
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Dijital dünya birçok anlamda masum değil ancak telefonunu eline alarak birkaç kaydırma ve tıklamanın ciddi oranda karbon ayak izine neden olması da pek beklendik değil.
Doğa için kullandığın plastikten attığın çöpe, özel aracından aldığın markaya ödün vermeyi göze aldın. Peki ya her ihtiyaç için elinin gittiği telefonundan ödün vermek mümkün mü? Web sitelerinin karbon ayak izi, dünyanın sürdürülebilirlik adına ağır ilerleyişinden ötürü ancak gelecek yıllarda idrak edeceği ve üzerine kafa yormaya fırsat bulacağı bir konu. Biz konuya şimdiden hızlı bir giriş yapmak istedik.
Fazla hızlı olduysa, bir web sitesini kirli kılanın ne olduğunu konuşalım öncelikle. Seçilen fontlardan görsellere, sitenin tasarımından yüklenme hızına birçok farklı etken var aslında. Sitedeki font, görsel ve video boyutlarının minimum düzeyde olması bu anlamda kritik. Geniş açılmış görseller, siteye girer girmez başlayan videolar, enerji tüketimini hızlandırıyor. Bir sitede her tarafta hareket eden bir şeyler olması ya da yüksek boyutu nedeniyle geç yüklenen içerikler olması hem enerji kaybı bakımından hem de kullanıcı deneyimi açısından dezavantajlı. Dünya tarihinde teknolojiye görece kolay erişim nedeniyle keyfi ve başıboş içerik üretiminin maksimuma seviyeye ulaştığı bir dönemde, insanlar plastik kullanmayı bırakmaya yanaşmazken onlardan internet sitelerine bu gözle bakmalarını beklemek fazla iyimser bir yaklaşım mı? Evet. Üstelik "bilindik" markalar dahi bunu yapmaya tenezzül etmezken.
Birleşik Krallık merkezli Uswitch’in yayımladığı rapora göre web sitesi “en kirli” moda markalarının başında Victoria’s Secret geliyor.
NE KADAR İYİMSERSİN?
Victoria’s Secret, ana sayfasına her yeni girişte 6,64 g karbon emisyonunun açığa çıkmasına neden oluyor. Bu da 5 kilometrelik bir araba sürüşüne denk geliyor. Bunun hiç azımsanacak bir tarafı yok. Aynı araştırmanın ortaya çıkardığı endüstrinin en temiz 10 web sitesi arasında ise şaşırtıcı bir biçimde H&M, Adidas, Marks and Spencer, Louis Vuitton, Mango ve Zara gibi markalar yer alıyor. Fiziksel dünya ve sanal dünyadaki dengeler biraz farklı. Özellikle çok ziyaretçi alan hızlı moda markalarının web sitelerinin “temizliği” bu noktada son derece kritik bir konu hâline geliyor. Neden derseniz, global istatistiklere göre 1,74 milyar web sitesi günde 4 milyar+ kez ziyaret ediliyor. Belki eskisi gibi kitap, gazete ve dergi basılmıyor; defterler yerine de dijital not defterlerine yazı yazılıyor ancak web sitelerine her ziyaretin doğaya bir karşılığı olması, bu kadarına iyimser bakmayı kolaylaştırmıyor.
İnternet kullanımı her gün 2,330,041 karbon emisyonundan sorumluyken iyimser olunabilir mi? Hepimiz girdiğimiz sitelerle dünyaya bir iz bırakıyoruz. Bunun ne kadar farkındayız? Markaların ne kadar umrunda? Teknoloji devleri Google ve Apple gibi markalar yenilenebilir enerjiyle yola devam edeli, sistem ve server’larına ideal şartları sağlamak için çevre dostu yollara başvuralı birkaç yıl oldu, peki ya moda endüstrisinde bolca ziyaret edilen diğer web siteleri? Moda endüstrisinde bu bilinç oluşana kadar kaç jenerasyon daha değişecek? Geç kalıyoruz.
Şimdi girdiğin her site, iş için attığın her e-posta, can sıkıntısıyla Instagram’ı yenilediğin her an aklının köşesinde bu soru olacak mı? Bu yaptığımın karşılığı nedir? İyimser biri olsan sorgular mıydın? Sorgulamadan ve sorgulatmadan değişim nasıl başlar?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hangisi ak hangisi kara? Bir tarafta Myanmar'da hayatı pahasına çalışmak için çabalayan tekstil işçileri, bir tarafta ömrünü çözüm bulmaya adayanlar, bir tarafta kısa yoldan kazanç için çabalayanlar
18 Nis 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?



