Ekmeğin halkalı derbisi: Simit ve gevrek

Görünen o ki maçın kaybedeni ne simit ne de gevrek. Kaybeden yine bizleriz.
Ekmeğin halkalı derbisi: Simit ve gevrek

Coffee Department 27 Ocak
Coffee Department ile birlikte

Tarladan fincana en lezzetli kahveler: Coffee Department

Bazı verilerle başlayalım: Dünyada her gün 2,25 milyar fincandan fazla kahve tüketiliyor. ABD’de yaşayan yetişkinlerin %64’ü her gün kahve tüketirken Finlandiya’da bir kişi yıllık ortalama 12 kilo kahve tüketiyor.

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Simit, artık vapurla süslü şehir silüetinde martılarla iletişim aracına dönüşmüş olsa da esasında padişahla cebi delik halkı aynı sofrada buluşturabilen zamansız bir sokak yemeği. Mayası ekmek hamurundan az, yoğurması sert olan simit; köy ekmeği, çöreği, ketesi, bazlaması, kömbesi gibi kapalı ev ekonomisine giren köy mutfağı ürünlerinin aksine, tam bir şehir yiyeceği.

Nereden çıktı? Simit sözcüğünün tek başına bildiğimiz halkayı tanımlaması uzun yıllar sürüyor. Artun Ünsal’ın simide adadığı dev eser Susamlı Halkanın Tılsımı, kelimenin kökenini sayfalar boyu incelese de cevabı bir ülkeye atfetmiyor. Beyaz anlamına gelen Farsça sefid ve Arapça semid sözcüklerinden türediği düşünülen simit, Osmanlı’nın ilk zamanlarında hatırlı kişilere ikram edilen, “has un” ile hazırlanmış ekmeği ifade ediyor. Evliya Çelebi’nin kaleme aldığı Simid-i Halka ile zihnimizdeki formuna kavuşan susamlı çember ancak 18. yüzyılda halkasından sıyrılıp sokak satıcılarının tek kelimelik narasına dönüşüyor. 1500’lerde tekere benzetilen yaklaşık yarım kiloluk koca simitler, buğday darlığı ya da ekonomik kriz yaşandıkça küçülürken, göçle gelen ucuz yemek arayışının etkisiyle tekrar doyurucu boyutlara ulaşıyor.

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var: Her yiğidin yoğurt yiyişi misali, Kastamonulu ve Rizeli susamsız, sert, kel simidi; Adanalı altı kel üstü susamlısını, Osmaniyeli rengi koyu yanık şekerlisini, Ankaralı soğuk pekmezle yıkanmışını, Samsunlu bol susamlısını, İstanbullu çift burgulusunu, İzmirli ince ve gevrek olanı seviyor. Temelinde, az mayayla hazırlanıp fitil şeklinde yuvarlanan halkaların pekmezli soğuk suya batırılıp fırınlanması ya da kaynayan pekmezli suda bir süre haşlanıp sonra fırına girmesinden ibaret olan denklem için her şehir damak tadına göre bir çözüm bulmuş. Fakat konuyu içselleştirip simit ve gevrek çekişmesini alevlendiren İzmirliler için ufak bir ayrıntıyı dile getirmekte fayda var. Simit kelimesini şehrin lügatinden silen gevrek, aslen eski İstanbul simidinin ta kendisi.

"Simit değil gevrek" meselesi: Simgeleşmesi gerekirken pabucu dama atılan asıl İzmir simidi, nohut mayasından hazırlanan, yalnız üstü susamlı, ufacık deliği ve kalın halkasıyla benzerlerinden ayrılan bir lezzet. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Rum fırıncıların azalmasıyla yavaş yavaş unutulurken, yerini şehrin yeni sakini Kastamonulu ustaların pekmezli sıcak kazanlarda pişirdiği İstanbul simidi alıyor. İzmirliler de bu çıtır atıştırmalığı nohut mayalı yumuşacık simitlerinden ayırmak için gevrek kelimesini benimsiyor.

Yıllar her ikisine de acımasız davranmış elbet. İzmir, tatlı nohut mayası gibi tutma garantisi olmayan ve ciddi ustalık gerektiren bir değerden vazgeçip hazır mayanın güvenli limanına sığınırken; İstanbul, sürekli odun ateşinde kaynayıp zaman ve para kaybı yaratan sıcak kazana daha fazla dayanamayarak soğuk pekmezlemeye gönlünü kaptırmış. Bir üst kalitede olması gereken un, günbegün ekmek ununa dönmüş. İthal susam yetmezmiş gibi ufalanmış ekmek parçaları susama karışmış. O da kâr etmeyince, ağzımıza bir parmak bal çalmak için sulandırılmış tahin sürülmüş. Mis gibi incir, karpuz, üzüm pekmezinin yerini toz şekerin yakıldığı sözde pekmez almış. Geçmişte odun ateşiyle yanakları kızaran simit, şimdi elektrikli sanayi tipi fırınlara sürülüyor. Eskinin fırınlarında günde üç dört kez tazelenen yiyeceğin kalbi artık fabrikalarda donduruluyor.

Görünen o ki maçın kaybedeni ne simit ne de gevrek. Kaybeden yine bizleriz.

İllüstrasyon: Cenk Güngör

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🍞 Türkiye buğdayları, İzmir ekmekleri

Fırından taze çıktı: Türkiye'nin buğdaylarını ve simitlerini, İzmir'in gevreğini ve kumrusunu keşfe çıkıyoruz.

27 Oca 2021

Coffee Department ile birlikte
🍞 Türkiye buğdayları, İzmir ekmekleri

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Daday'da iki gün: Hasattan kışa

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Reyhan Ülker

·

24 Eki 2026

Daday'da iki gün: Hasattan kışa
apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları