
Oyun değiştirici, kural bozucu: Kiklou regl külotları Hayatlarının ortalama 40 yılı boyunca regl olan kadınlar için, bu döngüyü bedenle uyum içinde yönetecek menstrüel ürünlerle buluşmak; regl-pozitif çözümlerle tanışmak mümkün. Öyle ki regl olan herkes için, İstanbul’da kurulmuş bir kadın girişimi olan Kiklou , “daha iyi kurgulanmış menstrüel ürünleri hak ediyoruz” diyor ve FemTech yani Female Technology camiasına iddialı bir adım atarak henüz deneyimlememiş olanları regl külotlarıyla tanışmaya davet ediyor. Kiklou regl külotları nedir? Bu bir külot değil; bu bir oyun değiştirici, kural bozucu diyor Kiklou , çünkü regl külotları; sızdırmayan, kokuya karşı, yıkanabilen, tekrar kullanılabilen, konforlu ve çevre dostu özelliğiyle fark yaratıyor. Şehirde deneyimlenen her etkinlikte ve diğer tüm şehir maceralarında fonksiyonel bir eşlikçi olan Kiklou regl külotları, düşük ve yüksek bel seçenekleriyle regl yoğunluğuna göre tercih edilebilecek 2 farklı emicilik seviyesi ve 2 farklı modelde karşımıza çıkıyor. Neden önemli? Kullan-at ürünler kanamayı bedenden uzaklaştırıp çöpe dönüştürme konusunda uzmanlaşırken regl külodu bedenin döngüsüne selam veriyor. Daha iklim dostu hayatlar için neredeyse atıksız bir regl deneyimi inşa eden Kiklou regl külotları, kullan-at menstrüel ürünlere çevre dostu, konforlu bir alternatif sunarken tüm ürünler plastiksiz kargoyla ulaştırılıyor. Aposto! İstanbul okurlarına özel APOSTO15 kodunu kullanarak %15 indirim fırsatından yararlanabileceğin Kiklou ürünleri burada , oyunu bozma sırası sende . Kiklou’nun bilgilendirici ve eğlenceli içeriklerini ise şuradan takip edebilirsin. İyi ki varsın Kiklou!
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Şehri saran film festivali heyecanına dâhil oluyor, sinema dünyasından konuklarımızı nisan ayı boyunca Portre'de ağırlıyoruz.
Portre’nin bu haftaki konuğu: Cenan Tüzel. Tüzel, 2016 yılı itibarıyla Başka Sinema’nın genel koordinatörlüğünü üstleniyor; bize her gün festival hissettirmek üzere heyecanla beklediğimiz buluşmaların arkasında yer alıyor. Özlediğimiz film izleme deneyimini ve sabırsızlıkla beklediğimiz bağımsız filmleri, sürpriz film gecelerini, ön gösterimleri, sohbetleri ve daha nice etkinlikleri bizlere ulaştırdıkları için kendisine ve Başka Sinema’ya teşekkür ederek sözü Cenan Tüzel’e bırakıyoruz.
1. Bağımsız filmlerin gösterimine dair bir boşluğu dolduran Başka Sinema’nın kuruluş serüveninden biraz bahsedebilir misiniz?
Tabii ki. Başka Sinema 2013 yılında Mars Prodüksiyon ve Bir Film şirketlerinin öncülüğünde kuruluyor. O dönem Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye alan filmlerin dahi sinema salonlarında yer bulmakta zorlandığı bir dönem. Festivallerin gördüğü ilgiyi vizyonda nasıl devam ettirebiliriz düşüncesi üzerinden de Başka Sinema fikri çıkıyor. Böylece, gün içerisinde en az iki film izleyebileceğiniz, sinemaya gittiğinizde tıpkı festivallerde olduğu gibi birden fazla filme ulaşabileceğiniz bir programlama oluşturuluyor. 2013 Kasım ayında başlarken 3 şehirde 4 salonda yer bulan Başka Sinema şu esnada toplam 22 şehir ve 39 salonda gösterim yapıyor.
2. Sinema kültürünün devamlılığını sağlamak için nasıl bir misyon üstleniyorsunuz? Ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Başka Sinema olarak en önem verdiğimiz konulardan biri yeni seyirciler geliştirme. Bunun yolu da seyirciyle buluşabilmek için alternatif fikirler üretmek, öğrencilerle temasta olmak ve gösterimleri etkinliklerle destekleyerek seyircinin ilgisini çekmek. Yani program sadece güzel filmlerin bir araya gelmesiyle sonlanmıyor; aynı zamanda seyircilerin de bu filmler üzerine düşüneceği, aynı yönetmenleri, türleri seven insanları bir araya getirecek ortamlar oluşturmak da bizim için çok önemli. Bu, Başka Gece gibi sabaha kadar devam eden gösterimlerden film sonrası söyleşilere, belli temalar altında yaptığımız kürasyonlardan çok geniş tutmaya özen gösterdiğimiz etkinliklere kadar kapsayıcı bir durum.
3. Evde Festival maceramız bugün sona eriyor. Pandeminin evde saklandığımız havasını kırdığımız bu günlerde, festival keyfini evlere taşımayı tercih etmenizdeki neden neydi? Meraklanmadan da duramıyoruz, ufukta bizi bekleyen yeni haberler var mı?
Pandemi sürecinden sonra, bekleyen bütün filmlerle beraber vizyon daha da sıkışık bir hâle geldi. Biz de sevdiğimiz bazı filmleri seyirciyle vizyonda buluşturamadığımızı fark edince, alternatif bir alan yaratmak istedik. Ayrıca bu şekilde Türkiye’de, şu anda fiziksel gösterim yapamadığımız şehirlere de ulaşma imkânımız oldu.
Umuyoruz güzel bir yaz sezonu bizleri bekliyor, biz de Başka Sinema olarak, yakın gelecekte açıklayacağımız özel etkinliklerimizle seyircilerimizle bu güzel havalarda buluşmayı diliyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Nisan ayının ilk pazarından herkese merhaba. Film festivali için hazırlıklarını tamamlayan şehirde bu hafta Hedonutopia'yı dinliyor, Dilan Balkay & Seda Erciyes konseri için Babylon'a gidiyor, sahnede Anne oyununu izliyoruz.
03 Nis 2022

YAZARLAR

Naz Eraslan
Copywriter @Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?




