Emre Onaran: "Ev tipi tarımdan endüstriyel dikey tarıma geçişi planlıyoruz"

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Ülkemizde özellikle 2025 yılında don, kuraklık, seller ve zirai hastalıklar nedeniyle tarımsal üretim beklenmedik ölçüde büyük bir düşüş yaşadı. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025 genelinde tarım ve ormancılık sektörü %8,8 ile en sert daralan iktisadi faaliyet kolu olurken, Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre aynı dönemde iklimsel koşullar nedeniyle 15,8 milyon tonluk tarımsal üretim kaybı yaşandı.
Söz konusu dönemde zorlu iklim koşulları nedeniyle tahıl üretiminde %9’a yakın düşüş yaşanırken, meyve ve baharat üretiminde ise %30’a yakın kayıp yaşandı. Kaybedilen üretimin toplam değerinin 10 milyar dolara yaklaştığı tahmin edilirken, yalnızca zirai don tarafında devletin yaptığı destek ödemesi tutarı 46,5 milyar lira seviyesinde kaydedildi.
Yalnızca ülkemizde değil, dünyanın pek çok noktasında da iklim koşulları zirai üretim için büyük bir tehdit. Bu tehditlere karşı her ülke ulusal çapta tedbirler alırken, bireyler ve üreticiler arasında ise ev tipi tarım ve dikey tarım cihazları yaygınlaşıyor. BCC Research ve Research Nester verilerine göre 2025 yılı itibarıyla küresel ev tipi bahçecilik cihazları pazarının 3,5 milyar dolar seviyesine ulaştığı tahmin edilirken, 2021 yılında 3,7 milyar dolar büyüklüğünde olan daha büyük ölçekli dikey tarım pazarı ile ilgili tahminler ise pazar büyüklüğünün 5 yıl içinde 10,5 milyar dolara kadar çıktığına işaret ediyor.
Ubicro ise ülkemizde yer alan ve tam olarak bu tarafa hitap eden bir şirket. Ev, ofis, restoran ve otel gibi kapalı alanlarda kullanılabilen akıllı tarım cihazları üreten Ubicro, UbiHouse adlı cihazlarıyla kullanıcıların tarım bilgisine ihtiyaç duymadan marul, roka, fesleğen, nane, mikro yeşillik ve bazı meyve-sebze türlerini topraksız, kontrollü ve otomasyon destekli biçimde yetiştirmesini sağlıyor.
UbiHouse, mutfak, ofis, restoran ya da otel gibi kapalı alanlara yerleştirilen ve içinde bitki yetiştirilen bir topraksız tarım cihazı. Kullanıcı cihazın içine Ubicro tarafından hazırlanan ekim modülünü yerleştirerek marul, roka, fesleğen, nane, mikro yeşillik ya da çilek gibi ürünleri topraksız bir biçimde yetiştirebiliyor. Bitkinin kökleri su ve besin çözeltisiyle besleniyor, ayrıca kapalı ve kontrollü üretim yapıldığı için pestisit de kullanılmıyor ve şirketin iddiasına göre geleneksel tarıma kıyasla %95’e varan oranlarda su tasarrufu sağlanıyor. Makine, su ve ışık dengesini otomatik olarak ayarlıyor ve kullanıcı, süreci mobil uygulamadan takip edebiliyor. Hasat zamanı geldiğinde ise ürünü doğrudan cihazdan kesip tüketebiliyor.

Ubicro’yu ve UbiHouse cihazlarını Aposto okurları için anlatan Ubicro’nun Kurucusu Emre Onaran, yalnızca ev tipi cihaz pazarında kalmayı düşünmediklerini ve yakın zamanda endüstriyel dikey tarım pazarına da genişlemeyi düşündüklerini söylüyor.
“Ürettiğimiz cihaz bir sürdürülebilir gıda sistemi”
Sözlerine UbiHouse cihazını anlatarak başlayan Onaran, “Ürettiğimiz UbiHouse cihazı aslında bir sürdürülebilir gıda sistemi. Bu cihazdan üretilen çıktı da çok değerli. Akredite laboratuvarlarda yaptırdığımız testlere göre ürettiğimiz meyve ve sebzelerde besin değeri çok yüksek. Ayrıca ürünlerde pestisit, herhangi bir kimyasal vesaire yok. Yıkamadan bile yiyebiliyorsunuz” ifadelerini kullandı.

İlk aşamada ev tipi cihaz üretimini merkeze aldıklarını ancak yakın vadede sera tipi ve endüstriyel cihazlara geçmeyi hedeflediklerini söyleyen Onaran, ev tipi için yüksek talep aldıklarını ancak cihazın çiftçiler gibi büyük ölçekli üreticilerden de talep gördüğünü söyleyerek, “8-9 aydır faaliyet gösteriyoruz ve şimdiye kadar 1.500 ürün sattık. Son iki aydır seri üretime de başladık. Tam kapasite aylık üretim hacmimizi 2.000 cihaza çıkardık. Sera kısmına yatırım yapmamız da bu kararımızda etkili oldu. Çünkü seralar, ev müşterilerinden çok daha fazla ürün talep ediyorlar. Bu da bizim üretim hacmimizi ciddi ölçüde artırıyor” dedi.
“Ev tipinden endüstriyel dikey tarım segmentine geçiş için planlarımız var. Bu planımıza birkaç sera ve firmayla anlaşma yaparak başladık. Ev tipi üretimi bırakmayı kesinlikle düşünmüyoruz. Ancak endüstriyel tarafta da büyük bir pazar var ve bu iki segmenti eş zamanlı götürebileceğimize inanıyoruz.
Sadece sera için olmayan ama yine endüstriyel ölçekte üretim yapabilen ürünler de geliştiriyoruz. Bu cihazlar daha çok oteller, AVM’ler ve büyük restoranlarda kullanmak için uygun.”
“Ürün iklim değişikliğinden etkilenmiyor”
Cihaz ile ne tür bitkiler yetiştirilebildiğine de değinen Onaran, “En fazla fesleğen, roka, biber, marulgiller gibi taze yeşillikler yetiştiriliyor. Şimdi çilek ve domates de yetiştirebiliyoruz. Genelde çileğe çok fazla talep var” dedi.
“Bizim başlangıç maliyetimiz biraz daha yüksek. Çünkü geleneksel tarımda toprak birinden kalmış oluyor ve o toprağa direkt ekim yapıyorsunuz. Ekstradan çok fazla bir başlangıç maliyetiniz olmuyor. Ancak bizim cihazımızın faaliyet gideri, geleneksel yolların çıkardığı faaliyet giderinin beşte birine kadar inebiliyor. İlk maliyetten sonra yol açtığımız maliyetlerimiz çok çok düşük. Ayrıca kapalı alanda ürettiğiniz için don, iklim değişikliği, güneş eksikliği gibi durumlardan etkilenmiyorsunuz.
Geleneksel tarımda çiftçinin birçok problemi var. Kimse kullanmak istemese de pestisit kullanmadan yetiştirme imkanı yok. Onsuz da alabildiği hasat miktarı çok düşüyor. Küçücük bir patojenle bütün hasadı kaybedebiliyor. Bizim cihazımızla üretilen ürünlerde bu sorunlar büyük ölçüde ortadan kalkmış oluyor. GDO'suz, pestisitsiz, %95 su tasarrufuyla, aylık 16 kilovat enerji tüketerek geleceğin tarımını şimdiden inşa ediyoruz.”

Cihazın üretim aşaması ve ithal-yerli girdi kullanımı ile ilgili sorularımızı da yanıtlayan Onaran, cihazın montajını kendi tesislerinde yaptıklarını ifade ederek, “Türkiye’de üretilemeyen lensler gibi elektronik komponentleri ithal etmek durumundayız. Ancak onun dışındaki bileşenlerin üretimi komple yerli. Bütün elektronik parçaların her birini maalesef biz üretemiyoruz ancak dizaynlarını biz yapıyoruz” dedi. Onaran ihracat planları ile ilgili sorularımıza ise, “ABD’de bir ofisimiz var ve gerekli sertifikasyonları tamamlayarak ABD pazarında büyümek istiyoruz. Bu sırada katıldığımız fuarlarda Avrupa’dan talep olduğunu gördük. Ayrıca Azerbaycan ve Kıbrıs gibi pazarlarda da ciddi bir ilgi olduğunu görüyoruz” şeklinde yanıt verdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Hiçbir lider, sadece emeği ya da çalışkanlığıyla anılmaz. Liderleri akılda tutan, aldıkları kararlardır. İyi bir lider olmak için muhakeme becerisi gerekir. Bu beceri, yapay zeka çağında hemen hemen her seviyede çalışan için önemli bir kriter hâline geliyor.

2022-2023 yıllarında peş peşe gelen tavan serileriyle popülerleşen halka arz süreçleri, 2024-25 döneminde bir sakinleme dönemine girmiş olsa da içinde bulunduğumuz yılda tekrar hız kazandı. Yılbaşından bu yana toplam 28 şirket halka arz olurken, 120’den fazla şirket ise borsaya kote olabilmek için sıra bekliyor. Peki bu şirketlerin yönetim kurulları borsaya ne kadar hazır? ICCONSULTING Yönetim Kurulu Başkanı ve DataExpert Şirket Ortağı İzzet Çağlayan Aposto okurları için anlattı.

2009’da başlayan kriz sonrası Yunanistan’da kafe sayısının patlama göstermesini inceleyen bir bilimse makale, konaklama ve yiyecek sektöründe istihdam yüzde 87 artarken verimliliğin yüzde 41, reel ücretlerin ise yüzde 59 gerilediğin ortaya koydu. Türkiye’de de sayıları giderek artan kafe ve restoranlardaki doluluk aynı tartışmayı buraya taşıdı.

Yapay zeka, dünyayı daha önce eşi benzeri görülmemiş bir hızda değiştiriyor. Teknolojiyle etkileşime geçme biçimimiz kadar iş yapma şeklimiz, paraya ilişkin algımız ve toplumsal düzen de dönüşüyor. Alana yön veren teknoloji liderleri, bu teknolojinin yaratacağı düzenin nasıl görüneceğine dair birbirinden farklı gelecek senaryoları tasvir ediyor.

Almanya merkezli yemek teslimatı platformu Delivery Hero, yakın zamanda Uber'in satın alma teklifini kabul ettiğini duyurdu. Masaya konulan 14,8 milyar dolarlık teklif, ilk bakışta şirketin son yıllarda büyük bir atılım yaptığı teslimat pazarındaki yeni bir satın alım gibi görünse de aslında Uber’in yıllardır adım adım ördüğü çok daha büyük bir dönüşümün son halkasıydı.




