Cadıbostanı'ndan Cadde'ye

Kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ama bu sefer mekânsal işaretlemelerim yerine caddenin gelişim tarihine başvuruyoruz.
Cadıbostanı'ndan Cadde'ye

20 Haziran - SALT - İstanbul
Salt ile birlikte

SALT x Garantİ BBVA iş birliğinde iklim değişikliğine odaklanan gösterim programı: Bu son şansımız mı?

Yedinci yılında Garanti BBVA desteğiyle hazırlanan, SALT'ın iklim değişikliğinin gezegenimize etkilerini inceleyen ve çevrimiçi olarak gerçekleştirilen gösterim programı "Bu son şansımız mı?" 4 Temmuz’a kadar saltonline.org’da…

Daha fazlasını öğren →

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Geçtiğimiz hafta, şehrin sayfiyesinin benim için Bağdat Caddesi olduğunu söylemiş ve sevdiğim yerleri not etmiştim. Bu hafta da aynı yere başka bir şekilde bakmak için eskinin Cadde’ye dönüşüne değinmek istiyorum. Çünkü yazlıkta plastik sandalye izine rastlanmayan bir dönemin öncesinde farklı hikâyeler yatıyor.

Cadde, tarihte nasıl biliniyor? 

Bağdat Caddesi ve civarı, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları döneminde Kadıköy makam sahipleri tarafından yazlık olarak tercih edilen bir mesire ve tarım alanı. Bostanları herkesin dilinde. Dönemin gazetecilerinden ve saray yönetiminin gözetimi altından kaçmak için iyi bir lokasyon olduğuna inanılıyor. Nitekim gözden uzak bir yer olduğunu gösteren bir başka ayrıntı da haritalara yansıyor. Haritalarıyla şehrin tarihinde yer eden François Kauffer’in 18. yüzyıl sonlarını gösteren çalışmaları, bu döneme kadar İstanbul’un Anadolu yakasındaki yerleşim alanının Üsküdar olduğunu gösteriyor. Kadıköy, görece ufak bir alana yayılan bir lekeden ibaret. 

Gelişim nasıl başlıyor? 

19. yüzyılın sonlarına doğru ulaşım ağının gelişmesi ve toprak mülkiyetiyle ilgili çıkartılan düzenlemeler ilçenin, semtin ve dolayısıyla caddenin gelişmesinin önünü açıyor. Bu düzenlemeler, 1858’deki Arazi Kanunnamesi ve 1882’deki Ebniye Kanunu. Ebniye, Osmanlıca bina demek ve bu kanunlar, hazine topraklarının bireyler tarafından sahiplenilmesini ve atıl durumdaki bakımsız bostanların değerlendirilmesini amaçlıyor. Dolayısıyla İstanbullular tapu kavramıyla karşılaşıyor.  

Caddebostan Plajı

Kaynak: İlgili tez


Köşklerden plajlara

1911’de Aksaray’da çıkan bir yangının ardından semtin zarar görmesiyle devlet erkanı Bağdat Caddesi etrafına taşınıyor. Yani imparatorluğun yüksek mevkilerinden ziyaretçiler artıyor. Çekirdek aile kavramı da henüz toplumda yer etmediği için bütün tanıdıkların beraber taşındıkları yaşayış biçimi, Cumhuriyet’in ilanından sonra modern kâgir yapılarda devam ediyor. 20’den fazla odası bulunan köşklerde yaşamanın verdiği maddi yükün henüz kimsenin sırtına binmediği 1930’larda Kadıköy’ün ilk plajı Suadiye’de açılıyor. Bunu birkaç yıl sonra Caddebostan Plajı takip ediyor. 

İmparatorluk zamanı denizle olan zayıf ilişki, Cumhuriyet’in ilanından sonra bedenle kurduğumuz ilişkinin değişmesiyle plaj gibi kamusal alanları mümkün kılıyor. Mimar Sibel Bozdoğan da plajların teşhirden çekinen bir toplumun değiştiğini gösterdiğini işaret ediyor. Batılı yaşamın benimsenmesi için kültür sanat anlayışına yapılan teşviklerden biri de plajların açılması. Bunu, bahçe sinemaları ve gazinolar takip ediyor. 

Yazlıkçılara veda

1950’ler köyden kente göçlerin arttığı ve şehrin hızla geliştiği yıllar. Kentleşme ihtiyacı, kenarda köşede kalan ve yazlık görevi gören Bağdat Caddesi ve etrafı gibi alanların da şehre dâhil edilmesine sebep oluyor. Adnan Menderes’in caddeyi genişletmek için yaptığı imar çalışmaları da köşklerin istimlak edilerek caddenin genişletilmesiyle sonuçlanıyor. Nitekim, İkinci Dünya Savaşı sonrası herkes yoksullaştığı için bu dönem, yoksunluğun arttığı bir periyot. Yani köşklerin masrafları da karşılanamıyor. Yazlıkların, oda oda başka ailelere kiralanması da çözüm olmuyor. 

Kentsel yoğunluk artınca, amiyane tabirle toprak sahibi olmak hayale dönüşüyor. Bu, bizim üzerinde yürüdüğümüz Bağdat Caddesi’ne geçişin ilk sinyali. 1965’te çıkartılan Kat Mülkiyeti Kanunu, az katlı yerleşmelerin çok katlı apartmanlara dönmesinin yolunu açıyor. 1973’te açılan Boğaziçi Köprüsü de tuzu biberi oluyor. Nüfusun hızla arttığı aksta, kimsenin dönemeyeceği müstakil yazlıkların önce apartmana şimdiyse yüksek katlı rezidanslara dönüşü başlıyor. 


Kaynak

Cantürk, E. Konut Üzerinden bir Mikro-tarih Anlatısı: İstanbul, Bağdat Caddesi. (Doktora Tezi), İstanbul Teknik Üniversitesi, 2017.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul
∙

BÜLTEN SAYISI

Emirgân'dan Kanlıca'ya, Vardonisi'den Suadiye'ye

Haftanın rotası: Önce Emirgân-Kanlıca hattında eski ve saklı İstanbul'da geziniyor, ardından Bağdat Caddesi'nde yürüyüp Suadiye'de denize giriyor, sonra da Vardonisi Adası'nın efsanelerini dinlemeye gidiyoruz.

20 Haz 2021

Salt ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Yılmaz Akman

YAZARLAR

Ege Dikencik

1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları

Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Vartan Estukyan

·

16 Eki 2026

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları
Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Vartan Estukyan

·

04 Eki 2026

Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?
Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

Deniz Kaynak

·

09 Ağu 2026

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri
İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?