
Oyun değiştirici, kural bozucu: Kiklou regl külotları
Hayatlarının ortalama 40 yılı boyunca regl olan kadınlar için, bu döngüyü bedenle uyum içinde yönetecek menstrüel ürünlerle buluşmak; regl-pozitif çözümlerle tanışmak mümkün. Öyle ki regl olan herkes için, İstanbul’da kurulmuş bir kadın…
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Şehri saran film festivali heyecanına dâhil oluyor, sinema dünyasından konuklarımızı nisan ayı boyunca Portre'de ağırlıyoruz.
Portre’nin bu haftaki konuğu: Cenan Tüzel. Tüzel, 2016 yılı itibarıyla Başka Sinema’nın genel koordinatörlüğünü üstleniyor; bize her gün festival hissettirmek üzere heyecanla beklediğimiz buluşmaların arkasında yer alıyor. Özlediğimiz film izleme deneyimini ve sabırsızlıkla beklediğimiz bağımsız filmleri, sürpriz film gecelerini, ön gösterimleri, sohbetleri ve daha nice etkinlikleri bizlere ulaştırdıkları için kendisine ve Başka Sinema’ya teşekkür ederek sözü Cenan Tüzel’e bırakıyoruz.
1. Bağımsız filmlerin gösterimine dair bir boşluğu dolduran Başka Sinema’nın kuruluş serüveninden biraz bahsedebilir misiniz?
Tabii ki. Başka Sinema 2013 yılında Mars Prodüksiyon ve Bir Film şirketlerinin öncülüğünde kuruluyor. O dönem Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye alan filmlerin dahi sinema salonlarında yer bulmakta zorlandığı bir dönem. Festivallerin gördüğü ilgiyi vizyonda nasıl devam ettirebiliriz düşüncesi üzerinden de Başka Sinema fikri çıkıyor. Böylece, gün içerisinde en az iki film izleyebileceğiniz, sinemaya gittiğinizde tıpkı festivallerde olduğu gibi birden fazla filme ulaşabileceğiniz bir programlama oluşturuluyor. 2013 Kasım ayında başlarken 3 şehirde 4 salonda yer bulan Başka Sinema şu esnada toplam 22 şehir ve 39 salonda gösterim yapıyor.
2. Sinema kültürünün devamlılığını sağlamak için nasıl bir misyon üstleniyorsunuz? Ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Başka Sinema olarak en önem verdiğimiz konulardan biri yeni seyirciler geliştirme. Bunun yolu da seyirciyle buluşabilmek için alternatif fikirler üretmek, öğrencilerle temasta olmak ve gösterimleri etkinliklerle destekleyerek seyircinin ilgisini çekmek. Yani program sadece güzel filmlerin bir araya gelmesiyle sonlanmıyor; aynı zamanda seyircilerin de bu filmler üzerine düşüneceği, aynı yönetmenleri, türleri seven insanları bir araya getirecek ortamlar oluşturmak da bizim için çok önemli. Bu, Başka Gece gibi sabaha kadar devam eden gösterimlerden film sonrası söyleşilere, belli temalar altında yaptığımız kürasyonlardan çok geniş tutmaya özen gösterdiğimiz etkinliklere kadar kapsayıcı bir durum.
3. Evde Festival maceramız bugün sona eriyor. Pandeminin evde saklandığımız havasını kırdığımız bu günlerde, festival keyfini evlere taşımayı tercih etmenizdeki neden neydi? Meraklanmadan da duramıyoruz, ufukta bizi bekleyen yeni haberler var mı?
Pandemi sürecinden sonra, bekleyen bütün filmlerle beraber vizyon daha da sıkışık bir hâle geldi. Biz de sevdiğimiz bazı filmleri seyirciyle vizyonda buluşturamadığımızı fark edince, alternatif bir alan yaratmak istedik. Ayrıca bu şekilde Türkiye’de, şu anda fiziksel gösterim yapamadığımız şehirlere de ulaşma imkânımız oldu.
Umuyoruz güzel bir yaz sezonu bizleri bekliyor, biz de Başka Sinema olarak, yakın gelecekte açıklayacağımız özel etkinliklerimizle seyircilerimizle bu güzel havalarda buluşmayı diliyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Nisan ayının ilk pazarından herkese merhaba. Film festivali için hazırlıklarını tamamlayan şehirde bu hafta Hedonutopia'yı dinliyor, Dilan Balkay & Seda Erciyes konseri için Babylon'a gidiyor, sahnede Anne oyununu izliyoruz.
03 Nis 2022

YAZARLAR

Naz Eraslan
Copywriter @Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.




