Denize bakma durağı: Allie Crow Buckley


Yalınlığa, işlevselliğe ve tipografiye tutkulu bir tasarım stüdyosu: Baht.
O an için hayatınızı değiştirecek bir fikri, hiç ummadığınız bir yerde bulduğunuz oldu mu? Hiç; gayet olağan, gündelik bir sohbette dikkatinizi çeken bir ifade, bir kelime size yeni yollar açtı mı?
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Kaç yaşındayım tam hatırlamıyorum. Teknemize atladık ve limandan ayrıldık. Babamın gözü ufukta toplanmış teknelerde. Bir buluşma var ama benim pek umrumda değil. Ayakta durmama koşuluyla babamdan elimi denize sokma izni aldım. Önce bir parmağımı, sonra diğerini ve ardından tabii ki tüm elimi. Denizle buluşma. Merhaba deniz, ben Taner. Çocukluğuma dair hatırladıklarımın büyük bir bölümü o teknede saklı. İlk bulantım, ilk güneş çarpması, ilk korku, ilk sessizlik ve belki de ilk özgürlük. Dalgaların hep çok fazla şey söylemek ister gibi hareket ettiğini düşünürdüm. Hâlâ aynı fikirdeyim.
Baştan söyleyeyim burada Allie Crow Buckley’i daha yakından tanımak için toplandık. Onun Los Angeles’ta, okyanusa bakarak kaleme aldığı şarkı sözleri döne dolaşa bana ulaştı. Hoş iletişimi denizden kurduğumuz sürece ben de onun için yazdıklarımı bir şişenin içine koyup Boğaz'a bırakarak bir gün ona ulaşma ihtimalini sevebilirim. Hatta sevdim bile. “Uyumaya gittiğimde bolca berrak rüya görüyorum.” sözünü bir arkadaşım söylese hemen dikkatimi çekerdi. Buckley için de durum farklı olmadı. 30 yılını iki şehirde geçirmiş biri olarak Buckley'in yerini yurdunu bilmeyen ve daima yollarda kalmayı seven ruhuyla karşılaşmak beni heyecanlandırdı. Onun müziğinin duyular üzerinde arındırıcı bir etkisi var. Güçlü vokaller ve özgün enstrümantasyon, deniz kenarında olmanın ve çıplak ayakları kuma gömmenin rahatlığıyla buluşunca kalp kırıklığı ve özlemden beslenen anlatılar içinde kaybolmamak mümkün değil. Haydi gelin kaybolalım.

Allie Crow Buckley, Hanging Tough
Bir şehirden diğerine: San Francisco, Venedik, Mendocino County, New York, Malibu, Yeni Zelanda. Bunlar Allie Crow Buckley’in şimdiye kadar yaşadığı yerler. Kiminde doğdu kiminde ilk kez denize girdi kiminde liseye başladı kiminde balet olarak sahne aldı kiminde âşık oldu kiminde de şiirler yazdı. Her gün muhakkak Lucinda Williams dinleyen bir anne ve King Crimson’dan başlayıp progressive rock’ın her durağına uğramadan geçmeyen bir babanın yarattığı müzik dolu ortamlarda büyüyen Buckley’in tercih hakkı ise hep Black Sabbath’tan yana oldu. Klasik eğitim almış bir dansçı olarak büyüyen Buckley’in sahnede performans sergileme özgüveni hiçbir zaman müziğe dolanmadı. Şiir, mitoloji ve yaratıcı metinlere karşı daima ilgi duyan Buckley, 22 yaşının bir gününde, New York’ta uyandığı bir sabah, o ana kadar yazdıklarını sevdiği müzikle eşleştirerek şarkı sözlerine dönüştürmeye karar verdi. Her şeyin aynı, tek bir şeyin farklı olduğu sabahlar…
Denize bakma durağı: Daha önce hiç okyanusa bakmadım, kıyısında da kalmadım. Fakat Allie Crow Buckley’in okyanusa dair söylediği “Her yönden çok büyük ve çok iyi hissettiriyor. O kadar temizleyici ki müthiş bir doğa gücü. Çok minnettarım. Hayatımın deniz kenarında olmadığını hayal edemiyorum.” sözleri sanki bana ait. Turgut Uyar’ın Göğe Bakma Durağı şiiri aklıma geldi. İçimden denize bakma durağı diyerek gülümsedim. Bana sorarsanız herkesin biriktirdiği bir şeyler vardır. Kimisi hikâyeleri kimisi duyguları kimisi anıları kimisi kurumuş yaprakları kimisi bir daha aynısını bulamayacağı taşları biriktirir. Muhakkak biriktirir. Buckley de hep şiirler biriktirdi. Zihnindeki düğümü çözünce de hepsi birden konuşmaya başladı. 22’sinde New York’ta uyanan, 24’ünde kendini akıntıya bıraktı, bilinç akışında yaşamaya başladı. Niyetini belli edince de önce insanlar geldi, ardından müzik ortaya çıktı. 2019’da adı kondu: So Romantic. Altı şarkılık kısaçalarda Buckley’in mistik vurguları şarkı sözlerine taşıdığı hikâye anlatma yeteneğiyle karşılaşmak mümkün. Hoş geldin.

Allie Crow Buckley, Moonlit and Devious
Ataerkil öncesi bir medeniyet: Denize gitme planları yapılan günün öncesi. 2018 yılında birkaç arkadaşıyla birlikle Toskana’nın kuzeyinde araba yolculuğuna çıkan Allie Crow Buckley, mola verdikleri bir kasabada daha uzun süre kalma kararı verdi. Bazen gitmemek için birinin sözlerine ya da geçmişin izlerine gerek kalmaz. Bir ağacın güneşi arayan dalı bile yeterli olur kalmaya. Buckley için de öyle oldu. Bir gece, sonra bir gece daha. Bir selam, sonra bir selam daha. Bir cümle, sonra bir cümle daha… Yaşananlar üst üste eklendikçe Buckley, kaldıkları yerin milattan önce 6. yüzyıla dek varlığını sürdürmüş Etrüsklere ait olduğunu öğrendi. Burada haftalar geçiren Buckley, ataerkil öncesi bir medeniyetin izlerini sürdü. Yeryüzüne tapan bir toplumun açtığı patikalarda yürüdü, kayboldu. Orada yazılan sözler ve şiirler, üç yıl sonra tüm dünyanın topraklandığı bir dönemde Moonlit and Devious adıyla Buckley’in ilk albümüne dönüştü. Bağımsızlık duygusu uyandıran, benliğin kontrolünü ele geçirmeye çalışan 10 şarkı…
Babam motoru durdurdu. Teknenin denizle ortaklaşa çıkardığı hüzünlü sesler, artık bileğine kadar ıslanmış elimin merakla beklenen final performansı bekleniyordu. Son kez parmaklarımı açtım, arasından sızan suyun gücüne bir kez şaşırarak kapanışı yaptım ve sözü Turgut Uyar’a bıraktım.
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım
Turgut Uyar, Göğe Bakma Durağı
Bu zamana kadar Keşif Sahnesi’ne konuk olan sanatçıların tamamını Spotify çalma listemizden dinleyebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Denize bakma duraklarıyla Allie Crow Buckley, çok boyutlu ve çok katmanlı varlığımızın sembolü Lateralus, Berlin’de yalnız kalplerin anlatıcısı Jan-Ole Gerster ve dahası.
30 Nis 2021

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.





