Faiz indirim döngüsü ve 2025 yılı

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası iki yılın ardından ilk faiz indirimini 26 Aralık tarihinde yaptı. Piyasa beklentileri dahilinde sayılabilecek bu indirim, 2025 yılında takip edilecek indirim patikasının ilk adımıydı.
%50 ile geçen 2024
Naci Ağbal’ın görevden alınmadan önce, 18 Mart 2021 tarihinde %19,0’a yükselttiği politika faizi, Şubat 2023’te %8,5 seviyesine çekildi. Bu dönemin ardından oluşan enflasyonist baskının kontrol altına alınabilmesi adına ise TCMB’deki yönetim değişimini takiben haziran ayında %15,0’e yükseltilen politika faizi Mart 2024’te %50,0’ye yükseltildi. 280 gün boyunca bu seviyede tutulan politika faizinde yön yeniden değişti.
Ortodoks politika setine geçişin ekonomi yönetimi tarafından mükerrer kereler teyit edildiği 2024 boyunca ekonomide hemen her alanda stabilizasyon görünümü hakimdi. TL’nin artan getirisi, kur baskısını hafifletirken FATF’nin gri listesinden çıkış gibi haberler de iklimi yumuşattı. Bu süreçte CDS primimizin 900’lü seviyelerden 250’lere gerilemesi, yurt dışı borçlanma kabiliyetindeki artış paralelinde dış finansman risklerini azalttı.
Yüksek faiz oranları sebebiyle yavaşlayan ekonomik büyüme ve merkezi yönetim bütçesindeki artan faiz gideri yükü ise madalyonun öbür yüzündeki sonuçların en önemlileriydi.
İşaret fişeği ve ilk adım
Enflasyon beklentilerinin belirli oranda çıpalanması, piyasa aktörlerinin davranışlarının (resmi mutabakat olmasa da) bir noktada dengelenmesi ve enflasyonda beklenen ivme kaybının (zaman zaman beklentilerden ayrışsa da) görülmesi, politika faizinin yeniden düşürüleceğine dair beklentileri güçlendirdi. Otorite tarafından verilen alt mesajlarla da teyit edilen bu süreç, 26 Aralık 2024 tarihinde alınan politika faizinin 250 baz puan düşürülmesi kararı ile nihayete erdi. Yılın ortasından bu yana son çeyrek için fiyatlanan bu ilk faiz indirimi 2025 patikasının da temelini oluşturacak.
Bildiklerimiz ve bilemediklerimiz
Patikanın nasıl oluşacağı ve potansiyel etkileri için öncelikle resmi veri ve mesajlara odaklanmakta fayda var.
TCMB, 25 Aralık tarihinde yayımladığı 2025 Para Politikası metninde önemli mesajlara yer verdi. Öncelikle, PPK toplantı sayısı 12’den yeniden 8’e düşürüldü. Bu, yıl içinde “faiz kararı ne olacak” tartışmalarının daha az yaşanmasına olanak tanıyacak. (Bu uygulama, 2017-2019 döneminde üç yıl sürdürülmüş, sonrasında toplantı sayısı yeniden 12’ye çıkartılmıştı.) Bugün, gelişmiş ekonomi merkez bankalarının da yılda sekizer toplantı yaptıkları düşünüldüğünde kararın sıra dışı olmadığı görülecektir. Bu fasılalı toplantılar, aynı zamanda hem temel eğilimlerin daha iyi değerlendirilmesi hem de pas geçilmesi gereken aylarda gereken “nefes”in temini açısından pozitif etki yaratacaktır.
Metinde, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının politika faizi olarak korunacağı, kredi büyümesi sınırının gözden geçirileceği, kur korumalı mevduat uygulamasının sonlandırılacağı gibi önemli mesajlar da yer alıyor. Politika setinde önemli bir değişimin yaşanmayacak olması ve sistemde zaman zaman karmaşalara yol açan ilave düzenlemelerin sadeleştirilmeye devam edileceğinin teyidi önemli. Bunun yanında, toplam mevduat pastası içindeki ağırlığı %26’lardan %6’lara gerileyen kur korumalı mevduat uygulamasının da resmen sonlandırılacağı bilgisi bu duruşu destekliyor.
Bunların yanında, geçtiğimiz hafta yapılan indirimde, indirimin kaç baz puan yapıldığından ziyade verilen mesaj önemliydi. TCMB, enflasyonist baskının yaratabileceği tehdidi çok yakından izlediği mesajını güçlü bir şekilde yineledi. Bu söylemini, operasyonel çerçevede yaptığı güncelleme ile destekleyen kurum, faiz koridorunun alt ve üst sınırlarını 300 baz puandan 150 baz puan mesafeye çekti. Böylelikle, piyasada görülebilecek olası düşük faiz fiyatlamalarının sınırı yukarı çekildi ve sıkı duruş faiz indirimine eşliğinde güçlendirildi. Bu karar, 2025 yılında merkez para otoritesinin uygulayacağı politikanın felsefesi hakkında önemli ipuçları barındırıyor.
Kısaca, merkez para otoritesi tarafından verilen mesajlar, son dönemde yeniden artan öngörülebilirliğin korunacağına işaret ediyor.
Beklentiler
Tüm bu veri ve beklentiler, piyasanın 2025 beklentilerine dair genel çerçeveyi oluşturuyor. Mevcut yapı içinde, stabil/aşağı yönlü risk primi, reel olarak değerlenen TL ve bir kur şoku beklentisinin olmaması en güçlü çıpalar arasında yer alıyor.
TCMB’nin temkinli adımlarla ve güçlü mesajlarla sürdüreceği faiz indirimleri ilk etkisini kısa vadeli faiz oranlarının aşağı gelmesine paralel olarak mevduat faizleri ve para piyasası fonlarında gösterecek.
Bir süredir orta-uzun vadeli mevduat fiyatlamalarını faiz indirimleri beklentisi eşliğinde düşük tutan bankalar, kısa vadeli fiyatları da düşürecekler. Bu kademeli düşüş kendini TLRef etkisiyle para piyasası fonlarında da gösterecek. Diğer bir ifadeyle, en risksiz ürünün en yüksek getiriyi sağlama “garantisi” 2025’te bulunmuyor.
Bu süreçte, reel olarak değerlenen TL trendinin de devam edeceği varsayımı altında sabit getirili araçlardan sağlanabilecek getiriler daha önemli hale gelecek. Mevcut ters verim eğrisi düzelene kadar (ki burada hareketi muhtemelen yılın ikinci yarısından sonra görmeye başlayacağız) kısa vadeli bonoları menzilde tutmak faydalı olacaktır. Bu noktada özel sektör tahvillerini de takip etmekte fayda bulunuyor.
Kredi koşullarında yaşanması beklenen rahatlamanın ilkin mevzuat güncellemeleriyle tetiklenmesi olası. Daralan koridorun da etkisiyle, bir anda düşen kredi faiz oranlarından bahsetmek mümkün olmayacak. Kredi koşullarındaki hareket ise bazı gruplardaki talebi yukarı taşıyacağından, hareketi iyi gözlemlemek ve fiyat hareketlerine hakim olmak gerekiyor.
Diğer yatırım araçlarının getiri beklentilerine ilişkin detaylar ise Exante’nin 26 Aralık tarihli sayısında konunun uzmanlarınca açıklanmış durumda. Bu makaleye de göz atmanızı öneriyorum.
Riskler
Söz konusu patika, genel kabul gören beklenti seti ile şekillenmiş olsa da öngörülmesi güç olan ya da mevcut akışı etkileyebilecek gelişmeler her zamanki gibi baki.
İlkin, yurt içinde, ayrışan enflasyon beklentileri büyük önem taşıyor. 26 Aralık tarihli veri setine göre, 12 ay sonrası için beklenen enflasyon hanehalkı için %63 seviyesindeyken piyasa katılımcılarının beklentisi %27 seviyesinde bulunuyor. Enflasyonla mücadele için beklentilerin kesin ve net bir şekilde çıpalanması gerekiyor. Bu fark, henüz bu durumun gerçekleşmediğini teyit ediyor.
Asgari ücret zammının ardından (ki %30 ile enflasyonist baskıları tetikleyecek etki yaratmadı) yaşanacak fiyat güncellemeleri ve %43,9 olarak açıklanan yeniden değerleme oranına konu ücretlerdeki artış, Ocak ile Şubat aylarında enflasyonu yukarıya taşıyacak. Otoritenin burada yaşanacak artışların geçici olduğu konusunda net bir ikna görevi de bulunuyor.
Bunlar haricinde, ekonomi yönetiminde yaşanabilecek ani değişimlerden içinde bulunduğumuz coğrafyaya dair jeopolitik gerilimlere kadar geniş bir risk yelpazesi karşımızda duruyor. Bu değişkenlerin nasıl yönetileceği ise politikanın başarısı ve beklenen patika ile uyum konularındaki en kritik husus konumunda. Açık iletişim, verilerle desteklenen kararlar ve öngörülebilir bir patika inşası her zamanki gibi en kritik unsurlar olacak.
Herkese, hepimize, sağlıklı, huzurlu, bol kazançlı ve en önemlisi çocukların hayallerinin cilalı savaş makinalarının altında ezilmediği bir yıl diliyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
TÜİK verilerine göre Ekonomik Güven Endeksi yılı bir önceki yıla kıyasla 2,4 puan yukarıda kapattı. Yine aynı gün açıklanan verilere göre Türkiye'de göreli yoksulluk oranı artarken, ev sahipliği oranı azaldı
31 Ara 2024

YAZARLAR

Eralp Ersoy
Sipay’da Hazine Direktörü.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Piyasalarda bir merkez bankası haftasında daha giriş yapıyoruz. Hafta boyunca Çarşamba günü Fed, Perşembe günü BoE, Cuma günü ise BoJ kararı takip ediliyor olacak.
27 Tem 2026

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), piyasa beklentilerine paralel olarak politika faizinde, faiz koridorunun alt ve üzerinde herhangi bir değişikliğe gitmedi. Karar metni incelendiğinde ise enflasyon görünümüne ilişkin iki önemli unsur dikkat çekiyor. Bu iki unsur, Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde karar alırken oldukça hassas bir denge gözetmek zorunda kalacağını gösteriyor.

Cumhuriyet'in 1930'lardaki sanayi atılımı bir milli güvenlik, kalkınma ve aydınlanma hareketiydi. 2030'ların Cumhuriyeti de aynı şiarlar ile elektro-devlet yolunda programlı biçimde ilerlemelidir.

Küresel ticaret denklemi yeniden yazılırken, uzun yıllar Çin'in gölgesinde kalan Hindistan artık küresel üretim, yatırım ve ticaret zincirlerinde başlı başına bir güç merkezi olarak öne çıkıyor. Peki yükselen bu fil, küresel ticaretin ejderhası Çin'e gerçek bir alternatif olabilir mi? Bu sorunun yanıtı yalnızca Asya'nın değil, Türkiye'nin de ekonomik ve jeopolitik geleceği açısından da giderek daha kritik hale geliyor.

Türkiye ekonomisinde son dönemde birbiriyle çelişiyor gibi görünen iki tablo aynı anda oluştu. İhracat her yıl yeni bir rekor kırarken sanayicilerin finansman, maliyet ve rekabet gücü konusunda verdiği uyarılar giderek sertleşiyor. İlk bakışta aynı anda doğru olamayacakmış gibi görünen bu iki tablo, aslında Türkiye’nin üretim yapısında yaşanan değişimin farklı sonuçlarını yansıtıyor.




