

Alternatif Bank’tan Engelsiz Bankacılık Terimler Sözlüğü
Engelsiz Bankacılık anlayışıyla sunduğu hizmetlerle sektöre farklı bir bakış açısı kazandıran Alternatif Bank , Engelsiz Bankacılık Terimler Sözlüğü projesiyle bankacılık hizmetlerini herkes için anlaşılabilir ve erişilebilir kılmayı…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
ABD merkez Bankası (Fed) Finansal İstikrar Raporu’nun 2023 Mayıs sayısını yayımladı. Raporda, bankacılık sektöründe yaşanan dalgalanmanın yaratabileceği olası komplikasyonlar ön plana alınmış durumda.
💾Cep bilgisi: Fed yönetiminin finansal sisteme dair genel değerlendirmelerini içeren rapor her yıl iki kez mayıs ve kasım aylarında yayımlanıyor. Yayımlanan sayı, kurumun 2023 yılında kamuoyu ile paylaştığı ilk rapor.
Sistemin zayıf noktaları
Fed, finansal sistemin olası zayıf noktalarını dört ana başlıkta derlemiş durumda. Varlık değerlemeleri tarafında hazine tahvillerinin getirilerinin piyasadaki oynaklığın artışına rağmen azaldığı ifade ediliyor. Bu süre zarfında hisse senedi piyasasında beklenen getirilerin tarihsel ortalamaların üzerinde seyrettiği, özel sektör tahvillerin de ise ortalama değerlerin korunduğu ifade ediliyor. Gayrimenkul tarafında ise tüm segmentlerde yüksek seyrin korunduğu raporda teyit ediliyor. Bu yüksek değerlemelerin ve ortalamalar üzerindeki seyrin ise varlık fiyatlarında beklenmedik anlarda yüksek fiyat hareketlerine yol açabileceğine dikkat çekiliyor.
Kişi ve kurumların aşırı borçlanması tarafında kasım ayına kıyasla büyük bir değişimin yaşanmadığının ifade edildiği raporda, kurumların borçlarının GSYH’ye oranının yüksek seyrettiği ve bu sebeple finansal kaldıraç oranının tarihi ortalamaların üzerinde olduğu ifade ediliyor. Tarafların an itibarıyla yükümlülüklerini yerine getirmelerine dair bir sorun tespit edilmediği metinde, borçlanma hacmindeki daha hızlı bir büyümenin harcama kanalını daraltabileceği ifade ediliyor. Bu da ekonomik büyüme üzerinde bir risk unsuru olarak tanımlanıyor.
Raporda ifade edilen üçüncü zayıf nokta, finansal sektörün sahip olduğu yüksek kaldıraç olarak ifade ediliyor. Kurumların, olası kötü şoklar karşısında maruz kalacakları zararı olağan operasyonlarında bozulma yaşamadan karşılayamayabilecekleri ifade edilirken, böylesi bir durumun kurumların kapanmasına dahi sebep olabileceği vurgulanıyor. Raporda, sigortasız mevduat hacmindeki büyüklük, sabit getirili kıymetlerin adil değerlerindeki düşüş eğilimi Bu riskin ise kredi kanalları aracılığıyla ekonomik aktiviteye olumsuz etki yaratabileceği değerlendiriliyor.
Vurgulanan dördüncü nokta ise fonlama riskleri başlığı altında derleniyor. Silicon Valley Bank, Signature Bank ve First Republic Bank’ın sahneden çekilmesine yol açan mevduat çekimlerinin diğer bankaların fonlama kabiliyetleri üzerinde olumsuz etki yaratabileceği ifade edilirken bu etkinin sigortasız mevduat hacmi yüksek olan ve faiz riski taşıyan kurumlarda daha yüksek olacağı belirtiliyor. Metnin bu bölümünde, yerel bankaların yeterli miktarda likiditeye sahip olduğu teyit edilirken, söz konusu yapısal zayıflıkların para piyasasında (kısa vadeli piyasa) etkin olabileceği vurgulanıyor.
Kısa vadeli riskler
Raporda, araştırmacılardan akademisyenlere kadar geniş bir yelpazede katılımcılarla derlenen kısa vadeli riskler tablosu da güncellenmiş durumda.
Buna göre, kasım raporunda parasal sıkılaşma ve inatçı enflasyonist baskının ülke ekonomisi üzerinde risk olarak algılanma oranının %62’den %56’ya gerilediği görülüyor. Bu durum, Fed’in sıkılaşma sürecinin sonuna yaklaştığı ve patikadaki belirsizliklerin neredeyse bütünüyle ortadan kalması ile ilişkili. Hafta içinde açıklanacak enflasyon verisinde büyük ölçekli bir sürpriz yaşanmaması durumunda, kasım raporunda bu değeri daha da düşük görmemiz olası.
Kısa vadeli riskler listesinde ikinci sırada bankacılık sektörü üzerindeki baskı yer alıyor. Kasım ayında %12’lik oranı ile başlıca riskler arasında değerlendirilmeyen bu değişken, son dönemdeki gelişmeler paralelinde sıçrama yaşamış durumunda. Anket katılımcılarının %56’sı bu riski kayda değer buluyorlar.
Listenin üçüncü sırasında yine %56’lık oranıyla ABD-Çin gerilimi yer alıyor. Kasım ayında %42 olarak değerlenen değişken, temel olarak ABD’nin sadece Çin ile olan ilişkilerini değil, küresel jeopolitik gerilimleri ve yansımalarını da içeriyor. Katılımcılar, küresel çapta artan gerilimin ticarette bozulmaya neden olabileceğini, küresel tedarik zinciri ve hammadde temini konusunda ilave zorluklar yaratabileceğini ve bu eğilimin topyekun bir savaş ihtimalini doğurabileceğini ifade ediliyorlar.
Gayrimenkul sektörü kaynaklı risklerin aldığı oy oranı da %12’den %52’ye yükselmiş durumda. Anket katılımcıları, özellikle ticari gayrimenkul piyasasında yaşanan fiyat düşüşlerinin sistemik bir riski tetikleyebileceğine işaret ediyorlar. Kendine ana zayıflıklar listesinde de yer bulan varlık değerlemeleri ile de ilişkili olan bu risk, bankacılık sektöründe yaşanabilecek ilave sıkıntılarla da bağlantılı. Gayrimenkul krizi döneminde büyük kayıplar yaşayan ABD ekonomisinin unsurlarının, bu senaryonun bu kez farklı bir şekilde yeniden tetiklenmesinden dolayı endişelerini dile getirmiş durumdalar.
Listenin beşinci sırasında yer alan Rusya-Ukrayna savaşının notu %62’den %52’ye gerilemekle birlikte kısa vadedeki önemini koruyor. Katılımcılar, Rusya’nın işgale devam etmesi durumunda Avrupa Birliği ekonomisinde bozulma ile siber savaş risklerinden duydukları endişeyi dile getiriyorlar.
Riskler listesinin son önemli maddesi ise borçlanma limiti. Anket katılımcıları, söz konusu riskin fonlama piyasasında aksamalara yol açabileceği ve finansa koşulları daha da sıkılaştırabileceğini ifade ediyorlar. Bu kapsamda, faizlerin yüksek seyrinin orta vadede kamu maliyesi üzerinde kırılganlık yaratabileceği de ifade edilen ayrı bir unsur olarak öne çıkıyor.
Riskler listesinin diğer maddeleri ise volatilite, regülasyonların kapsamı dışında kalan banka dışı finansal kurumlar ve sürdürülebilir kamu borcu olarak sıralanıyor.
Katılımcıların 12 ila 18 aylık zaman zarfı içinde potansiyel olarak en yüksek değeri verdiği riskler ise parasal sıkılaşma ile Rusya-Ukrayna savaşı olmayı sürdürüyor.
💉 Hatırlatma dozu: Fed’in Kıdemli Kredi Yetkilisi Görüş Anketi (Senior Loan Officer Opinion Survey on Bank Lending Practices) sonuçlarına göre bankaların Fed’in parasal sıkılaşma döneminin sonlarına doğru dahi kredi şartlarını koşullarını sıkılaştırmaya devam ettiği ifade ediliyordu.
➕ Ayrıca: Goldman Sachs, Fed’in piyasa tarafından fiyatlanmaya başlayan yıl sonu faiz indirimi serisinde piyasa kadar agresif davranmasını beklemediklerini açıkladı. Kurum, Fed’in politika faizini en az 6 ay daha sabit tutacağı görüşünde.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Yurt içinde gündem kamu zam görüşmeleri ve hazine ihraçlarına odaklı olurken, yurt dışında ise Fed tarafından yayımlanan finansal istikrar raporu ve Avrupa'nın 11'inci yaptırım paketi öne çıktı.
10 May 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.



