Yeni çıkmaz: Aşı kıtlığı


İşmont : İş elbiseleri ve iş güvenliği sektöründe lider marka
Sosyal Güvenlik Kurumu'nun verileri; 2019'da işçi ve bağımsız çalışanlar bakımından toplam 422.837 iş kazası yaşandığını, bu kazalar sonucu toplam 1.149 çalışanın yaşamını yitirdiğini gösteriyor. Ortaya çıkan manevi ve maddi zararlar…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız
"Koronavirüs" ve “karantina” kelimeleri günlük hayatın bir parçası hâline geleli neredeyse bir buçuk yıl geride kaldı. Salgının ilk günlerinden beri normale dönüş bileti olarak görülen aşılarla tanışalı ise neredeyse altı ay oldu. 21 Nisan itibarıyla en az bir ülkede onaylanmış ve kullanımına başlanmış 14 aşı bulunuyor; ancak Türkiye’nin de dâhil olduğu birçok ülke korkulan bir senaryoyla karşı karşıya: Aşı kıtlığı.
Bütün ülkelerin aşıya eşit erişiminin olması amacıyla 186 ülkenin katılımıyla kurulan aşı paylaştırma projesi COVAX, aslında mart sonuna kadar 92 ülkeye en az 100 milyon doz dağıtmayı hedefliyordu; ancak bu sayı 38 milyonla sınırlı kaldı. Zengin ülkeler aşıları tekellerine alırken fakir ülkelerin aşıya erişimi kısıtlı kaldı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus'a göre, nisan ayı itibarıyla zengin ülkelerde her 4 kişiden biri, fakir ülkelerde ise sadece 500 kişiden biri aşılandı. Bu hafta itibarıyla dünya nüfusunun sadece %3,4’ü gereken tüm aşı dozlarını aldı. Bu da pandeminin başından beri söylenen bir cümleyi akıllara getirdi: “Herkes iyi olmadan kimse iyi olamaz.”
Aşılar neden tedarik edilemiyor?
2021 yılına girerken erken ve sınırlı kullanım onayı alan altı aşının olması tüm dünyada pandeminin sonunun yaklaştığı kanısının oluşmasına neden oldu. Fakat 2021'in ilk dört ayında işler umulduğu gibi gitmedi.
Pfizer/BioNTech, 2020'nin sonunda 2021'de 1,3 milyar doz aşı piyasaya sürmeyi hedeflediğini duyurmuştu. Şirket tarafından ilk geri adım, ocak ayında atıldı. BioNTech, üretim kapasitesinden kaynaklanan sorunlardan ötürü Avrupa’ya aşı teslimatını azaltacağını duyurdu. Sorunları aşmak için şirket, ilk önce Belçika’nın Puurs kentindeki fabrikada üretim kapasitesini artırmak için kolları sıvadı. Ardından Almanya’nın Marburg kentindeki Novartis’e ait fabrikayı devraldı. Aynı zamanlarda, aşının üretimi ve tedariki için Almanya ve ABD'de yeni ortaklarla da anlaşmalar yapıldı. Bu hamlelerle üretim süreçleri optimize edilerek aşı kapasitesini bir nebze artırıldı.
Ocak ayında acil kullanım onayı alan AstraZeneca, kısa bir süre sonra yılın ilk çeyreğinde AB'ye yapacağı teslimatı üretim sorunları nedeniyle %60’lık bir kesintiyle 31 milyon doza düşüreceğini açıkladı. Şirket, geçtiğimiz günlerde ise yılın ikinci çeyreği için söz verdiği 180 milyon dozun sadece 70 milyonunu teslim edilebileceğini duyurdu. Bunun üzerine, Avrupa Komisyonu şirkete aşı tedarik sözleşmesine uymadığı gerekçesiyle dava açtı. AstraZeneca, gecikme için aşı malzemelerinin üretiminden sorumlu olan Belçika’daki fabrikada yaşanan aksaklıkları öne sürüyor. Şirketin üretiminin büyük bir kısmının gerçekleştiği Hindistan’da yaşanan Covid-19 krizi ise üretimle ilgili yeni sıkıntılar doğuracak gibi duruyor.
ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Moderna’ya gelecek olursak; şirket Avrupa’daki fabrikasında üretim kapasitesinin istenen seviyelere gelmemesi nedeniyle taahhüt ettiği rakamlara ulaşmakta zorlanıyor. Nisan ayında aşı arzının azaltılacağını açıklayan şirket, Birleşik Krallık, Kanada gibi ülkelere ayrılan dozların miktarını düşürmeyi planlıyor. Moderna’nın İsviçre merkezli üretim ortağı Lonza, 2022’nin başında yeni üretim tesisleri açarak kapasitesini artıracak. Moderna’nın İspanya merkezli ilaç üreticisi Rovi ile yaptığı anlaşma sayesinde ise aşıların şişeleme kapasiteleri ikiye katlanacak.
Hindistan’daki krizin üretime etkileri
Hâlihazırda dünyadaki aşıların %60’ı Hindistan’da yer alan Serum Enstitüsü’nde üretiliyor. Enstitü, AstraZeneca ile yaptığı ortaklık nedeniyle Covid-19 aşılarının üretiminde de önemli bir role sahip. Fakat ülkede günlük Covid-19 vakalarının sayısının 400 bini geçmesiyle birlikte enstitüdeki üretim süreçlerinde sıkıntılar yaşanmaya başlandı.
Serum Enstitüsü, geçen yıl COVAX ile yaptığı anlaşma kapsamında üretilen dozların önemli bir bölümünü düşük ve orta gelirli ülkelere gönderme sözü vermişti. COVAX, bu planlama ile dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini aşılamayı planlıyordu. Fakat Hindistan, vakaların tırmanışının devam etmesi nedeniyle aşı ihracatını durdurarak üretilen aşıları ülke içinde kullanmaya karar verdi. Enstitü, ayrıca ABD'den aşı için gereken malzemeleri ithal etmekte zorlandığını da bildirdi. Hindistan’da yaşanan bu durumun aşıların küresel çapta tedarik süreçlerini etkileyeceği tahmin ediliyor.
Şimdi, ne olacak?
Üretici şirketler ve hükümetler, aşıların üretim, tedarik ve dağıtım süreçlerinde yaşanan sıkıntılara rağmen alternatif çözümlerle aşı kapasitelerini artırmak için çalışıyor. Pfizer/BioNTech, yeni tesislerin ve üretim konusunda yardımcı olan üçüncü parti şirketlerin sayısının artmasıyla birlikte 2021 yılı üretim hedefini 2,5 milyar doza çıkardı. Moderna, geçen hafta ABD ve Avrupa’daki çeşitli fabrikalarda üretimi artırmak için yatırımlar yaptığını ve önümüzdeki yıl 3 milyar doz aşı üreteceğini duyurdu.
Aşıları tedarik etmekte sıkıntı yaşan ülkeler ise yeni çıkış yolları aramaya başladı. Örneğin; Türkiye Rusya’da üretilen Sputnik V aşısını alacağını, hatta mevzubahis aşının Türkiye’de üretileceğini açıkladı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta gündemimizde; pandemi nedeniyle ilaç, yarı iletken ve taşımacılık sektöründe yaşanan tedarik sıkıntıları, Big Tech'in ilk çeyreği var.
03 May 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.



