“Bu sefer son”: Bankacılık krizi


Yeni nesil değer yatırımcısı: Inveo Ventures Geleceğin şirketlerinden birini kurmak ve sermaye yaratmanın yanı sıra bir değer köprüsü inşa etmek istiyorsanız sizi bir yatırımdan daha fazlasını sunan Inveo Ventures ile tanıştırmak isteriz. Nedir? Inveo Yatırım Holding ve Gedik Yatırım grubunun kurduğu girişim sermayesi yatırım ortaklığı şirketi olan Inveo Ventures , girişimcilik ve risk sermayesi hakkındaki bilgi birikimi sayesinde yenilikçi ve ölçeklenebilir teknoloji şirketleriyle değer yaratıyor. Kurucuları ve ekipleri destekleyerek tüm zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olmak için çalışıyor. Neden Inveo Ventures? Girişimlerin Seri A öncesi köprü yatırım turlarına odaklanıyor, teknoloji tabanlı ve yatırım tezine uygun girişimler için ‘sektör agnostik’ bir şekilde değerlendirmelerini gerçekleştiriyor. Gerçekleştirdiği girişim yatırımlarının ‘ortak yönetim merkezi’ olarak hareket eden şirket; portföy girişimleri, grup ve ekosistem arasında adeta bir ‘değer köprüsü’ olarak konumlanıyor. Mevcut portföy iştiraklerine verdiği iş geliştirme, strateji, finans vb. desteklerle grubun değer yaratan yatırımcı olma kültürünü sürdürüyor. Dahası: hiVC yapısının yönetimini de gerçekleştiren Inveo Ventures, hiVC ve 100% hiVC iştiraki hiBoost şapkasıyla değerlendirdiği girişimlerin fikir aşamasından başlayan ‘erken aşama yatırım turlarına’ da katılım sağlıyor. Çok yakında: Inveo Ventures, bu yıl itibarıyla henüz açıklanmayan ancak yakın zamanda açıklanacak yatırım duyurularıyla portföyünü genişletmeyi planlıyor. Inveo Ventures ile yatırımınıza değer katmak için inveoventures.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Bankacılık krizinin her yeni limanıyla birlikte yetkililerin "bu seferki son" açıklamalarını dinleyen piyasa oyuncuları, tedirgin olunması gereken bir durum olduğunun farkında. Siyasetçiler de dahil olmak üzere herkes, bankaların istikrara kavuşturulduğunu söylerken bankacılık hisselerinde dalgalı görünüm devam ediyor.
Silicon Valley Bank ve Signature Bank'in "kendine özgü" vakalar olduğu ve diğer bankaların tehlikede olmadığı fikrine çabucak ikna olunduktan sonra gelen First Republic Bank sürprizi; JPMorgan CEO'su Jamie Dimon gibi yetkililerin "tamam, bu sefer son" iddiasına inanmayı epey zorlaştırdı.
Ek olarak: Yakın zamanda yayımlanan bir Stanford makalesinde, SVB'nin ödeme gücünde herhangi sıradışı bir durum olmadığı açıklanıyor.
- İflaslar, mevduat fonlarının güvenliğinden endişe eden müşterilerin paralarını topluca çekmelerinin ardından gerçekleşti.
Kaldı ki: İçinde bulunulan noktada, herhangi bir bankanın bilançosuna bakarak ödeme gücü konusunda tamamen güvende olmanın imkansıza yakın olduğu söylenebilir.
- Bloomberg Opinion yazarı Matt Levine söz konusu durumu, "Bir banka, değerlemesi hakkındaki makul tahminlerin bir koleksiyonudur. Nesnel bir gerçeklik yoktur" şeklinde tanımlıyor.
Hatırlatma dozu: Yükselen faiz oranları dolaylı biçimde Silicon Valley Bank ve First Republic Bank'ın iflasında önemli bir rol oynadı.
Diğer taraftan: Merkez bankaları krize, finansal işlemlerin normal şekilde devam etmesini sağlamak için fazladan nakit bulundurmaya yönelik tedbirlerle karşılık verdi. Ancak, panik havası dağıldıkça önlemlerden bazıları azaltıldı.
Geçtiğimiz Cumartesi Berkshire Hathaway CEO'su Warren Buffett, korkunun bulaşıcı olduğunu ve tüketicilerin kredi kurumlarının güvenliğine dair hissedilir endişelerinin krize etkili bir şekilde yanıt vermeyi zorlaştırdığını belirtti.
Sonuç olarak: Finansal krizin karakteristiği olan güven unsurunun tamamen yıkıldığını görmesek bile, düzenleyicilerin kuralları daha da sertleştirdiğini ve bankaların kredi verme isteklerini geri çektiklerini görebiliriz. Mevcut durumda bunun 2008'e benzer bir biçimde sonuçlanıp sonuçlanmayacağı net değil; ama bankacılık krizi adı altında devam edeceği bir gerçek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İklim gündeminin seyrini hangi başlıklar belirliyor? Bankacılıktaki mevcut dalgalı atmosferin sonunda bir finansal kriz var mı, yok mu?
08 May 2023

YAZARLAR

İdil Ertürk
İş Dünyası & Finans Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Matcha, protein barlar, iki malzemeli Japon cheesecake’i, Gigi Hadid makarnası, çiğ köfte suşi… Yiyecek trendleri, artık sosyal medyanın etkisiyle çok daha hızlı yayılıyor. Tedarik zincirleri ise bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Talep, dijital hızda büyürken çiftlikler ve fabrikalardaki tarım ve gıda üretimi, fiziksel sınırlar içinde kalıyor.

Pusula Finans Holding’in Tera Grubu’nca devralınacak olmasıyla ilgili haberlerin kamuoyuna yansıması sonrası Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın tutuklanması, bu satışla ilgili gelişmeleri gündemin ilk sıralarına taşıdı. Yarız’ın banka hesaplarıyla mal varlıklarına tedbir konulurken, Tera Grubu ile planlanan satış görüşmeleri sürüyor. Soruşmanın kapsamı genişlerken, Pusula Portföy’ün büyüme hızı dikkat çekiyor.

Avrupa’dan Japonya’ya birçok ülke, artan güvenlik kaygılarıyla birlikte savunma bütçelerini büyütüyor; bu harcamaların teknoloji, istihdam ve sanayi üzerinden ekonomiye de ivme kazandırması bekleniyor. Peki silahlanma, durgun ekonomiler için gerçekten bir büyüme motoruna dönüşebilir mi?

Giriş seviye pozisyonlarda işe alımlar, dünya genelinde hızla yavaşlıyor. Genç işsizliğindeki bu artış, özellikle beyaz yakalı işlerde büyük oranda yapay zekaya atfediliyor. Fakat yakın tarihli araştırmalar, yeni mezunların yaşadığı istihdam sıkıntısının asıl sorumlusunun uzaktan çalışma olabileceğine işaret ediyor.

Çin merkezli markaların peş peşe Türkiye pazarına girişi ve önemli bir satış başarısı elde etmesi, Türkiye’deki yöneticileri biraz rahatsız etmişti. Bunun üzerine Türk lobisinin de yönlendirmeleriyle vergiler, ithalat düzenlemeleri ve servis şartları üzerinden bu markaların önüne ciddi bir duvar örüldü. Ağustos ayına ilişkin pazar verileri ise bu “Çin işkencesi”nin sonuç verdiğini ortaya koydu.




