Borsa İstanbul’da yeni hikaye: Yükselişin perde arkasında ne var?

Uzmanlar yerli yatırımcıyla birlikte yabancıların da Borsa İstanbul’da yeni bir hikaye görmeye başlamış olabileceğini söylüyor. Peki uzmanlara göre borsadaki yükselişin arkasındaki hikaye veya hikayeler neler olabilir?
Borsa İstanbul’da yeni hikaye: Yükselişin perde arkasında ne var?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Borsa İstanbul endeksleri Mart ayına hızlı başladı. 2 Ağustos tarihinde Bank of Japan (BoJ) kriziyle tetiklenen ‘Kara Pazartesi’nin ardından 10.000 seviyesinin altına düşerek bu tarihten sonra 10.300 düzeyini aşamayan ve hatta Şubat ayının sonlarına doğru 9.400 düzeylerine kadar geri çekilen BIST 100 endeksi, özellikle 4 Mart tarihinin ardından hızla yukarı yönde hareketlendi ve 10.800’li seviyelere çıkarak Ağustos öncesi seviyelerine geri döndü. 

Aynı tarihlerde yabancı yatırımcıların da yavaş yavaş borsaya dönüş yapmaya başladığı görüldü. TCMB tarafından yayımlanan menkul kıymet verilerine göre yabancı yatırımcılar Mart’ın ilk haftasında 216,3 milyon USD’lik net hisse alımı yaparak bu kalemde Ocak’tan bu yana kaydedilen en güçlü girişi yaptı. 

Uzmanlar yerli yatırımcıyla birlikte yabancıların da Borsa İstanbul’da yeni bir hikaye görmeye başlamış olabileceğini söylüyor. Peki uzmanlara göre borsadaki yükselişin arkasındaki hikaye veya hikayeler neler olabilir?

“Yaz aylarında lezzetli meyveler yememiz mümkün”

Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Strateji Portföy Genel Müdürü Burak İhsan Çetinçeker, borsada uzun süren hikayesizliğin ardından sabit getirili enstrümanlara yönelen yatırımcıların, şimdi birden fazla hikaye yazıldığını görmeye başladığına dikkat çekerek şu yorumu yaptı:

“Uzun süren hikayesizliğin yarattığı kuraklığın ardından, sabit getirili enstrümanların gerek faiz seviyesi gerekse vergisel sebeplerle cazibesini yitirmeye başladığı bir dönemde, tam da tasarruf sahipleri başlarını kaldırmış etraflarına bakarken, bir değil birkaç hikayenin zuhur etmeye başladığını gördüler: Trump sonrası Türkiye-AB ilişkileri, Türkiye-Ukrayna ilişkileri, Türkiye-Suriye ilişkileri, Terörsüz Türkiye süreci, toparlanma emareleri gösteren Avrupa ekonomisi ve güçlenen avro, bilançolarda en kötünün geride kalmış olması ihtimali vesaire…”

Borsadaki yükseliş ivmesinin çoğunlukla siyasi gelişmelere bağlı olabileceğine de dikkat çeken Çetinçeker, “Hâl böyle olunca, düşen cemreleri de fırsat bilip, çiçek açtık. Vakitli olup olmadığını iç siyasette yaşanacak gelişmeler ve Trump'ın vitesi yükseltmeye devam edip etmeyeceği gösterecek. Fakat şayet vakitsiz değilse -ki bence değil- yaz aylarında lezzetli meyveler yememiz mümkün” dedi. 

“Trump politikaları Türkiye için pozitif bir paradigmaya dönüşüyor”

Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Fortuna Capital CEO’su ve Nurol Portföy Yönetim Kurulu Danışmanı Altuğ Özaslan, piyasadaki yükselişin faiz indirimlerine ilişkin pozitif beklentilerin yanı sıra yurt dışındaki siyasi gelişmelerden de kaynaklandığını vurgulayarak, “Şubat ayı enflasyon verisi beklenenden iyi gelince TCMB’nin yıl sonu hedefine dair piyasa güveni yükseldi ve faiz indirimi beklentileri arttı. Ama asıl konu, Trump’ın, dünyanın önemli bir kısmının birleşmesine ancak ABD’nin bunlardan ayrışmasına sebep olan politikalarının Türkiye için pozitif bir paradigmaya dönüşüyor olmasıdır. Genç nüfus, lojistik ağının merkezinde olmak, güçlü ordu, gelişen savunma sanayi, Rusya-Ukrayna savaşının bitme ihtimali, Suriye’deki kalıcı çözümde ana aktör olmak gibi majör nüanslar Türkiye’nin AB tarafından arzu edilmesi mecbur bir ülke haline gelmesini sağladı” ifadelerini kullandı. 

“AB tarafından Türkiye’ye ilişkin gelen pozitif yorumlar ve Trump seçildiğinden beri ABD ile dengeli ve ılımlı bir ilişkisi olan ender ülkelerden biri olmamız, uluslararası ilişkiler bazında Türkiye’yi yeniden yıldızı parlamaya aday ülke konumuna soktu. Ortodoks ekonomi politikası dahilindeki dezenflasyon süreci de üzerine eklenince ‘Türkiye yeni bir hikaye mi yazıyor’ beklentisi kısa vadeli sermaye akışı sağladı.”

BIST’te son birkaç aydır izlenen seyir nedeniyle kısa vadeli yukarı hareketler için bir marjın da bulunduğuna dikkat çeken Özaslan, “Her ne kadar 2024 sonu finansallarına göre BIST’in temel olarak yukarı marjı fazla olmasa da 2025’e dair faiz indirimi beklentileri, kârlılıklarda kısmi düzelme ve uluslararası ilişkilerde pozitif sürpriz beklentileri 9400 seviyesinden yukarı mevcut hareketi tetikledi” dedi. 

“Aynı zamanda ana ihracat pazarımız AB’nin kronik sorunları kenara atarak el birliği yapmaya başlaması ve Almanya’da gündem olan yatırım paketiyle EUR/USD’nin de yukarı gitmesi Türkiye’deki ihracatçı şirketler için pozitif bir durum oluşturdu. Bu hareketin uzun soluklu olacağını düşünmüyorum ve 11800-12100 arasında bir yerde sona erme ihtimalini bugünkü şartlar altında yüksek görüyorum. Ama senenin geneli için BIST bazında gayet pozitifim.”

“Almanya’dan gelen haber akışı BIST’te alımları genele yaydı”

Konuyla ilgili Aposto’ya açıklama yapan Bulls Yatırım Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Berkay Yılmaz da BIST’teki yükselişe dair TCMB’nin faiz indirimleriyle birlikte özellikle Avrupa’da yaşanan son siyasi gelişmelere dikkat çekerek, “Almanya’nın savunma ve altyapı yatırımları için yüz milyarlarca euro ayırarak mali disiplin kurallarında köklü bir değişikliğe gitmeye hazırlandığına dair haber akışı, Avrupa borsalarının yanı sıra Borsa İstanbul’da da alımların genele yayılmasına neden oldu. Öte yandan Ukrayna-Rusya-ABD arasındaki görüşmeler ve barışa dair umutlar da Borsa İstanbul’daki yükselişi destekleyen önemli etkenlerden biri oldu” ifadelerini kullandı. 

Son yükseliş hareketinde en öne çıkan sektörel endekslere de değinen Yılmaz, “Son dönemdeki bu çıkışta özellikle BIST İnşaat, BIST Teknoloji ve BIST Metal Eşya Makine endeksleri ön plana çıktı. BIST 100 Endeksi, bugünkü işlemlerde 10.900 seviyesinin üzerine çıkarak 26 Temmuz’dan bu yana ilk kez bu kritik eşiği test etti. Borsa İstanbul’un yükseliş ivmesini koruyup koruyamayacağı önümüzdeki süreçte küresel gelişmelere ve yurt içindeki ekonomik adımlara bağlı olacak” dedi. 

Uyarı: Burada yer alan ve hiçbir şekilde yönlendirici nitelikte olmayan içerik ve yorumlar genel niteliktedir. Herhangi bir yatırım tavsiyesi içermemektedir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Fed sonrası küresel tahvil piyasalarında neler oluyor?

Fed’in 25 baz puanlık faiz artışı, küresel tahvil piyasalarında yalnızca politika faizinin bir kademe daha yükselmesi anlamına gelmiyor. Kararın piyasa açısından daha önemli tarafı, ABD’de para politikasının beklenenden daha uzun süre sıkı kalabileceğine yönelik algının güçlenmesi. Bu noktada küresel tahvil piyasasının en önemli referansı ABD 10 yıllık tahvil faizi olmaya devam ediyor.

Eren Kuru

·

24 Eyl 2026

Fed sonrası küresel tahvil piyasalarında neler oluyor?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Güncel fon krizinin tahlili: Türkiye sermaye piyasası için yeni bir eşik

SPK'nın 131 fonu tasfiye etmesiyle 455 bini aşkın yatırımcının birikimi askıda kaldı. Türkiye'nin derin bir sermaye piyasası kurabilmesi için haksız kazanç geri alınmalı, zarar mükellefe yüklenmemeli. Bu kriz, doğru dersler çıkarıldığında Türkiye sermaye piyasası için bir eşik olabilir.

Yaman Alp Ungan

·

24 Eyl 2026

Güncel fon krizinin tahlili: Türkiye sermaye piyasası için yeni bir eşik
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Tüketicinin sepeti küçülürken, fişi nasıl büyüyor?

ABD’den Türkiye’ye, fiyatların gelirlerden hızlı arttığı bir dönemde tüketici harcamaktan vazgeçmek yerine alışveriş biçimini değiştiriyor. Daha küçük sepetler, market markaları, daha sık alışveriş ve kredi kartına yayılan ödemeler hane bütçesindeki baskının giderek daha görünür hâle gelen sonuçları. Tüketim verileri canlılığını korurken, bu canlılığın arkasında gelir dağılımı, borçlanma ve sürekli sonraya bırakılan harcamalar var.

Hakan Bektaş

·

24 Eyl 2026

Tüketicinin sepeti küçülürken, fişi nasıl büyüyor?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

2008 krizinin ışığında bugünün fon krizi

Ülkemiz fon piyasasında önceki hafta adeta deprem yaşandı. Teknik detaylara ilişkin çokça yazılıp çizilse de dip toplamda tasarruf sahiplerinin “paramı ne zaman ve hangi değer üzerinden geri alabileceğim?” sorusu yanıtlanmayı bekliyor. Bu noktada benzer yaşanmışlıkları yakın geleceğe dair belirsizlikleri azaltabilecek bir ayna olarak kullanabiliriz. 2008'de ABD'de yaşanan Reserve Primary Fund krizi de öğretici bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

Eralp Ersoy

·

24 Eyl 2026

2008 krizinin ışığında bugünün fon krizi
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Türkiye cari açığını nasıl finanse ediyor?

TCMB verilerine göre Türkiye, Ocak-Temmuz döneminde toplam 34,8 milyar dolarlık cari açık verdi. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla 10,6 milyar dolar büyüyen açığın finansmanında bankaların ve şirketlerin dış borçlanması öne çıktı. İlgili dönemde açığın finansmanı için yurt dışından kullanılan krediler önemli ölçüde artarken, rezervlerden de geçen yıl kullanılanın iki katından fazla kaynak kullanıldı.

Emircan Yaman

·

23 Eyl 2026

Türkiye cari açığını nasıl finanse ediyor?