Büyüme, pandemi sonrası en düşük seviyede

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2024 yılının ikinci çeyreğine ilişkin gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) istatistiklerini paylaştı. Yayımlanan istatistiklere göre Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte çeyreklik bazda %0,1; yıllık bazda ise %2,5 oranında büyüme kaydetti. Böylece ekonomi, yıllık bazda pandemi şartlarının geçerli olduğu 2020 yılının ikinci çeyreğinden bu yana en yavaş büyümesini kaydetmiş oldu.
- TÜİK verilerine göre söz konusu dönemde tüketim ve yatırımlardaki artış bariz bir biçimde hız keserken, yurt dışı talep ve net ihracat ise büyümeyi yukarıda tutmayı başardı.
Konuyla ilgili açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek şöyle dedi:
“Kırılganlıkları önemli ölçüde azalttığımız zorlu bir dönemi geride bıraktık. Büyümede dengelenme başladı, cari açık daraldı, risk primi azaldı, dış kaynak girişleri arttı, rezervler iyileşti ve dezenflasyon sürecine girdik.”
Cumhurbaşkanı Cevdet Yılmaz ise şu sözleri kullandı:
“Programımız doğrultusunda büyümenin kompozisyonunu da öngördüğümüz şekilde özel tüketim harcamalarının görece az arttığı, yatırımlarda ise yüksek artışların kaydedildiği bir yapıda kaydedilmesini sağlayacağız.”
TÜİK tarafından yayımlanan son verilere göre ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış GSYH 1 trilyon 201 milyar USD düzeyinde gerçekleşti. Yine TÜİK tarafından yayımlanan son nüfus istatistiklerini dikkate almamız durumunda ise ikinci çeyrekte kişi başına düşen GSYH 14 bin 89 USD seviyesine yükseldi.
Söz konusu dönemde cari açık/GSYH oranı 0,6 puan azalışla %2,1’e gerileyerek Orta Vadeli Program’da (OVP) yer alan %2,5 hedefinin altına gerilerken, bütçe açığı/ GSYH oranı ise %4,6 düzeyinde gerçekleşti.

Net ihracat ekonomiyi sırtladı
TÜİK verilerine göre ikinci çeyrekte GSYH bileşenleri arasından hanehalklarının özel tüketimi %1,6 büyürken, devletin nihai tüketim harcamaları %0,7, yatırımlar yani gayrisafi sabit sermaye oluşumu %0,5, ihracat ise %0,04 büyüdü. Bu dönemde ithalat ise %5,7 daralarak büyümeye pozitif katkı verdi.
Üretim faaliyetleri tarafında ise en fazla büyüyen ana sektör %6,5 ile inşaat oldu. Söz konusu dönemde hizmetler grubu %2,9 büyüme kaydederken, finans ve sigorta faaliyetleri %3,4, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü %3,7 büyüme kaydetti. Aynı dönemde sanayi üretimi ise %1,8 oranında daraldı.

Büyüme oranları dikkate alındığında, ikinci çeyrekte GSYH’yi oluşturan faaliyetler arasından ekonomiye en çok katkıyı sunan 1,35 puan ile net ihracat oldu. Net ihracatı 1,23 puanlık katkı ile hanehalklarının özel tüketimi, 0,13 puan ile yatırımlar ve 0,09 puan ile kamu tüketimi takip etti. Stoklarda ise 0,3 puanlık azalış kaydedildi.
Üretim faaliyetleri tarafından bakıldığında ise hizmetler grubunun büyümeye 0,77 puan pozitif katkı verdiği, sanayi sektörünün ise 0,36 puan negatif katkı sunduğu görüldü. İnşaat sektörünün sunduğu pozitif katkı ise 0,35 olarak hesaplandı.
Tüketim ve yatırımların alt kalemlerine bakıldığında, tüketicinin özellikle dayanıklı tüketim malı alımından kaçtığı, hizmet talebini ise sürdürdüğü görüldü. TÜİK verilerine göre ikinci çeyrekte dayanıklı mal talebi %7,3 daralırken, yarı dayanıklı mal talebi %0,3, dayanıksız mal talebi %5,4, hizmet talebi ise %0,8 artış gösterdi.
Yatırımlar tarafında inşaat yatırımları şaşırtıcı olmayan bir şekilde %8,0 büyürken, pandemi döneminde dahi büyüme kaydeden makine ve teçhizat yatırımları %5,6 daraldı. Bu dönemde diğer aktif yatırımlarında da %5,1 düşüş kaydedildi.
İşgücü ödemelerinin payı yüzde 40’ın üzerinde kaldı
İkinci çeyrekte işgücü ödemelerinin GSYH’den aldığı pay bir önceki çeyreğe kıyasla 0,9 puan azalarak %40,8’e gerilerken, net işletme artığının, yani kârın aldığı pay 1 puan artışla %37,4’e, sabit sermaye tüketiminin aldığı pay 0,2 puan artışla %23,7’ye yükseldi. Net vergilerin GSYH üzerindeki negatif etkisi ise 0,1 puan artışla %1,8’e çıktı.

Yıllık bazda bakıldığında ise işgücü ödemelerinin aldığı payın 7,0 puan arttığı, kârın aldığı payın ise 7,2 puan azaldığı görüldü. Bu dönemde sabit sermaye tüketiminin aldığı pay ise 0,9 puan artış gösterdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün yurt içinde hem ekonomik büyüme, hem öncü dış ticaret istatistikleri, hem de imalat PMI verilerini aldığımız oldukça dolu bir gün oldu.
03 Eyl 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.




