Bu yaz raflarda ne var ne yok?

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
"Rafta", yazının derinliklerine doğru bir keşfe çağırıyor. Sizin, bizim, yazarın, sahafın, kitapçının ve yayıncının raflarını karıştırıyor. Hangi kitabı okuyacağınıza karar vermenize ya da yeni ufuklara yelken açmanıza kılavuz olmak istiyor. Bunu yaparken de "Neden?" sorusunun cevabını veriyor. Sadece edebiyat değil, tarih, sanat, seyahat ve rehber kitaplar da "Rafta" yerini alıyor. O zaman raflarda ne var biraz karıştırmaya başlayalım.
Bir kentin hareketliliğini ölçmenin en iyi yollarından biri billboard’lara bakmak. Pandemi sürecinde aylarca boş kalan şehrin billboard’ları, son dönemde konser, tiyatro ve diğer etkinliklerinin tanıtımlarıyla yeniden süslenmeye başladı. Bu tanıtımların içinde ve nihayet kitaplar da var. Basım maliyetleri, kurlarda yaşanan artışlar, kapanan kitapçılara bir de pandemi eklenince kitap dünyası için zorlu bir bahar dönemi yaşanmıştı. Kitap dünyasında olumsuz havanın dağılması için elbette uzun bir yol var. Normalde sonbahar aylarından itibaren başlaması gereken kitap fuarların akıbeti belirsiz. Ancak tüm bunlar ilerleyen dönemlerde resim netleşince detaylı şekilde yazılacak konular olduğundan biz şu anda elimizdekilerle yetinip son dönemde çıkan kitaplara biraz edebiyat, biraz sanat biraz da tarih üzerinden göz gezdirelim.
• Ernst Hans Gombrich, Gölgeler: Sanatın Öyküsü kitabı onlarca yıldır bu alanda en temel kitaplardan biri kabul edilen Türkçede de defalarca yeni baskısı okurla buluşan Gombrich’in bir çalışması da Türkçeye kazandırıldı. Everest Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan Gölgeler, Londra’daki ünlü National Gallery’de düzenlenen bir serginin kitaplaştırılmış metni olma özelliği taşıyor. Dünyaca ünlü Avusturyalı sanat tarihçisi Gombrich, bu kitabında Batı Sanatı’nda gölgenin izini sürüyor. Gombrich, alışılagelmiş akıcı üslubunu yansıtan kitapta gölgenin ustası Caravaggio’dan yakın dönem ressamların eserlerine kadar çok sayıda tablo ve gölgenin etkisi irdeleniyor.
• Ferzan Özpetek, Bir Nefes Gibi: İtalya’da yaşayan yönetmen Ferzan Özpetek, İstanbul Kırmızısı ve Sen Benim Hayatımsın kitaplarının ardından üçüncü romanı Bir Nefes Gibi ile karşımızda. Can Yayınları’nın yayımladığı kitap İtalya’da uzun bir süredir çok satanlar listesinde yer alıyor. Tıpkı yazarın kendi hayatında olduğu gibi İtalya ile İstanbul arasındaki şekillenen kitap, yaşanmışıkların farkındalığı, yapamadıklarımızın özlemi ve kalanlar üzerine düşünmeye ve hissetmeye çağırıyor.
• Saffet Emre Tonguç, Ege ve Akdeniz’den Seçtiklerim: Butik Oteller: Pandemi, yaz tatili alışkanlıklarını da derinden etkiledi. Yazın başında öngörüldüğü gibi bu yıl insanlar tatillerini ağırlıklı olarak daha sakin yerlerde ve küçük otellerde geçirmeyi tercih etti. Sezon boyunca da bu durum devam edeceğe benziyor. Ege ve Akdeniz kıyıları butik oteller açısından geniş bir çeşitliliğe sahip olsa da nerede ve nasıl konaklanacağının seçimi de önemli bir sorun. İşte bu noktada seyahat yazarı Saffet Emre Tonguç’un Ege ve Akdeniz’den Seçtiklerim: Butik Oteller kitabı iyi bir yardımcı olabilir. Alfa Yayınları etiketiyle çıkan kitapta Türkiye’nin en önemli tatil destinasyonlarındaki butik otellere dair ipuçları yer alıyor.
• Barbara Ehrenreich, Sağlık Salgını: Yeni çıkanlardan radarımıza takılan son kitap biraz ezber bozan türden. “Uzun yaşam sevdamız neye mâl oluyor?” sorusuyla yolan çıkan Barbara Ehrenreich, Sağlık Salgını kitabında modern insanın takıntılarını hem bilimsel hem de popüler kültürle harmanlayıp okura sunuyor. Pek çok Avrupa ülkesinde çok satanlar listesinde yer alan kitap, diyet ve fitness programlarını sorgulayıp bu konularda yeniden düşünmeye davet ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Birkaç güzel tesadüfle karşınızdayız. "Fırtına Öncesi", "Raftan", "Gösteri Dünyası" ve "Dönüşüm Atölyesi"ni memnuniyetle sunarız.
14 Ağu 2020

YAZARLAR

İhsan Dindar
Kitap yazarı @ Duende

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.

İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.

Cormac McCarthy’nin 1985’te yayımlanan büyük romanı "Kan Meridyeni"ni okurken insanın aklına zaman zaman şu tuhaf düşünce geliyor: Belki "Dünya masumdu ve biz onu bozduk" anlatısı baştan beri fazla iyimserdi.

Jane Schoenbrun, yeni filmi "Teenage Sex and Death at Camp Miasma"da slasher alt türünün tüm özelliklerini ters yüz ederek ortaya türün eleştirisini de merkezine aldığı, kitsch estetikle bezeli bir anlatı ortaya koymuş. Ortaya bu eleştiriyi dört başı mamur bir şekilde görsel dünyaya taşıyan ve mizahı elden bırakmayan bir slasher filmi çıkmış.

Paris’te düzenlenen Rock En Seine festivalinin son gününde The Cure, 40 binden fazla kişiye 3 saate yakın süren bir performans sundu. 67 yaşındaki Robert Smith’in sesi, geçen yıllara rağmen daha da güçlü ve bir o kadar kırılgan. Karanlığın, yalnızlığın ve umudun şarkılarını birlikte söyleyen binlerce kişiyle birlikte yazı The Cure’un müziğiyle uğurluyoruz.




