leo Lunatic. 

Bunun yanında, geçtiğimiz aylarda grafiti sanatçısı Saype, Beyond Walls (Duvarların Ötesi) projesi kapsamında İstanbul'da Boğaziçi Üniversitesi, Beykoz ve Haliç'te çimlendirilen bir dubaya, insan zincirinin halkalarını çizmişti.

istanbul graffiti
İstanbul
Fotoğraf: Bekir Başar Özer

Mahalleler: Kimi zaman illegal veya belediye destekli gerçekleştirilen bu sanat akımı, bazı görüşlerce şehirleri markalaştırmanın bir aracı olarak görünüyor ve grafitiyle Berlin tarzı mahalleler yaratmayı umuyorlar. Yazar Feargus O’Sullivan, sanatçıların ve “yaratıcı işçilerin”, “bir yerin dönüşümüne parlak bir cila” kattığını düşünüyor ve bu süreci “sanatla göz boyama” (artwashing) olarak tarif ediyor. 

Peki İstanbul’da grafiti kendine nasıl bir yer buluyor? Unutmayalım ki grafitiyi tek bir bağlamda incelemek pek gerçekçi olmayacaktır: “Grafiti sanattır, müdahaledir, mesajdır, iletişim aracıdır, heyecandır, politikadır, hiçbir şey ya da her şeyi ifade edebilmektedir. Grafiti çalışmasının değerine, kamusal çevrenin esere verdiği tepki şekil vermektedir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🖌️ Grafiti, Boğaziçi, su

Grafitinin şehirle ilişkisi, şehrin içinde üniversitenin anlamı, İBB'den su tasarrufu çözümleri

10 Oca 2021

🖌️ Grafiti, Boğaziçi, su

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?