DÜNYA SAATİ 2022


Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
WWF-Türkiye, İklim ve Enerji Uzmanı: Sırça Sare Göğüş
İklim krizinin etkilerinin doğamızda, yaşamımızda ve ekonomimizde giderek artan ölçekte hissedildiğinin inkâr edilemeyeceği bir döneme girdik. Bu krizle mücadelede atılması gereken adımların aciliyetinin ve kapsamının bilincinde olmak, varoluşsal bir sorumluluğu ve hak arayışını da beraberinde getiriyor.
“İklim bilinci” olarak adlandırdığım bu farkındalığın ve duyarlılığın artması elbette olumlu bir gelişme. Ancak Antroposen Çağı'nın nesli her ne kadar daha bilinçli, içgörülü ve bütünsel bir perspektifle yola devam etse de yeri geldiğinde, aslında belki de tam bu yüzden, karamsarlığa kapılmaktan ve çaresizlik hissinden muaf değil.
Bir yandan baktığımızda 1992 yılında Rio Dünya Zirvesi'yle başlayan, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'yle vücut bulan ve Kyoto Protokolü’yle devam eden küresel iklim rejimi, 30 yılın ardından çok daha farklı bir konumda. Değişen iklimin doğal bir biyofiziksel süreç ya da iklim değişikliği söylevinin bir aldatmaca/kurgu olup olmadığının tartışıldığı günler neyse ki geçmişte kaldı.

Alara Civelek, Paris İklim Anlaşması Türkiye tarafından onaylamadan önce
Paris Anlaşması’yla inşa edilen yeni iklim düzeni ve bununla eş güdümlü giden biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğru yolda olduğumuzun ve kritik gelişmeler kaydettiğimizin göstergeleri. Ancak yine de bazen yaşanan gelişmeler pusulamız olması gereken bilim temelli, kapsayıcı ve sürdürülebilir yaklaşıma zıt düşebiliyor. Geçtiğimiz haftalardan bu yana içinden geçmekte olduğumuz süreç, bu duruma bir örnek niteliğinde.
Bilim temelli, kapsayıcı ve sürdürülebilir yaklaşım nerede?
🚨 Tamamlanan İklim Şûrası’ndan Türkiye’nin 2053 yılında net-sıfır olma hedefi doğrultusunda anlamlı, iddialı, rasyonel ve katılımcı bir strateji ve eylem planı çıkması amaçlanırken gerek süreç gerekse alınan tavsiye kararlar hayal kırıklığı yarattı. Emisyon azaltımında ivedilikle ele alınması gereken kömürden çıkış politika ve eylemlerine dair bir adım atılmamasının yanı sıra enerji sepetine gaz ve nükleeri eklemeyi öngören yaklaşım öne çıkan en çelişkili kararlar oldu.
🚨 Kömürü içeren ekonominin bir seçenek olmadığının genelgeçerliğine rağmen “kimseye ait olmayan ve herkese ait olan” zeytinliklerin madenciliğe açılmasına izin veren yürütme kararı toplumu tabiri caizse afallattı.
🚨 Yapılan yeni bir düzenlemeyle Türkiye’de yerli ve temiz elektrik üreticilerinin ithalata dayalı ve daha pahalı kömür ve gaz üreticilerine piyasayı dengeleme amacıyla “destekleme bedeli” ödemesinin şart koşulması, yenilenebilir enerji sektöründe endişeye neden oluyor.
🚨 Ukrayna-Putin çatışmasının jeopolitiği neticesinde oluşan yaptırım gündemi ve şiddeti artmaya devam eden enerji piyasalarını, bunun neticesinde de enerji politikalarını doğrudan etkiledi. Enerji bağımsızlığı adına kömürden çıkış taahhüt ve eylemlerinin askıya alınması, 2030 yılında emisyonlarını %55 azaltmayı öngören Avrupa Birliği ülkelerinin bu hedefe ulaşmasına balta vurabilecek potansiyelde.
IPCC raporu: Bu gündem yoğunluğunda göz ardı edilen yeni bir IPCC raporu, iklim değişikliği risk ve etkilerinin yıkıcı boyutunu, bunlara uyum kapasitemizi ve bunun sınırlarını değerlendirirken şimdiye kadar yaptığı en net uyarıyla şimdi harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor.

Duru Barbak, 6 Kasım 2021'de gerçekleşen İklim Grevi'nde
Gelişmeleri duyunca sen de karamsar hissediyor musun?
Yaşanan bu gibi gelişmeleri anlamakta zorluk çekmek ve kabul etmekte direnmek aslında son derece doğal. Önüne geçemediğimiz olaylar ve dönemler arttıkça refleks olarak verdiğimiz tepkilerin ve hissettiklerimizin giderek artan olumsuzluğu da karamsarlık, öfke, çaresizlik, adaletsizlik, aidiyetsizlik hisleri. Hatta panik, stres, anksiyete ve depresyon durumu. Bu duygudurumun altında yatan çeşitli ve birbiriyle ilişkili faktörler var:
🌡 Şimdiden deneyimlediğimiz ve gelecekte artan ölçekte maruz kalacağımızı bildiğimiz iklim risk ve etkilerinin neden olduğu belirsizlik,
🌡 İklim değişikliğinin tetiklediği etkilerle şiddeti ve sıklığı artan sel, yangın, kuraklık gibi felaketlere karşı duyulan kaygı ve korku,
🌡 Küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak için daralan vakit,
🌡 Atılması gereken adımların gün gibi ortada olmasına rağmen maruz kaldığımız politik ve ekonomik atalet,
🌡 Maddi ve manevi kaybettiklerimiz ve yerine koyamayacaklarımız için duyduğumuz yas,
🌡 Doğa ve varlıkların asli, özden gelen (intrinsic), paha biçilemeyecek değerine ve bunların kayboluşuna duyduğumuz hassasiyet,
🌡 Daha geniş perspektifte toplumsal, siyasal, ekonomik ve ekolojik paradigma değişimini gerektiren sistemsel çıkmazların neden olduğu, çağımızın hastalıklarının başında gelen varoluşsal depresyon iklimiyle psikiyatri dünyasına yeni bir tanısal açılım katan iklim-depresyonu (iklim değişikliği kaynaklı depresyon).

Extinction Rebellion Turkey'den gerçeğin teknesi
#HakkımVar: İklim bilinçli bireyler için öfkelenmemek, karamsarlığa ve çaresizliğe kapılmamak bazen işten değil. Aksine bunları tecrübe etmek de bir hak. “Bu da mı iklim?” sorusuna yılmadan “Evet, her şey iklim ve iklim her şey!” demenin de bir hak oluşu gibi. Antroposen Çağı'na denk gelmek neslimizin ortak kaderi olsa da iklim bilincini ve mücadelesini bu neslin her kuşağına yaymanın güdümlü, meşru ve zamansız bir hak arayışı olması gibi.
İklim bilinci ve mücadelesini neden her kuşağa yaymalıyız?
Sektörler, disiplinler ve uluslar üstü bir gerçeklik olan iklim değişikliği bambaşka bakış açılarını, coğrafyaları ve hayatları birleştiren bir olgu. Ve iklim krizine karşı verdiğimiz mücadelede bunu kendimize ve birbirimize hatırlatmak; bu arayışında yalnız olmadığını görmek; duygularında biricikken dünyayla bir olabileceğini hissetmek; umut bulmak ve umut vermek; aidiyet hissini, dayanışma ruhunu, birlikteliğin gücünü deneyimlemek; iyileşebilmek, iyi kalabilmek ve iyileştirebilmek; dünya, doğa ve tüm türler, her şeyden önce de kendin için arkanda ben varım, biz varız — arkanda iklim bilinçli nesil var!
🌏 Yazarın notu: Bu yıl 26 Mart Cumartesi günü Dünya Saati Dönüşüm Saati diyor ve buluşuyoruz. Seni de aramızda görmek istiyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
WWF-Türkiye'yle Dünya Saati 2022; iklim aktivistleriyle Küresel İklim Grevi; Change.org'la Z kuşağının talepleri.
22 Mar 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İoanna Kuçuradi'nin ardından pek çok şey söylendi: “Hocaların hocası”, bilge”, “filozof”... Onu tanıyanlara sorduğumuzda ise tek bir Kuçuradi çıkmıyor: Birinin hayatında cesaret veren iki sözcük, bir başkasında kavramların sınırlarını doğru çizme titizliği, bir diğerinde değerleri yaşama sorumluluğu... Belki insan öldüğünde geriye kalan tam da bunlardır: Kendisi artık orada olmadığı hâlde başkalarının düşünme, konuşma, davranma, anlama ve kuşkusuz bunların toplamı olan yaşama biçimlerinde yaşamaya devam etmesi.

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...



