Enerji krizi: Tamam mı devam mı?


Gedik Yatırım'dan Elektrikli Araçlar Sektör İncelemesi
Küresel elektrikli araç (EV) pazarı, bu yıl emisyonları azaltmak için tasarlanmış politikaların yaygınlaşmasıyla ivmesini artırdı. Küresel net sıfır emisyon hedefini karşılamaya odaklanan gelişmiş ülkeler, elektrifikasyon programlarına ve…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Pandeminin başında, hareketliliğin ve enerji tüketiminin neredeyse durma noktasına geldiği bir dönemde, 2021’de küresel bir enerji kriziyle karşılaşacağımız söylenseydi kimse bunu ciddiye almazdı. Fakat 2021’in yazından çıkarken küresel çapta bir enerji krizinin ilk göstergeleri ortaya çıkarken enerji fiyatlarının rekor kıracağı uyarıları dünyanın her yerinde yankılanmaya başladı. 2021'in son çeyreğinin "sinyal niteliğindeki" gelişmelerinden biri olan enerji krizini birden fazla nedene bağlamak mümkün. Gelin birlikte inceleyelim.
Enerji krizi neden başladı?
Avrupa Enerji Komisyonu Üyesi Kadri Simson, krizi ve krize bağlı fiyat patlamalarını “beklenmedik” olarak nitelendiriyor. Zira Avrupa’da doğal gaz fiyatları, geçen senenin aynı zamanlarının 8,5 katına çıkarak 230 dolar seviyelerini buldu. Doğu Asya’da da fiyatlar, eylülden ekime %85 arttı. ABD’de ise doğal gaz fiyatı son 13 yılın zirvesine çıktı. Kömür fiyatları da aynı şekilde rekorlar kırdı ve petrol fiyatı tahminleri 100 dolar civarlarına yükseldi.
Kısaca özetlemek gerekirse; küresel çapta bir enerji krizi yaşanmasının nedenleri arasında şunlar yer alıyor:
- Pandemi sonrası normalleşmeyle ekonomilerin canlanması,
- Soğuk bir kışın enerji depolarını yormuş olması,
- Avrupa’da yaprak kıpırdamayan günler dolayısıyla rüzgar santrallerinden beklenen çıktının elde edilememesi,
- Çin ve diğer bazı ülkelerde kömür madenlerinin sel altında kalması,
- Rusya’nın kısa vadeli spot piyasalarına doğalgaz tedariğini durdurması.
BloombergHT'ye açıklamalarda bulunan Enerji Ticaret Derneği Başkanı Burak Kuyan, "Enerji sektöründe ciddi kaos ve kriz var. 1 yıl öncesine kadar bu kadar olumsuzluğun bir araya gelebileceğini kimse aklına getiremezdi. Bunlar tabii maliyet ve fiyat baskısı oluşturmaya başladı,” diyor.
Türkiye’de kriz nasıl hissedildi?
Türkiye, enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olduğu için küresel piyasalardaki şoktan doğal olarak etkilendi. TÜİK, Ağustos ayındaki enerji ithalatının bir önceki yıla göre 2 katına çıkarak 4 milyar doların üstüne çıktığını belirtti. Enerji ithalatı, ekim ayında ise bir önceki yıla göre %160 artarak yaklaşık 5,5 milyar dolara yükseldi. Türk lirasının döviz piyasalarında rekor düzeylerde değer kaybetmesi ise iç piyasada bu artışın daha yüksek çarpanla hissedilmesine neden oldu. Enerji fiyatlarındaki artış, gıdadan ulaşıma birçok kalemin fiyatını artırdı. Türkiye’de tüketiciler için bu yıl doğalgaza %17,8; elektriğe ise %21,2 zam yapıldı. Kasım ayında sanayi abonelerine %48; elektrik üretimi yapacak şirketlerin tarifesine ise %46 zam yapıldı. Akenerji CEO’su Serhan Gençer bu zamların satış fiyatlarına yansıtılması gerektiğini yoksa şirketlerin üretime ara verebileceğini ifade ediyor.
Beklentiler: Daha kış bitmedi
Dünya bankası özellikle ekonomilerin toparlanma sürecinden ve tedarik zincirindeki sıkıntılardan kaynaklı artan enerji fiyatlarının 2022’nin ilk yarısında yüksek kalmaya devam edeceğini ifade ediyor. Daha ılıman bir kış geçirilmesi, hane halkının enerji ve ısınma ihtiyacını hafifleterek bir nebze de olsa rahatlama sağlayabilir; ancak enerji faturaları önceki senelere göre daha kabarık olacak. Enerji fiyatlarındaki artış küresel enflasyonu da yukarı yönlü tetikleyecek.
2022’nin ikinci yarısında ise tedarik zincirinin toparlanması ve küresel büyümenin görece yavaşlaması ile enerji fiyatlarının diğer emtia fiyatlarıyla beraber düşeceği beklentisinin altı çiziliyor. Fakat hâlihazırda yükselmiş enerji fiyatları, enerji ithal eden ülkelerin büyüme rakamlarına negatif yönlü bir etkide bulunacak gibi görünüyor.
Gelecek krizleri engellemek: Uzun soluklu ve çok yönlü bir yaklaşım
Enerji fiyatlarındaki artış, küresel ölçekte değerlendirildiğinde geçici; ancak bu dalgalanma aslında enerji sektörünün kırılganlığını da gözler önüne seriyor. Özellikle de yeşil ve temiz enerjiye geçilmesi gereken bir noktada bu kırılganlık, gelecekte de fiyat dalgalanmaları yaratarak kendini tekrar hatırlatabilir. Bu nedenle enerji sektörünün geçiş döneminde arz istikrarını önceliklendirmesi büyük önem taşıyor.
Uzmanlar, geçiş sürecinde nükleer enerji santrallerinin enerji üretiminde kritik öneme sahip olduğunu ifade ediyor. Buna ek olarak doğal gaz çıkarımı ve dağıtımına yatırım yapılması; güneş ve rüzgar enerjisinin yeterli olmadığı zamanlar öngörülerek doğalgazın enerji istikrarını sağlamada kullanılması gerekiyor. Yeşil enerjiye ağırlık verilmesi ve sürdürülebilir bir enerji sektörü inşa edilmesinin önemi de bir kez daha ortaya çıkıyor. Aksi takdirde gelecekte sık sık enerji kesintileriyle karşılaşılması kaçınılmaz görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
"Geçici enflasyon" söylemini terk etmenin zamanı geldi mi? 2021'in sonuna doğru piyasaları altüst eden enerji krizi, 2022'de de etkisini sürdürecek mi?
17 Ara 2021

YAZARLAR

Oğuzhan Aydın
Writer @ Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Türkiye’de otomotiv pazarı, 2026’nın son çeyreğine frene basarak girdi. Eylül rakamları, sektörle ilgili aylık düşüşten çok daha fazlasını anlattı. Toplam pazar, yıllık bazda %24’ün üzerinde daralırken sektörde yaşanan baskının tüketici için fırsat olup olmayacağı sorusu da gündeme taşındı.

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.




