COP30'da ilk haftanın gündemi: Adaptasyon, dezenformasyon ve COP31 için lokasyon

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Bu hafta dünya liderleri, iklim müzakerecileri, araştırmacılar ve aktivistler, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı (COP30) için Melissa kasırgasının Jamaika’yı yerle bir etmesinden iki hafta sonra Brezilya’nın Amazon nehri deltasındaki Belém kentinde toplandı.
- Zirveden önce Filipinler’de Kalmaegi tayfunu, yüzlerce kişinin ölümüne neden olmuştu ve zirvenin başladığı gün yine Filipinler’i sadece bir hafta arayla Fung-wongadı verilen ve en az 1,4 milyon kişinin evlerinden tahliye edilmesine neden olan ikinci bir süper tayfun vurdu.
Belém’deki iklim zirvesinin açılış konuşmalarından yan etkinliklerine kadar her yerde bu son aşırı hava olaylarından söz ediliyor. Ama iklim krizinin neden olduğu felaketlerin sıklığı ve şiddeti arttıkça unutma hızımız da artıyor. Son 20 yıldır aşırı sıcaklardan tropikal fırtınalara, kuraklıktan sellere ve orman yangınlarına kadar buna benzer binlerce iklim felaketi yaşadık. Ama sıcaklık artışı bu hızla sürerse bu yaşadıklarımız, 10 yıl sonra olacakların yanında ancak bir ön gösterim sayılabilir.
Sonuçta iklim krizi her yıl milyonlarca kişinin ölümüne ve milyarlarca dolar maddi kayba neden oluyor ama açılışta Brezilya Devlet Başkanı Lula de Silva’nın da söylediği gibi silahlanmaya her yıl 2,7 trilyon dolar harcayan dünya devletleri, sıra gelişmekte olan ülkelere iklim kriziyle mücadele için verilmesi gereken 1,3 trilyon dolara gelince para bulamıyor.
Dünyadaki toplam biyoçeşitliliğin yarısını barındıran yağmur ormanlarının en büyüğü olan Amazon bölgesinde yapılan bu yılki COP’un ana teması iklim krizine uyum. COP’u ormansızlaşmanın, iklim krizinin ve yoksulluğun kesiştiği Belém’e alırken Lula'nın amacı da dikkatleri müzakerelerde genellikle ikinci, üçüncü sıralara atılan uyum konusuna ve yerli topluluklar gibi en kırılgan durumda olanlara çekmekti.
Dünyanın sera gazı emisyonları azaltımı ve iklim finansmanı için ortak hedefleri var: 1,5 derece ve 300 milyar dolar. Ama küresel bir adaptasyon hedefi yok.
- Bu yıl Belém’de GGA (Global Goal of Adaptation) denen bu hedef kabul edilirse COP30 başarıya ulaşmış sayılabilir. Böyle bir küresel hedef, iklim felaketleriyle ve çölleşme, su, gıda krizi gibi daha yavaş ama kalıcı etkilerle mücadele için daha fazla politika ve finansman akışı sağlayabilir.
Ama Belém’in tek gündemi bu değil, çünkü küresel ısınmanın bu hızla sürdüğü bir dünyada iklim krizine uyum da mümkün değil. Tarihsel sorumluluğu yüksek Batı ülkeleriyle emisyonları hızla artan büyük ekonomiler, mevcut azaltım hedeflerini en az üçe katlamak zorundalar.
Belém’de Paris Anlaşması’nın yeni beş yıllık hedef döngüsü de başladı. Ama yeni açıklanan sentez raporuna göre yenilenen hedeflerle bile 2035’e kadar küresel emisyonlar ancak %12 azaltılabilecek. Oysa küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlamak için emisyonların 2030’a kadar yarı yarıya düşmesi gerekiyordu. Peki azaltım başladı mı? Hayır.
BM Çevre Programı’nın burada sunulan yeni Emisyon Açığı Raporu sera gazı emisyonlarının artmaya devam ettiğini ve 2024’te 57,7 milyar tona yükseldiğini gösteriyor. Zaten 1,5 derece sınırı da geçildi ve bütün bu taahhütler yerine getirilse bile dünya en iyi ihtimalle 2,5 derece ısınacak.
Belém’de her ne kadar azaltım hedeflerinin adaptasyon ve finansman tartışmasının önüne geçmesi istenmiyorsa da özellikle Pasifik ada devletleri gibi 1,5 dereceyi ölüm kalım meselesi kabul eden ülkeler, konuyu gündemde tutmak için bastırmaya devam ediyorlar.
Dezenformasyonla mücadele: 'Hakikat COP'u'
Bu da bizi COP30’un çok kritik bir diğer gündemine getiriyor: Dezenformasyonla mücadele.
İklim kriziyle mücadelenin önünü tıkamak için özellikle fosil yakıt şirketleri tarafından organize edilen dezenformasyon kampanyaları, iklim krizinin gündeme gelmesi kadar eski. Bu uğursuz kampanyaların nasıl başladığını Netflix’te geçen hafta gösterime giren Beyaz Saray Etkisi belgeselini izleyerek öğrenebilirsiniz.
COP30, iklim müzakereleri tarihinde konunun ilk kez resmî COP gündemine girmesi açısından önemli. Brezilya’nın COP30 için kullandığı “Hakikat COP’u” sloganı ve Lula’nın açılış konuşmasında algoritmalardan ve iklim inkarcılarının organize saldırılarından söz ederek dezenformasyon vurgusu yapması, birkaç yıldır küresel iklim hareketinde süren bir kampanyanın sonucu.
Tabii akla hemen Trump geliyor ama Brezilya da Trump’la koordine çalışan azılı bir iklim inkarcısı olan Bolsonaro’dan daha üç yıl önce kurtuldu. İklim inkarcılığı Brezilya aşırı sağının da önemli bir silahı. Aşırı sağın Avrupa’da bile iklim eylemini yavaşlatmaya başladığı bir dönemde her türlü tıkayıcı ve dikkat dağıtıcı yanlış bilgiyle, çarpıtmayla ve yalanla tek tek mücadele etmek mümkün değil. Belém’de devletler iklim değişikliğinde doğru enformasyonun yayılmasını sağlayacak ortak bir tavır alırsa gelecek yıllarda artması beklenen bu karşı saldırı belki biraz püskürtülebilir.
Türkiye'nin gündemi
Türkiye’nin ise bu yıl çok özel bir gündemi var. Türkiye, açıkladığı yeni iklim hedefleriyle yine emisyonlarını 2035’e kadar yüzde 20’den fazla artırmayı hedefliyor, dolayısıyla bu yeni hedeflerle de iklim eylemine liderlik etme iddiasında bulunması çok zor.
Ama yine de 2026’da yapılacak olan COP31’in Antalya’ya gelme olasılığı artıyor. Türkiye geçen yılki Bakü zirvesinden bu yana COP31 için Avustralya’yla yarışıyordu. Batı Avrupa ülkelerinin desteğini alan Avustralya, işinin kolay olduğunu düşündü ama yanıldı. Karar için konsensüs gerekiyor ve Türkiye delegasyonunun kararlı tutumu, Avustralya’nın elini zayıflatıyor.
- Türkiye merkezî konumu, Antalya’daki büyük yatak kapasitesi, Expo merkezinin hazır olması, organizasyon tecrübesi gibi çok önemli avantajlara sahip. Avustralya ise giderek artan güneş enerjisi ve batarya kapasitesini ve COP’u Pasifik ada devletleriyle birlikte düzenleme vaadini kullanıyor. Ama dünyanın en büyük kömür ihracatçısı olduğunu gözlerden uzak tutuyor.
Türkiye, lojistik avantajlarının yanında bir de kömür ülkesi olmadığı argümanını kullanabilseydi aslında bu iş bu kadar uzamazdı. Ama henüz yarış bitmedi. Büyük ihtimalle sonucun kesinleşeceği bu haftanın sonuna kadar her şey olabilir.
COP31’in ev sahipliğini alırsa bu, Türkiye’nin daha iddialı iklim politikaları geliştirmesinin önünü açabilir; sivil toplumun ve aktivistlerin yeni kampanyaları için de önemli bir fırsat yaratır. Bu sayede Türkiye, iklim inkarcılarının değil iklim aktivizminin parladığı bir ülke olabilir. Bu nedenle COP31 kararını Belém’deki diğer gündemlerden çok daha büyük bir merakla bekliyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Ümit Şahin
Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi'nde Kıdemli Uzman ve İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü.

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?




