Ekonomide istisnalar: Veblen ve Giffen etkisi nedir?


İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi : Geçmişin birikimi geleceğe yön veriyor
Geçmişimizi Anlıyoruz Buluşması dün gerçekleşti İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz” sloganıyla 15 - 21 Şubat ’ta düzenlenecek İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi ’nin hazırlık çalışmaları devam…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İktisada giriş ya da Econ 101 derslerinde biz iktisatçılara temel olarak öğretilen bir kanun mevcuttur. Öyle ki öğrendiğimiz pek çok iktisadi değerlendirmeyi bu kanun üzerine bina eder ve ekonomik gidişat hakkında yapacağımız yorumları bu kanun ile temellendiririz. Bu kanun elbette ki Alfred Marshall ve Leon Walrass tarafından geliştirilen arz - talep kanunudur ve ortaya atılmasının üzerinden 100 yıldan fazla geçmesine rağmen hala ekonomik trendleri sorunsuz olarak açıklamaktadır.
Yukarıda gördüğünüz grafik, arz - talep kanununu açıklayan bir arz - talep grafiğidir. Grafikte P (price) ile gösterilen dikey eksen fiyatı, Q (quantity) ile gösterilen yatay eksen ise miktarı tanımlamaktadır. Aynı şekilde grafik üzerinde negatif eğimli ve D (demand) ile gösterilen eğri talebi tanımlarken, pozitif eğimli ve S (supply) ile gösterilen eğri ise arzı ifade etmektedir.
Kanunun yaklaşımı oldukça basittir. Örneğin bir ürüne olan talebin artması durumunda ürünün fiyatı yükselecek ve piyasada bulunan miktarı azalacaktır. Bunun üzerine yüksek kazanç fırsatını gören üretici ürünün arzını artıracak ve ürün fiyatının piyasa fiyatı üzerinde dengeye gelmesini sağlayacaktır. Aynı yaklaşımla bir ürünün arzının artması durumunda ürünün fiyatında düşüş gözlemlenecek ve ürün piyasada kolaylıkla bulunabilir hale gelecektir. Ürünün ucuzladığını gören tüketiciler ürünü daha çok talep edecek ve ürün fiyatının piyasa fiyatı üzerinde dengeye gelmesini sağlayacaktır. Bu durumların tam tersi yaşanması halinde ise tam tersi sonuçlar gözlemlenecek fakat yine ürün piyasa fiyatı üzerinde dengeye gelecektir.
İktisatçılar ürün fiyat ve miktarlarının bu şekilde kendi kendine dengeye gelmesi durumunu “görünmez el” olarak adlandırırlar. Bu yaklaşıma göre piyasa, “görünmez bir el” tarafından düzenlenmekte ve dengeye getirilmektedir. Günümüzde tartışmalı bir konu olsa da bu yaklaşım, klasik iktisat düşüncesinin temeli olarak kabul edilir.
Giffen Paradoksu
Her ne kadar arz - talep kanununca “fiyatı artan ürüne talep azalır” dense de bu durumun birtakım istisnaları mevcuttur. Bu istisnaların önemli bir örneği Giffen Paradoksu olarak adlandırılan durumdur. Sir Robert Giffen tarafından ortaya atılan bu paradoksa göre öyle ürünler vardır ki, fiyatları artması durumunda tüketimleri de artmaktadır. Bu durum kulağa biraz şaşırtıcı gelse de işin altında oldukça gerçekçi bir sebep yatmaktadır.
Robert Giffen bu paradoksu İrlandalı işçi ailelerinin tüketim alışkanlıklarını incelerken keşfetmiştir. İrlandalı ailelerin temel tüketim gıdası ülkede yetiştirilen patatestir. Aileler kazandıkları paranın çoğuyla patates almakta, patatesten arta kalan parayla ise et gibi daha pahalı ürünlere yönelmektedir.
İrlanda’da 19.yüzyılda ülkede yaşanan patates kıtlığı nedeniyle patates fiyatları çok yükselmiş ve ailelerin maddi durumunu sıkıntıya sokmuştur. Normal bir iktisatçı bu durumun patatese olan talebi azaltacağını ve patates fiyatlarının düşmesine neden olacağını düşünürdü. Fakat bunun tam tersi bir durum gözlemlenmiştir. Piyasada patatese olan talep artarken diğer gıda maddelerine olan talep düşmüştür. Peki buna sebep olan nedir?
İrlandalı aileler patatese alışmıştır ve her şeye rağmen yiyebilecekleri en ucuz ürün yine patatestir. Dolayısıyla artan fiyatlar nedeniyle aldıkları diğer gıda ürünlerinden vazgeçmişler ve ellerindeki parayla daha fazla patates talep ederek diğer gıda ürünü talebinin azalmasına neden olmuşlardır. Böylece arz - talep kanunun söylediğinin aksine bir şekilde patates ürününün fiyatının artmasına rağmen talebi düşmemiş, tam aksine artmıştır. Bu ilginç durum tarihe Giffen Paradoksu olarak geçmiş ve arz - talep kanununa bir istisna olarak gösterilmiştir.
Veblen Etkisi
Veblen Etkisi arz - talep kanununa istisna olarak gösterilen bir başka durumdur. İktisatçı Thorstein Veblen’in incelediği ve paradoksa neden olan bu mallar züppe malları ya da gösteriş malları olarak tanımlanan ürünlerdir. Yani bu ürünlerin fiyatı arttıkça bu ürünlere gösterilen talep de bilinçli olarak artmaktadır.
Veblen malları “statü sağlayan ürünler” olarak da adlandırılabilir. Bir müzayede sırasında üzerine oldukça kızgın rekabetlere girilen antika eşyalar, lüks saatler, pahalı spor arabalar bu ürünlere örnek olarak gösterilebilir. Bu ürünler “dışarıya ne kadar zengin olduğunu gösterme” amacı taşıdığından dolayı fiyatı arttıkça üründen edinilen fayda da artmaktadır. Dolayısıyla bu ürünlerde yaşanan fiyat artışı, ürüne gösterilen rağbetin de artmasına neden olmaktadır.
Veblen malları da Giffen malları gibi arz - talep kanunun “fiyat artarsa talep azalır” yaklaşımına bir istisna olarak gösterilmekte ve bu şekilde okutulmaktadır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gözler TCMB tarafından açıklanacak yılın ilk enflasyon raporuna çevrildi. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati fiyat istikrarının yavaş yavaş sağlanacağını söylerken Almanya'da iş dünyası güveninde toparlanma gözlemlendi
26 Oca 2023

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.




