Borsa TCMB kararına kilitlenmiş durumda

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
BIST-100 endeksi, 5 Kasım’da bir yükseliş hareketi başlatarak bu hafta 9.501 puan ile en yüksek seviyesini test etti. Söz konusu yükselişin ardında üç temel neden bulunuyor. Bunlardan ilki, 5 Kasım’da Trump’ın ABD seçimlerini kazanmasının tüm dünya borsalarına olduğu gibi Türkiye’ye de olumlu yansıyacağı beklentisiydi. Piyasa, Trump ile liderler düzeyinde Biden dönemine göre çok daha iyi ilişkiler kuracağımızı ve bu sayede ABD ile olan S-400, F-35 ve Halkbank davaları gibi sorunların en azından bir kısmının çözülme ihtimalinin arttığını düşünüyor. Ayrıca Trump’ın seçimi kazanmasıyla, Rusya-Ukrayna savaşının sona ereceği ve bu sayede Türkiye’nin bu bölgeye çok daha fazla ihracat yapabileceği beklentisi de borsayı yukarı çeken faktörlerden biri oldu. Öte yandan ABD, Türkiye’nin ikinci ana ihracat pazarı. ABD’nin, özellikle Çin’e uyguladığı güçlü gümrük tarifeleriyle Çin’den boşalan pazarı Türkiye’nin doldurabileceği beklentisi de kısmi olarak etkili olmuş olabilir.
Borsadaki son dönemdeki yükselişin en önemli itici gücü ise son Enflasyon Raporu sunumu oldu. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın sunumdaki bazı olumlu ve yumuşak tonlaması, Aralık ayında bir faiz indirimi yapılacağı beklentisini doğurdu ve borsa, Trump’ın zaferinin de etkisiyle güçlü dirençleri hızla kırarak 9.501 seviyesine kadar yükseldi.
Ayrıca geçen hafta 3. çeyrek bilançolarının sona ermesi, borsa üzerindeki baskıyı hafifletti. 3. çeyrek bilançolarının kötü gelmesi bekleniyordu; ancak buna rağmen 9 aylık finansalların beklenenden daha kötü gelmemesi ve bazı büyük şirketlerin beklentinin üstünde kâr açıklaması, 4. çeyrek bilançolarına dair bakışı kısmi de olsa olumluya çevirdi. Bu beklentiyle piyasa, bilançolar açısından 3. çeyrekte en kötünün görüldüğünü, 4. çeyrekte her ne kadar kötü bilançolar olsa da, 3. çeyrek kadar zayıflık olmayabileceği umudunu taşıdı. Bu da borsaya ivme kazandıran bir diğer faktör oldu.
Bu haftaya geldiğimizde ise 9.200-9.400 arasına sıkışan volatil bir endeks görüyoruz. Özellikle de dün Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın yeniden alevlenmesiyle düşüşe geçen endeks, kritik destek seviyesi 9.170’e kadar geri çekildi, ancak 9.232 seviyesinden kapanış yaptı. Endeks, yön bulabilmek için Perşembe günü açıklanacak olan Merkez Bankası faiz kararına odaklanmış durumda. Faiz kararı ile 9.200-9.400 bandında yukarı ya da aşağı yönlü bir kırılma beklenebilir. O halde yarın Merkez Bankası faiz kararına bağlı olarak bizi nasıl bir endeks bekliyor?
İlk olarak Merkez Bankası kararına ilişkin beklentilerimi paylaşayım. Piyasa beklentisine paralel olarak, ben de Merkez Bankası’nın faizi sabit tutmasını bekliyorum. Ancak asıl gözler faiz karar metninde olacak. Piyasa, Aralık ayında bir faiz indirimi gelip gelmeyeceğine dair faiz karar metnindeki değişiklikleri titizlikle inceleyecek ve Enflasyon Raporu sunumundaki olumlu tonlamaların devam edip etmeyeceğini takip edecek. Bu bağlamda, özellikle PPK metninin ilk paragrafındaki enflasyonla ilgili kısımda dikkatler yoğunlaşacak. Merkez Bankası, bu paragrafta aylık enflasyonun ana eğiliminin düştüğünü dile getirirse ve hizmet enflasyonunun son çeyrekte iyileşmeye devam edeceğini belirtirse, bu durum olumlu algılanabilir. Ayrıca, bir önceki PPK metnine göre iyileşmenin derecesine dair daha güçlü vurgular, Aralık ayında faiz indirimine dair beklentileri güçlendirebilir. Yine bu paragrafta, üçüncü çeyreğe ilişkin göstergelerin, yurt içi talebin yavaşlamaya devam ederek enflasyondaki düşüşü destekleyici seviyelere yaklaştığını ima etmesi de faiz indirimi için bir zemin oluşturabilir. Ayrıca, ilk paragrafın dışında da Merkez Bankası faiz indirimine dair dolaylı ya da doğrudan sinyal içeren bir sözel iletişim de ekleyebilir veya bu amaçla yeni düzenlemelere gidebilir; bunu takip edeceğiz.
Açıkçası, PPK metninde Enflasyon Raporu sunumundaki iyimserlik dozunu aşan bir iletişim beklemiyorum. Merkez Bankası, Aralık’ta bir faiz indirimi için 3 Aralık’ta açıklanacak olan Kasım ayı enflasyonunu da görmek isteyebilir. Ancak Enflasyon Raporu sunumundan anladığım kadarıyla Merkez Bankası, Kasım ayı enflasyonuna dair güçlü bir sürpriz beklemiyor; mevsim etkilerinden arındırılmış ana eğilimin gerilemeye devam etmesi bekleniyor. Bu nedenle, Aralık ayında bu eğilim düşüşüne güvenerek, şimdiden piyasayı hazırlamak amacıyla çok daha net bir sinyal gelir mi sorusu da merak konusu. Ama her şeye rağmen, şu an için Enflasyon Raporu sunumu tadında olumlu vurgu ve tonlamalara sahip bir PPK metni, daha güçlü bir olasılık olarak görülüyor. Bu nedenle, PPK metninde bir sürpriz olacaksa, bunun daha şahinlik yönünde değil, daha güvercinleşme yönünde olmasını beklerim.
Peki, borsa bu kararlara nasıl tepki verir? Piyasa, eğer PPK metninde Aralık ayında faiz indirimine dair çok güçlü bir sinyal görürse, her ne kadar bu beklenti fiyatlamalar içinde kısmi olarak yer alsa da, ilk olarak 9.500, sonrasında ise çok güçlü direnç olan 9.700 seviyelerine doğru bir yükseliş söz konusu olabilir. Bu bağlamda, güçlü bir faiz indirimi sinyali ile faize duyarlı sektörler olan bankalar, gayrimenkul yatırım ortaklıkları, çimento ve taş toprak endeksi içindeki şirketlere daha güçlü alım gelebilir. Öte yandan, Merkez Bankası’ndan bir faiz indirimi sinyali çok güçlü olmayan, belli belirsiz bir sinyal olarak algılanırsa, bu durumda endekste çok güçlü bir ivmelenme olmasa da, bu beklenti endeksi diri tutmaya da yetebilir. En azından 9.200 altına düşüşleri engelleyebilir.
Aksine, piyasa, eğer Aralık’ta bir faiz indirimine dair herhangi bir sinyal görmezse, yani şahin bir algı oluşursa, bu durumda endeks için kritik bir destek seviyesi olan 9.160 altı ve hatta 9.000 altı seviyeler radara girebilir. Tabii hemen şunu da bir dipnot olarak ekleyeyim: Rusya-Ukrayna savaşının çok daha alevlenmesi ve oradan daha kötü haber akışlarının gelmesi durumunda, yukarıda çizdiğim senaryolar geçerliliğini yitirebilir. Bu nedenle, savaşla ilgili haber akışlarını da pozisyon alırken yakından takip etmek büyük önem taşıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
G20 Liderler Zirvesi'nin ilk gün bildirisinde "ultra zenginlerin" vergilendirilmesi konusu yer aldı. Bildiride ultra zenginlere getirilecek %2'lik bir vergi ile yoksulluğa karşı 250 milyar dolar toplanabileceği ifade edildi.
20 Kas 2024

YAZARLAR

Doç. Dr. Filiz Eryılmaz
ALB Yatırım Başekonomisti. Bursa Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Görevlisi.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Jeopolitik gelişmeler piyasaların en zor fiyatladığı risklerden biridir. Savaşın ne zaman sona ereceğini, bir zirveden hangi kararın çıkacağını veya seçimlerin siyasi dengeleri ne ölçüde değiştireceğini önceden bilmek mümkün değildir. Buna rağmen jeopolitik haber akışı yatırımcı açısından tamamen öngörülemez bir alan da değil.

Türkiye’de para politikasının yakın vadeli geleceğine dair soru işaretleri, jeopolitik karmaşa ve yansımalar bir yana, makro gündemin ana maddesi olmaya devam ediyor. Dezenflasyon sürecinde izlenen yatay-aşağı görünüm, şirketlerin birikimli finansman ihtiyacı ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın hareket eğilimine aynı anda ancak farklı yönlerde etkiliyor. 10 Eylül tarihli PPK kararını da bu kapsamda ve daha geniş bir çerçevede okumak gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı açıkladı. Bu programa iki ayrı soruyla yaklaşılabilir. Birincisi iç tutarlılıktır. Büyüme, enflasyon, işsizlik ve bütçe rakamları birbiriyle uyumlu mu? İkincisi dış geçerliliktir. Bu belgelerin geçmişte verdiği rakamlar, kaydedilenle karşılaştırıldığında ortaya nasıl bir sicil çıkıyor?

Ekonomi yönetimi Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programının limitini Temmuz ayında 750 milyar TL’ye yükseltti. Yakın zamanda açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nda (OVP) ise katma değeri yüksek, daha küçük ölçekli imalat yatırımları için yeni bir uygulama hazırlanması kararlaştırıldı. Peki finansmanın koşulları neler?

Temel ekonomik hedeflerin yer aldığı 2027-2029 dönemine ait Orta Vadeli Program’da 2026 büyüme tahmini yüzde 3,8'den yüzde 3,3'e düşürülürken, enflasyon tahmini yüzde 16'dan yüzde 28,4'e yükseltildi. OVP, net şekilde seçim ekonomisine geçildiğini göstermese de, 2027’nin seçim açısından kritik bir hazırlık yılı olabileceğine dair bazı işaretler mevcut.




