

Uyum, denge ve zanaatkârlık: Sankai by Nagaya Sevgili Soli okuru, dünyanın her noktasına uzanan meraklı kaşifliğini ve henüz tatmadığın her lezzet için beslediğin keşif duygusunu biliyoruz. Seni bugün, Türkiye’nin Michelin yıldızlı ilk Japon Omakase restoranı olan ve aynı zamanda Gault Millau’nun ilk kez Türkiye’de yayımlanan rehberinden 3 şapka alan Sankai by Nagaya ile buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz. Büyülü işçilik, seni Japonya’nın kıyılarına sürükleyecek. Nedir? Michelin yıldızlı restoran Sankai by Nagaya , üç Michelin yıldızına sahip Şef Yoshizumi Nagaya partnerliğiyle açılmış 24 oturumlu bir omakase restoranı . Master şef Nagaya’nın önderliğinde ve ona eşlik eden Edomae Sushi Şefi Hiroko Shibata ile Sankai, Japon mutfağını incelikle keşfedeceğin bir serüven sunuyor. Yakından tanıyalım Sankai, farklı duyulara hitap eden sanat eseri niteliğindeki tabaklarıyla geleneksel Edomae tarzı sushi ve Kaiseki mutfağını bir araya getiriyor ve bu damak yolculuğunu kusursuz misafirperverlik anlayışı “omotenashi” ile sunuyor. Edomae sushi, Tokyo Körfezi’nde yakalanan balıklarla yapılan nigiri sushi anlamına gelirken; Kaiseki mutfağı ise mevsimlik ve taze malzemelerle yapılan, geleneksel değerleri bir araya getiren aşamalı bir servis biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Misafirlerini sofistike bir Japon evi atmosferiyle karşılayan Sankai, Türkiye’nin denizlerinde günlük tutulan balıklarla hazırlanan sashimi ve sushi lezzetlerini misafirlerinin beğenisine sunuyor. Öyle ki Şef Nagaya yalnızca mevsimsel ve iklimin öne çıkardığı ürünlerle çalışıyor. Sankai by Nagaya'nın öne çıkan bir diğer özelliği ise ataerkil yapısıyla bilinen sushi mutfağına karşın Edomae Sushi Şefi görevi, kadın şef Michelin yıldızlı Hiroko Shibata tarafından yürütülüyor. Shibata her sabah, o gün kullanacağı balıkları özenle kendisi seçiyor. Yakında: Sankai by Nagaya, yaza özel olarak hazırlayacağı menüsüyle temmuz ayında Alaçatı 'da The Stay Warehouse 'ta, ağustos ayında ise Bodrum 'da yeni açılacak olan Bobo by The Stay 'de misafirlerine gerçek bir Japon omakase deneyimi yaşatacak. Bebek Otel’in 3. katında , İstanbul Boğazı manzarası eşliğinde Japon mutfağından lezzetleri ve Şef Nagaya’nın özel reçetelerini tatmak üzere Sankai by Nagaya için buradan rezervasyon yapabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Tanışalım
İsmim Çınar.
Şu anda video editörü olarak çalışıyorum. Eğer bunu yapmasaydım, bir garaj sahibi olmayı isterdim.
Arkadaşlarıma göre en yetenekli olduğum konu filmcilik. Bana göre ise en yetenekli olduğum konu, üşengeç biri olduğum için en kısa yolu bulmak.
Berlin’de Mitte’de yaşıyorum ama kalbimde daimi Antalyalıyım.
Berlin’e taşındığımda fark ettim ki Berlin, İstanbul’a, İstanbul’dan daha çok benziyor.
Mahalle kavramı benim için belli bir yerde yeterince vakit geçirebilmekle ilgili. Bir mahallede müdavimi olabileceğim bir bahane bulursam oraya ait hissediyorum.
Bana göre turist olmak hayranlık duymak, yerli olmak kanıksamak, yabancı olmak ise anlamamak demek.
Ne var ne yok?
Şu sıralar kendi müzik albümüm üzerine çalışıyorum ve sektörümün yapay zeka karşısında nasıl şekilleneceğini düşünüyorum.
Önümüzdeki günlerde bir belgesel projesi oluşturmak, albümümü tamamlamak ve İtalya’ya bir yolculuk planlamak ajandamda.
Bir süre Drum and Bass dinlemeye ara vermiştim ama şimdi uzun zamandır üstüne titrediğim listeme (>170 bpm) döndüm ve onu canlandırdım. Herkesi beklerim: Spotify Playlistim.
Son seyahatim Chamonix, Mont-Blanc’a oldu. Bu seyahatte biraz durup kendimi dinleyince, uzun zamandır her şeye ne kadar çok koşturduğumu fark ettim.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Yoğurtçu Parkı’ndan Mauerpark’a, rastlantısal durumlar, tesadüfler, şans ve seçimler. Çınar Çabuk’tan Mitte’den mektup var.
31 May 2024

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kalabalıklardan, sıcaktan ve gürültüden kaçınmak isteyenlerin tatil zamanı Eylül geldi. Bu dönemde tatiler çıkan kişi sayısının giderek artması Süper Eylül trendini de beraberinde getirdi. Peki dinginlik arayışını bir ileri safhaya taşıyanlar nerelere gidebilir? Örneğin dünyanın en sessiz adalarına. Uydu ve harita verilerini kullanarak yapılan analiz sonucu belirlenen dünyanın en sessiz adaları.

Tarihin ve toplumsal olayların binaları nasıl değiştirdiğini ve geçmişin detaylı mimarisinden bugünün daha sade yapılarına nasıl geldiğimizi Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık kurucu ortağı Kerem Erginoğlu ve SO? Mimarlık ve Fikriyat kurucu ortağı Sevince Bayrak’la birlikte inceledik.

Carlsberg’in dev üretim merkezinden Mikkeller’in craft biralarına, üç yüz yıllık barlardan aquavit ve gløgg’a: Öresund’un iki yakasındaki Kopenhag ve Malmö’yü barları, biraları ve yerel içkileri üzerinden keşfetmek isteyenlere dört günlük bir rota.

ABTA'nın her yıl yayımladığı seyahat trendleri raporunun sonuncusunda üst sıralarda alışık olmadığımız bir terim yer alıyor: Super September, yani Süper Eylül. Eylül ayında yurt dışı tatiline çıkmayı planlayanların oranı giderek artıyor. Bu yükselişin ardında ise üç temel motivasyon yatıyor: Sıcaklardan kaçma, boşalan plaj ve sokaklar ile uçak ve konaklama fiyatlarının düşmesi.

Son yılların en belirgin kültürel eğilimlerinden biri, kürasyona dayalı yaratıcı komünitelerin yükselişi. Berlin'den New York'a, Londra'dan İstanbul'a, insanlar artık kitlesel platformların anonim kalabalığı yerine kendilerine benzeyen, aynı kafadan, yaşam tarzına yakın hissettikleri insanlarla bir araya gelmeyi tercih ediyor.
03 Eyl 2026



