Evrenin çatlaklarını görünür kılmak: Dijital sanat nereye gidiyor?

Dijital sanat, özellikle pandemi sonrasında büyük bir ivme kazandı. Hepimizin evlere kapandığı aylar süren Covid-19 günlerinde sanatın dijital yüzü artık geri döndürülemez şekilde hayatımıza yerleşti. Çevrimiçi sergiler, sanal müze turları ve NFT pazarları da bu yeni dönemin en görünür araçları oldu.
Oysa kökleri 1950’lilere uzanan dijital sanat; kimi akademisyen, sanatçı ve küratörlerin münferit ve ısrarlı çabalarına rağmen, ülkemizde oldukça geç karşılık bulmuştu. Genel olarak, medya sanatını dahi tam anlamıyla içselleştirememiş ana akım sanat piyasamız, video sanatına bile mesafeli dururken bir anda NFT’lerden, algoritmik sanattan ve veriye dayalı üretimlerden söz eder hâle geldi.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Lara Kamhi
İstanbul merkezli bir medya sanatçısı, film yönetmeni, yazar ve küratördür. 2010’dan bu yana işleri Türkiye’de ve uluslararası alanda sergilenmiş; deneysel filmleri çeşitli festivallerde yer almıştır. Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde tiyatro, Paris Amerikan Üniversitesi’nde film çalışmaları eğitimi aldıktan sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi Film ve Televizyon Bölümü’nden Yüksek Onur derecesiyle mezun olmuş; ardından University College London Slade School of Fine Art’ta Fine Art Media alanında Onur derecesiyle yüksek lisansını tamamlamış ve Julian Sullivan Başarı Ödülü’ne değer görülmüştür. Sanatsal üretiminin yanı sıra yazarlık pratiğini de sürdüren Kamhi, sinema ve medya sanatları üzerine eleştirel metinler kaleme almaktadır. Yıllar içinde farklı mecralarda yayımlanan yazılarında görsel algı, sinematik deneyim ve çağdaş anlatı biçimlerine odaklanır. Disiplinlerarası işbirliklerini ön plana çıkaran bağımsız sanat girişimi Prizma Expanded’ın kurucusu ve küratörüdür. Bu platform aracılığıyla sinema, video ve performans alanlarını bir araya getiren projeler üretmiş; sergiler ve gösterim programları düzenlemiştir. Akademik ve bağımsız alanlarda yürüttüğü çalışmalarıyla Türkiye’de deneysel sinema ve medya sanatları alanında kendine özgü bir konum edinmiştir.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
33. Adana Altın Koza Film Festivali’ni, ulusal yarışmanın hayal kırıklıkları, Dünya Sineması’nın güçlü filmleri ve sinemanın sınırlarını sorgulatan tartışmalarıyla ele aldık.

Çocuk yaşta başladığı dans eğitiminin ardından İtalya’da profesyonel bir dansçı olarak tanınan Gabriele Esposito, zamanla odağını performansın ötesine taşıyarak bedenin bir görüntüyü nasıl şekillendirdiğine yöneldi. Esposito ile bedenin görsel anlatıdaki rolünü, moda ve koreografi arasındaki ilişkiyi ve hareketin yeni teknolojilerle değişen sınırlarını konuştuk.

Spotify verileri arabesk müzik dinlenmelerinin 2020’den bu yana yüzde 435 arttığını gösteriyor. Üstelik bu yükselişin merkezinde gençler var ancak yeni kuşağın bir kısmı, dinlediği müziğin arabesk olduğunun farkında bile değil. Türler arasındaki sınırların silindiği, yalnızlık ve gelecek kaygısının arttığı bir dönemde ana akım Türkçe müzik giderek daha karamsar bir tona bürünüyor.

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.




