BM’den Binaların Karbon Ayak İzini Azaltma Çağrısı

Daha Fazla ve Daha Hızlı
BM’den Binaların Karbon Ayak İzini Azaltma Çağrısı

21 Mart - BMWi - Dünyahali
BMW i ile birlikte

Yeşil Çelik: Otomotiv Sanayisinde Sürdürülebilir Dönüşüm Bir ormanda kesilen ağaçların, içtiğiniz suyun ve soluduğunuz havanın bir otomobilin üretimiyle nasıl bir bağlantısı olabilir diye hiç düşündünüz mü? Çoğu zaman bu bağı fark etmesek de sanayinin en temel hammaddelerinden biri olan çeliğin üretimi sırasında açığa çıkan atıklar, nehirleri ve yeraltı su kaynaklarını kirletebiliyor. Ayrıca, üretimde kullanılan kömür, karbon salımının yanı sıra, madencilik faaliyetleri nedeniyle ormanların zarar görmesine de sebep oluyor. Tropik ormanları, su kaynaklarını, doğal yaşamı korumak ve sanayinin çevresel ayak izini azaltmak için yeşil çelik devreye giriyor. Hidrojen bazlı yeni üretim yöntemleri, kömür kullanmadan çelik üretimini mümkün kılıyor. Bu nedenle yeşil çelik, sanayinin yönünü değiştirecek bir inovasyon olarak görülüyor. Geleneksel üretimde kullanılan kömürün yerine hidrojen kullanıldığında karbon salımı neredeyse sıfıra iniyor ve su tüketimi önemli ölçüde azalıyor. Ayrıca, kömür madenciliğine olan ihtiyacın azalması, orman tahribatını önleyebiliyor. İklim, kaynaklar ve ürün odaklı sürdürülebilirlik stratejileri doğrultusunda BMW Group, gelecekte sadece otomobillerin değil, üretiminde kullanılan malzemelerin de doğaya dost olması gerektiğinin farkında. Çelik, tedarik zincirindeki ana karbon emisyon kaynaklarından biri olduğu için, çelik portfolyolarını sürdürülebilir bir şekilde tekrar organize etmeye kararlı. BMW Group, Neue Klasse vizyonu ile 2026’dan itibaren küresel üretim ağına düşük karbon ayak izine sahip çeliğin en az üçte birini dahil etmeyi hedefliyor. Bu hamlenin, tedarik zincirindeki karbon salımını yılda 900.000 ton azaltacağı ve çelik endüstrisinin dönüşümünü desteklemeye yardımcı olacağı öngörülüyor. BMW’nin attığı adımlar, sadece otomotiv sektörünü değil, doğayı da koruyan bir dönüşümün parçası olmayı amaçlıyor.

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Dr. Çağla Kettner

Birleşmiş Milletler, ülkeleri binalardan kaynaklanan karbon salımlarını hızla azaltmaya çağırdı. Geçtiğimiz haftalarda yayımlanan açıklamada, ev, ofis, mağaza ve diğer binaların, küresel sera gazı salımlarının üçte birini oluşturduğu hatırlatılarak acil önlem alınması gerektiği vurgulandı.

BM Çevre Programı'nın (UNEP) yeni raporuna göre;

  • Bina sektörünün karbondioksit salımları son on yılda yüzde 28 azalması gerekirken, aksine yüzde 5 arttı. İklim politikaları ve yenilenebilir enerji kullanımının etkisiyle 2023’ten itibaren salımlar durağanlaşsa da sektör hâlâ dünya enerji tüketiminin yüzde 32’sinden ve karbondioksit salımlarının yüzde 34’ünden sorumlu durumda.

UNEP İcra Direktörü Inger Andersen, “Çalıştığımız, alışveriş yaptığımız ve yaşadığımız binalar, küresel salımların ve atıkların üçte birini oluşturuyor. Hükümetlerin attığı adımlar işe yarıyor, ancak daha fazlasını ve daha hızlı yapmalıyız” dedi. Andersen, ülkeleri iklim planlarına bina ve inşaat kaynaklı salımları hızla azaltma hedefleri eklemeye çağırdı.

Raporda, Paris İklim Anlaşması’nı imzalayan yaklaşık 200 ülkenin çoğunun bina sektörüne değinmesine rağmen, yalnızca 19 ülkenin ulusal karbon azaltma planlarında ayrıntılı hedeflere sahip olduğu belirtildi. Enerjiyle ilgili salımlarda ve yenilenebilir enerjinin benimsenmesinde ise ilerleme “gerekenin oldukça gerisinde”. 2030 yılı karbon azaltma hedeflerine ulaşmak için, doğrudan ve dolaylı karbondioksit salımlarının yılda yüzde 10’dan fazla düşmesi gerekiyor. Bu oran, başlangıçta öngörülenden iki kat daha hızlı bir azalma anlamına geliyor.

Yenilenebilir enerjiye geçişte de benzer bir tablo var;

  • 2015’ten bu yana güneş ve rüzgar enerjisinin nihai enerji tüketimindeki payı yalnızca 4,5 puan artarken, hedeflenen artış yüzde 18 düzeyindeydi. UNEP, 2030 yılına kadar dünya genelinde yenilenebilir enerji kullanımının üç katına çıkarılabilmesi için bu sürecin yedi kat hızlanması gerektiğini belirtiyor.

Raporda, yenilenebilir enerjinin toplam enerji kullanımındaki payının 2030’a kadar yüzde 46’ya çıkarılması hedefleniyor. Ayrıca, bina tasarımı, yalıtımı, yenilenebilir enerji ve ısı pompaları gibi çözümlerle enerji verimliliğinin artırılması gerektiği vurgulanıyor.

Bina inşaatında kullanılan çelik ve çimento gibi malzemeler, sektör kaynaklı karbon salımlarının yaklaşık beşte birini oluşturuyor. Bu alanlarda sürdürülebilirlik çalışmalarının artırılması gerekiyor. Olumlu gelişmeler de var; Avrupa’da geri dönüştürülmüş malzemeler inşaat girdilerinin yüzde 18’ini oluşturuyor ve döngüsel inşaat uygulamaları yaygınlaşıyor.

UNEP, büyük sera gazı salımcılarına 2028’e kadar sıfır karbon bina enerji standartları getirme çağrısı yaparken, diğer ülkeleri de 2030’a kadar kendi düzenlemelerini oluşturmaya ve sıkılaştırmaya davet etti. Çin, Fransa, Almanya, Meksika ve Güney Afrika’nın ulusal politikaları olumlu örnekler olarak gösterildi.

Ancak finansman hâlâ “kritik bir zorluk” olmaya devam ediyor. 2023’te, küresel enerji verimliliği yatırımları yüzde 7 azalarak 270 milyar dolara düştü. Bunun nedeni, yüksek borçlanma maliyetleri ve Avrupa’da bazı devlet desteklerinin geri çekilmesi olarak gösteriliyor. Bu yatırımların 2030’a kadar iki katına çıkarak 522 milyar dolara ulaşması gerektiği vurgulanıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

149: Yaşamın Dengesi 🌀

Sürdürülebilir ve verimli çalışma kültürü, binaların karbon ayak izi, iklim krizi ile artan alerjik rahatsızlıklar, Venedik Mimarlık Bienali ve çok daha fazlası..

04 Nis 2025

BMW i ile birlikte
149: Yaşamın Dengesi 🌀

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR