

Alternatif Bank’tan Engelsiz Bankacılık Terimler Sözlüğü Engelsiz Bankacılık anlayışıyla sunduğu hizmetlerle sektöre farklı bir bakış açısı kazandıran Alternatif Bank , Engelsiz Bankacılık Terimler Sözlüğü projesiyle bankacılık hizmetlerini herkes için anlaşılabilir ve erişilebilir kılmayı amaçlıyor. Nedir? Toplumsal Haklar ve Araştırma Derneği (TOHAD) ve İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği (İED) iş birliğiyle yürütülen proje, günlük hayatta en sık kullanılan bankacılık terimlerini işaret dili, sesli betimleme ve sadeleştirilmiş metin desteğiyle açıklayan kısa videolardan oluşan bir içerik serisinden oluşuyor. Neden önemli? Başta işitme engelliler, yaşlılar ve düşük finansal okuryazarlığa sahip kişiler olmak üzere, toplumda bankacılık terimlerini anlamada zorluk yaşayan bireylerin ihtiyaçlarını gözeten proje, bankacılık hizmetlerine ulaşımdaki engellerden birinin giderilmesi için farkındalık oluşturuyor. Dahası: Engelsiz Bankacılık Terimler Sözlüğü ’nü kurumsal web sitesinde ve resmî YouTube kanalında paylaşan Alternatif Bank , projeyi kısa süre içerisinde yüzden fazla bankacılık terimini kapsayan bir video kütüphanesine dönüştürmeyi planlıyor. Engelsiz Bankacılık Terimler Sözlüğü ’nde tanımı yapılan tüm bankacılık terimlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
ABD merkez Bankası (Fed) Finansal İstikrar Raporu’nun 2023 Mayıs sayısını yayımladı. Raporda, bankacılık sektöründe yaşanan dalgalanmanın yaratabileceği olası komplikasyonlar ön plana alınmış durumda.
💾Cep bilgisi: Fed yönetiminin finansal sisteme dair genel değerlendirmelerini içeren rapor her yıl iki kez mayıs ve kasım aylarında yayımlanıyor. Yayımlanan sayı, kurumun 2023 yılında kamuoyu ile paylaştığı ilk rapor.
Sistemin zayıf noktaları
Fed, finansal sistemin olası zayıf noktalarını dört ana başlıkta derlemiş durumda. Varlık değerlemeleri tarafında hazine tahvillerinin getirilerinin piyasadaki oynaklığın artışına rağmen azaldığı ifade ediliyor. Bu süre zarfında hisse senedi piyasasında beklenen getirilerin tarihsel ortalamaların üzerinde seyrettiği, özel sektör tahvillerin de ise ortalama değerlerin korunduğu ifade ediliyor. Gayrimenkul tarafında ise tüm segmentlerde yüksek seyrin korunduğu raporda teyit ediliyor. Bu yüksek değerlemelerin ve ortalamalar üzerindeki seyrin ise varlık fiyatlarında beklenmedik anlarda yüksek fiyat hareketlerine yol açabileceğine dikkat çekiliyor.
Kişi ve kurumların aşırı borçlanması tarafında kasım ayına kıyasla büyük bir değişimin yaşanmadığının ifade edildiği raporda, kurumların borçlarının GSYH’ye oranının yüksek seyrettiği ve bu sebeple finansal kaldıraç oranının tarihi ortalamaların üzerinde olduğu ifade ediliyor. Tarafların an itibarıyla yükümlülüklerini yerine getirmelerine dair bir sorun tespit edilmediği metinde, borçlanma hacmindeki daha hızlı bir büyümenin harcama kanalını daraltabileceği ifade ediliyor. Bu da ekonomik büyüme üzerinde bir risk unsuru olarak tanımlanıyor.
Raporda ifade edilen üçüncü zayıf nokta, finansal sektörün sahip olduğu yüksek kaldıraç olarak ifade ediliyor. Kurumların, olası kötü şoklar karşısında maruz kalacakları zararı olağan operasyonlarında bozulma yaşamadan karşılayamayabilecekleri ifade edilirken, böylesi bir durumun kurumların kapanmasına dahi sebep olabileceği vurgulanıyor. Raporda, sigortasız mevduat hacmindeki büyüklük, sabit getirili kıymetlerin adil değerlerindeki düşüş eğilimi Bu riskin ise kredi kanalları aracılığıyla ekonomik aktiviteye olumsuz etki yaratabileceği değerlendiriliyor.
Vurgulanan dördüncü nokta ise fonlama riskleri başlığı altında derleniyor. Silicon Valley Bank, Signature Bank ve First Republic Bank’ın sahneden çekilmesine yol açan mevduat çekimlerinin diğer bankaların fonlama kabiliyetleri üzerinde olumsuz etki yaratabileceği ifade edilirken bu etkinin sigortasız mevduat hacmi yüksek olan ve faiz riski taşıyan kurumlarda daha yüksek olacağı belirtiliyor. Metnin bu bölümünde, yerel bankaların yeterli miktarda likiditeye sahip olduğu teyit edilirken, söz konusu yapısal zayıflıkların para piyasasında (kısa vadeli piyasa) etkin olabileceği vurgulanıyor.
Kısa vadeli riskler
Raporda, araştırmacılardan akademisyenlere kadar geniş bir yelpazede katılımcılarla derlenen kısa vadeli riskler tablosu da güncellenmiş durumda.
Buna göre, kasım raporunda parasal sıkılaşma ve inatçı enflasyonist baskının ülke ekonomisi üzerinde risk olarak algılanma oranının %62’den %56’ya gerilediği görülüyor. Bu durum, Fed’in sıkılaşma sürecinin sonuna yaklaştığı ve patikadaki belirsizliklerin neredeyse bütünüyle ortadan kalması ile ilişkili. Hafta içinde açıklanacak enflasyon verisinde büyük ölçekli bir sürpriz yaşanmaması durumunda, kasım raporunda bu değeri daha da düşük görmemiz olası.
Kısa vadeli riskler listesinde ikinci sırada bankacılık sektörü üzerindeki baskı yer alıyor. Kasım ayında %12’lik oranı ile başlıca riskler arasında değerlendirilmeyen bu değişken, son dönemdeki gelişmeler paralelinde sıçrama yaşamış durumunda. Anket katılımcılarının %56’sı bu riski kayda değer buluyorlar.
Listenin üçüncü sırasında yine %56’lık oranıyla ABD-Çin gerilimi yer alıyor. Kasım ayında %42 olarak değerlenen değişken, temel olarak ABD’nin sadece Çin ile olan ilişkilerini değil, küresel jeopolitik gerilimleri ve yansımalarını da içeriyor. Katılımcılar, küresel çapta artan gerilimin ticarette bozulmaya neden olabileceğini, küresel tedarik zinciri ve hammadde temini konusunda ilave zorluklar yaratabileceğini ve bu eğilimin topyekun bir savaş ihtimalini doğurabileceğini ifade ediliyorlar.
Gayrimenkul sektörü kaynaklı risklerin aldığı oy oranı da %12’den %52’ye yükselmiş durumda. Anket katılımcıları, özellikle ticari gayrimenkul piyasasında yaşanan fiyat düşüşlerinin sistemik bir riski tetikleyebileceğine işaret ediyorlar. Kendine ana zayıflıklar listesinde de yer bulan varlık değerlemeleri ile de ilişkili olan bu risk, bankacılık sektöründe yaşanabilecek ilave sıkıntılarla da bağlantılı. Gayrimenkul krizi döneminde büyük kayıplar yaşayan ABD ekonomisinin unsurlarının, bu senaryonun bu kez farklı bir şekilde yeniden tetiklenmesinden dolayı endişelerini dile getirmiş durumdalar.
Listenin beşinci sırasında yer alan Rusya-Ukrayna savaşının notu %62’den %52’ye gerilemekle birlikte kısa vadedeki önemini koruyor. Katılımcılar, Rusya’nın işgale devam etmesi durumunda Avrupa Birliği ekonomisinde bozulma ile siber savaş risklerinden duydukları endişeyi dile getiriyorlar.
Riskler listesinin son önemli maddesi ise borçlanma limiti. Anket katılımcıları, söz konusu riskin fonlama piyasasında aksamalara yol açabileceği ve finansa koşulları daha da sıkılaştırabileceğini ifade ediyorlar. Bu kapsamda, faizlerin yüksek seyrinin orta vadede kamu maliyesi üzerinde kırılganlık yaratabileceği de ifade edilen ayrı bir unsur olarak öne çıkıyor.
Riskler listesinin diğer maddeleri ise volatilite, regülasyonların kapsamı dışında kalan banka dışı finansal kurumlar ve sürdürülebilir kamu borcu olarak sıralanıyor.
Katılımcıların 12 ila 18 aylık zaman zarfı içinde potansiyel olarak en yüksek değeri verdiği riskler ise parasal sıkılaşma ile Rusya-Ukrayna savaşı olmayı sürdürüyor.
💉 Hatırlatma dozu: Fed’in Kıdemli Kredi Yetkilisi Görüş Anketi (Senior Loan Officer Opinion Survey on Bank Lending Practices) sonuçlarına göre bankaların Fed’in parasal sıkılaşma döneminin sonlarına doğru dahi kredi şartlarını koşullarını sıkılaştırmaya devam ettiği ifade ediliyordu.
➕ Ayrıca: Goldman Sachs, Fed’in piyasa tarafından fiyatlanmaya başlayan yıl sonu faiz indirimi serisinde piyasa kadar agresif davranmasını beklemediklerini açıkladı. Kurum, Fed’in politika faizini en az 6 ay daha sabit tutacağı görüşünde.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Yurt içinde gündem kamu zam görüşmeleri ve hazine ihraçlarına odaklı olurken, yurt dışında ise Fed tarafından yayımlanan finansal istikrar raporu ve Avrupa'nın 11'inci yaptırım paketi öne çıktı.
10 May 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gelirlerin fiyatlara yetişemediği bir yerde enflasyon verisinin gündelik hayattaki yansıması bir karşılanabilirlik sorununa dönüşüyor. Enerjiden gübreye, tarladan rafa uzanan maliyet zinciri gıdanın hane bütçesindeki yükünü artırırken TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de fertlerin %35,1’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren bir yemeğin masrafını karşılayamıyor. Yani mesele aslında "karşılanabilirlik".

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.

Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’ya göre asıl risk ABD’nin ne kadar borçlandığı değil, giderek büyüyen tahvil arzını yatırımcıların hangi faiz seviyesinden taşımaya razı olacağı. Sıfıra yakın faizlerle kamu borcunun maliyetinin görünmezleştiği dönem kapanırken piyasa artık yalnızca enflasyonu ve merkez bankalarını değil, devletlerin bilançolarını da fiyatlamaya hazırlanıyor.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.
24 Ağu 2026

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.



