

Atakey ’in halka arzı devam ediyor Yaklaşık 3 bin restoranı ve 55 bini aşkın çalışanıyla dünyanın en büyük dört hızlı servis restoran operatöründen biri olan TFI TAB Gıda Yatırımları çatısı altında faaliyet gösteren Türkiye’nin en büyük donuk patates işleyicilerinden Atakey Patates Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş halka arz ediliyor . Neler oluyor? İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş. ve Ata Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş. Konsorsiyum liderliğinde 19-20-21 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen halka arz , Atakey ’in 117.600.000 TL olan sermayesinin 138.768.000 TL’ye çıkarılması için yapılıyor 21.168.000 TL bedelli artırımla oluşan nominal değerli paylar ve Atakey Patates Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ’nin mevcut ortağı TFI TAB Gıda Yatırımları AŞ’nin sahip olduğu 7.056.000 TL nominal değerli paylar halka arz olacak. 1 TL nominal değerli paylar 39,50 TL sabit fiyat üzerinden satışa sunuluyor. Atakey : Sahip olduğu yeni nesil, son teknoloji makine parkuruyla Türkiye’nin sayılı fabrikalarından olan Atakey, Susuz / Afyonkarahisar’daki üretim tesisinde Türkiye’deki her 5 donuk parmak patatesten 1’ini üretiyor . 168 bin m2 arazi büyüklüğüne ve yılda 90 bin ton üretim kapasitesine sahip olan Atakey, TFI TAB Gıda restoranlarına ve sektöre verdiği ürünlerin yanı sıra Brezilya, Güney Kore, Bulgaristan, Kuzey Kıbrıs ve Kuzey Makedonya gibi ülkelere ihracat gerçekleştiriyor. Daha fazla bilgi almak için burayı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İş dünyasında finansmana erişememe sorunu büyümeye devam ediyor. Nasıl Bir Ekonomi'den Merve Yiğitcan'ın haberine göre, ticari kredilere erişim umutları seçim sonrasında da gerçekleşmediğinden endişeler artıyor ve iş dünyası temsilcileri bu zorlukların acilen çözülmesi, kaynakların doğru alanlara yönlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Sektörden: Reel sektör temsilcileri, işletme sermayesi kredilerinden umudun kesilmesine rağmen, makine, araç ve yer tahsislerinde dahi kredi verilmemesinin olumsuz sonuçları olabileceği endişesini taşıyor.
- Kamuda oluşan yüksek borçlanma ihtiyacı ise özel sektörün kaynaklarını sınırlayarak başka bir endişe kaynağı oluşturuyor.
- İş dünyası temsilcileri, sınırlı kaynağın üretici ve ihracatçılara aktarılmasıyla pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini, bu şekilde tüketim yerine ihracatla büyümenin mümkün olduğunu vurguluyor.
Ne dediler? Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB Başkanı) Rifat Hisarcıklıoğlu, yüksek kamu borçlanması ve diğer ekonomik faktörlerin ekonomik aktivite ve büyümeyi yavaşlatabileceği uyarısında bulunurken, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç parasal sıkılaştırmanın üretimi yavaşlatmaması gerektiğini belirtti.
- TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclis Başkanı Yavuz Eroğlu, ‘sınırlı kaynağın’ ihracat ve sanayide verimlilik çerçevesinde kullandırılmasının önemine dikkat çekti.
- İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı İlker Önel de, ticari kredilerde işletme sermayesi olarak kullandırılan kredilerin kamu bankalarınca sınırlı verildiğini, özel bankalarda ise hiç verilmediğini hatırlatarak acil çözüm çağrısında bulundu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Wall Street yatırım bankacılarının kıdem tazminatı ödemeleri 1 milyar doları aştı, içeride reel sektör hâlâ finansmana erişemiyor.
21 Tem 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.

Yeni bir hobiye başlamak zaman, emek ve istikrar gerektiriyor; o hobiyi yapan kişiye benzemekse birkaç sipariş kadar yakın. Bir zamanlar müzisyenlerin “ekipman edinme sendromu” adını verdiği dürtü, bugün koşudan fotoğrafçılığa, kahveden kampçılığa uzanan bir iş modeline dönüştü. Markalar, tüketicinin olmak istediği kişiyi ve ait olmak istediği hayatı ürünlerle paketlerken gelecekteki hâlimize dair hayallerimizi de giderek büyüyen bir pazara çeviriyor.



