Enflasyonda atalet nedir, nasıl kırılır?

Dezenflasyon süreçlerinde daha sık duyduğumuz terimlerin başında "enflasyonda atalet" geliyor. 8 Ağustos tarihinde yapılan yılın üçüncü enflasyon raporu sunumunda başkan yardımcısı Dr. Cevdet Akçay tarafından da vurgulanan terim, önümüzdeki günlerde karşımıza çıkmaya devam edecek gibi görünüyor.
Enflasyonda atalet nedir, nasıl kırılır?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Atalet, TDK Güncel Türkçe Sözlük’te tembellik ve işsiz olma karşılıklarıyla tanımlanıyor. Fizikte bu kelimenin karşılığı hareketsizlik olarak kabul edilebilir. Enflasyonda atalet ise bir ekonomide enflasyon oranının belirli bir seviyeye yerleşmesi ve dirençli şekilde tutunması olarak özetlenebilir. Dezenflasyon sürecinde yakalanan ivmeyi doğrudan etkileyen bu kavram, uzun vadeli enflasyon beklentilerini doğrudan etkilediğinden politika yapıcılar tarafından hassasiyetle takip edilir. 

Enflasyonist dönemlerin, özellikle de ülkemizde de geçen yıl yaşadığımız gibi güçlü şoklarla yüksek seviyelerin ölçüldüğü periyotların ardından yerleşen “enflasyon kolay kolay düşmez” ya da “enflasyon yeniden yükselecektir” algısı atalet kavramının temelinde yatan en önemli tetikleyici olarak kabul edilebilir. Uzun vadeli beklentilerin yönlendirilmesini güçleştiren bu fenomen, para ya da maliye politikası araçlarının etki alanlarının büyük oranda dışında kalır. 

Etkileri nelerdir?

Enflasyonda atalet, özünde güçlü köklere ve yaşanmışlıklara dayanan, ekonomik unsurların hafızalarında kalıcı olarak yer bulan bir deneyim setidir. Bu güçlü ve büyük oranda köklenmiş algı, ekonomi yönetimlerinin enflasyonda kalıcı düşüş hedeflerinin yakalanamaması sonucunu doğurma potansiyelini yaratır. 

  • Diğer bir ifadeyle, ekonomik unsurların hafızasındakiler, fiyatlama davranışlarını mevcut beklentilere göre değil de amiyane tabirle “alışkanlıklara” göre şekillendirmesine yol açar. Bu durum da dezenflasyonu sağlamayı hedefleyen politikaların uzun vadeli etkilerini sınırlar. 

Ülkemizde, 2000’li yıllara kadar yaşanan uzun süreli enflasyonist dönem sebebiyle 2002 sonrasında yaşanan dezenflasyon sürecinde manşet enflasyonun %20’leri aşağı yönlü kıramamasının temel sebebi budur. İlerleyen yıllarda gösterilen çaba ile yıllık manşet enflasyonda tek haneleri görsek de bu dönemlerdeki gerçekleşmeler ekonomik unsurların hafızalarından tam olarak silinmemiş ve tek hanede kalıcılık yakalanması mümkün olamamıştır. 

Benzer bir durumu kronik enflasyon hastalığı bulunan Arjantin ve Venezuela ekonomilerinde de gözlemlemek mümkündür. Çok basit bir şekilde, Arjantin ekonomisi denildiğinde akla gelen ilk kavramın enflasyon olması ve insanların enflasyon baskısı yaşamayan bir Arjantin’i hayal etmekte güçlük çekmesi bu ataletin bir ürünüdür. 

Bu noktada, enflasyonda atalet kavramının tek yönlü bir kavram olmadığı notunu da düşmek faydalı olacaktır zira Japonya ekonomisi de deflasyon eşiğinde geçirdiği on yılların ardından aksi yönde güçlü bir atalet yaratmıştır. 

Bu etki nasıl çalışır?

Enflasyonda ataletin nasıl çalıştığını anlamak için hayatlarımızdan basit örnekler kullanmak çok verimli olacaktır. Türkiye’de yerleşik bir bireyin genel satın alma davranışının (istisnalar dışında) “Şimdi ucuzken alayım, ilerleyen dönemde fiyatı artacak” tabanına oturduğu gerçeği ortadadır. Bu etki, enflasyonist trendin güçlendiği dönemlerde talebin erkene çekilmesi ve kısa vadeli enflasyon beklentilerini körüklemesi sonucunu doğurabileceği gibi (ki yakın geçmişimizde bu etkiyi deneyimledik), baskının görece hafiflediği dönemlerde de dahi varlığını korur. 

Daha somut bir örnek olarak, bugün ülkemizde otomobil almaya karar veren bir bireyin birkaç yıl sonra aldığı aracı aldığı fiyatın altında satmak gibi bir beklentisi olmadığı gerçeğini verebiliriz. Benzer durum ücretlendirme politikaları için de geçerlidir. Enflasyon tek haneye düşse dahi, çalışan beklentisinin tek haneli bir zam oranı olması bugün ülkemizde kolaylıkla mutabık kalınabilecek bir çalışan ve işveren davranışı değildir. 

Kısaca, ataletin varlığı bir ekonomideki hemen her fiyatlama davranışına etki eder. Kısa vadeli gelişme ve trendler, bu uzun vadeli beklentileri değiştirme kabiliyetine sahip değildir. 

Nasıl çözülür?

Enflasyonda atalet, geniş bir bakış açısıyla “Enflasyon kaderdir” ifadesi ile özetlenebilir ancak bunu ön kabul olarak benimsemek yanlış olacaktır. Ekonomilerde kalıcı dönüşümler yaratmak mümkündür ve bu alanda yapısal bir kaderciliğin yeri yoktur. 

Başta da belirttiğim gibi enflasyonda ataletin kırılması sadece para ve maliye politikaları ile başarılabilecek bir görev değildir. Uzun vadeli beklentileri şekillendirmek için kısa vadeli trend değişimlerini yaratan politikalardan fazlasına ihtiyaç vardır. 

Ekonomik unsurların deneyimlerine dayanan güçlü beklentilerini değiştirmek için sağlıklı, şeffaf ve hesap verilebilir politikaların istikrarla uygulanması ön şarttır. Bunun yanında, enflasyonda ataleti doğuran yapısal sorunlarla yüzleşerek bu sorunlara kalıcı çözümler üretmek gerekir. Bu çözümler, yönetimlerin kısa vadeli kazanımlarından ziyade, toplam faydayı uzun vadede azami seviyeye çekmeye odaklanmalıdır. 

Ekonomi yönetiminin yanında siyasi otorite ve bileşenlerinin ekonomik unsurları ikna etme görevi bulunmaktadır. Ülke yönetimindeki aktörlerin eşgüdüm içinde ve birlikte girişecekleri bu hareket, kısa vadeli kazanımlarla birleşerek yavaş ama güçlü bir dönüşümü başlatacaktır. Ekonomik aktörlerin ön kabul olarak benimsedikleri beklentilerde üst üste (ve olumlu yönde) yanılması ataletteki direncin kırılmasını sağlayacaktır. Ülke genelinde uzun vadeli beklentilerin kalıcı olarak değişimi ise elde edilen bu kazanımların (ya da olumlu sürprizlerin) uç uca eklenmesinden ibarettir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

🏦 Gözler Merkez’e döndü

Bugün günlerden Merkez Bankası. Piyasaların odağında olan Merkez'in faiz oranlarında herhangi bir değişime gitmesi beklenmiyor. Merkez'in PPK metnini nasıl şekillendirdiği yakından izlenecek.

20 Ağu 2024

Sabah

YAZARLAR

Eralp Ersoy

Sipay’da Hazine Direktörü.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

TÜSİAD Şam’da: Suriye’nin ulaştırma projeleri üyelerle paylaşılacak

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Perihan İnci ve Fatih Kemal Ebiçlioğlu ile Ankara Temsilcisi Barış Urhan, 31 Ağustos–2 Eylül tarihlerinde Suriye'nin başkenti Şam’ı ziyaret ederek Suriye Ulaştırma Bakanlığı, Suriye Merkez Bankası, Suriye Varlık Fonu ve ticaret ve sanayi odaları ile görüştü. Yeniden yapılanma yatırımları, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, bürokratik işlemler ve dış ticaret koşulları üç günlük programın ana başlıklarıydı.

Emircan Yaman

·

03 Eyl 2026

TÜSİAD Şam’da: Suriye’nin ulaştırma projeleri üyelerle paylaşılacak
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Türkiye ekonomisine ve imalat sanayine bir bakış

Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte büyümeye devam ederken, büyümenin bileşimi sanayideki zayıflığın sürdüğüne işaret ediyor. Tarımdaki güçlü baz etkisi, tüketimin desteği ve ithalattaki sert daralma manşet büyümeyi ayakta tutarken, imalat sanayisinde siparişler, istihdam ve üretim baskı altında kalmayı sürdürüyor.

Türkiye ekonomisine ve imalat sanayine bir bakış
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Katılaşan enflasyon ve yavaşlayan büyüme

Bu hafta makroekonominin en önemli iki göstergesi olan enflasyon ve büyümeye ilişkin veriler geldi. Enflasyonda yaz aylarında görülen görece olumlu tablo sona yaklaşırken, gıda, eğitim, enerji ve kura duyarlı kalemler önümüzdeki aylar için yukarı yönlü riskleri artırıyor.

Erhan Aslanoğlu

·

03 Eyl 2026

Katılaşan enflasyon ve yavaşlayan büyüme
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Kredi kartı mahkumları: Taksiye bir tomar banknotla binme zorunluluğu Türkiye’ye mi özgü?

İstanbul, 10 kilometrelik taksi ücretinin ülkedeki en büyük banknotun değerini aştığı, hatta bu banknotlardan en az üç adedini cebinizde taşımanızı gerektiren nadir şehirlerden... Türkiye’de 200 TL, 2009’dan bu yana tedavüldeki en büyük banknot olmaya devam ederken genel fiyat seviyesi yaklaşık 19 katına çıktı. Peki taksiye bir tomar nakitle binme zorunluluğu Türkiye’ye mi özgü ve vatandaşları kredi kartına mahkum bırakan süreç nasıl işliyor?

Hikmet Koyuncuoğlu

·

03 Eyl 2026

Kredi kartı mahkumları: Taksiye bir tomar banknotla binme zorunluluğu Türkiye’ye mi özgü?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Türkiye açmazı: Büyüme yavaşlıyor, enflasyon düşmüyor

TÜİK, yılın ikinci çeyreğine ait büyüme rakamını yıllık %2,3 olarak açıkladı. Temmuz enflasyonu ise %31,75. Bu iki rakam bir yıldır birbirine yaklaşmıyor. Ekonomi yavaşlıyor, fiyatlar yavaşlamıyor. Oysa beklenen bu değildi. Bir ekonomi bir yıldır yavaşlıyorsa, talep zayıfladığı için fiyat artışlarının da gevşemesi gerekirdi. Ancak Türkiye'de gevşemiyor. Sebebini anlamak için manşetteki rakamdan ziyade rakamın altında yatan kırılıma bakmak gerekiyor.

Yaman Alp Ungan

·

03 Eyl 2026

Türkiye açmazı: Büyüme yavaşlıyor, enflasyon düşmüyor