Fink'in İstanbul ziyareti: Hürmüz sonrası yeni hat Türkiye mi?

Küresel enerji akışının en kritik noktalarından biri olan Hürmüz’deki kriz, alternatif rota arayışlarını yeniden gündeme taşıdı. Türkiye ise Kalkınma Yolu projesi ve lojistik altyapısıyla bu arayışın doğal adaylarından biri olarak öne çıkıyor. BlackRock Başkanı Larry Fink’in ziyareti, bu jeoekonomik tablonun sermaye tarafında da dikkatle izlendiğine işaret ediyor.
Fink'in İstanbul ziyareti: Hürmüz sonrası yeni hat Türkiye mi?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Geride bıraktığımız hafta, önemli bir yatırım kuruluşu yetkilisinin Türkiye ziyaretine ilişkin yapılan açıklamalar ve haberler, piyasalara da yansıyan bir merak ve beklenti dalgasının oluşmasına sebep oldu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 trilyon dolarlık yönetilen varlıkla dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi olan BlackRock’un Başkanı Larry Fink’i Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde kabul etti. Fink’in ziyareti ile birlikte Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı da Dolmabahçe’de düzenlendi; toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, altyapı, varlık yönetimi, sağlık, gıda ve havacılık gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan 23 uluslararası yatırımcı katılım gösterdi. 

Toplantıda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum yaparken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise enerji güvenliği ve kaynak yönetimi başlıklı oturumda Türkiye'nin enerji arz güvenliği, çeşitlendirme stratejileri ve enerji merkezi olma hedeflerini ele aldı.

Toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da katıldı. Bakan Fidan, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve güvenlikteki rolü, jeoekonomik dönüşüm sürecinde üstlendiği konum ve uluslararası işbirliklerinin güçlendirilmesine yönelik bir oturumu yönetti. 

Toplantıda ana temaların enerji arz güvenliği, jeoekonomik dönüşüm sürecinde Türkiye’nin rolü ve enerji merkezi olma hedefi etrafında şekilleniyor olması ise dikkat çekti. Nitekim Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından toplantıya ilişkin yapılan açıklamada, “Küresel ekonomide artan belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde gerçekleştirilen toplantı, kamu ve özel sektör arasında diyalog ve iş birliğini güçlendirmeyi, yatırım odaklı büyümeyi desteklemeyi ve Türkiye'nin küresel ekonomide bir bağlantı noktası olarak konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor” ifadelerine yer verildi. 

Hürmüz’e alternatif rota arayışları ve Kalkınma Yolu projesi 

Toplantının küresel petrol ve doğalgaz arzının %20’sinin kilit altına alındığı Hürmüz krizi sırasında yapılması ise konuyu dikkat çekici kılan başka bir nokta. Petrol taşımacılığı için Hürmüz Boğazı’nı bypass edebilecek bir-iki ufak seçenek dışında başka bir alternatif mevcut değil. Alternatif olabilecek rotalar ise ya Hürmüz’den geçen kapasiteyi kaldırabilecek kadar büyük değil, ya da halihazırda İran tarafından hedef alınıyorlar. 

Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrol ihracatını Hürmüz’den geçirmek yerine Füceyra Limanı’nda yer alan terminaller üzerinden direkt olarak Hint Okyanusu’na çıkarma alternatifi var. Ancak İran, savaş başından beri limanı birkaç kez hedef aldı ve bu nedenle liman üzerinden anlamlı bir sevkiyat yapılamadı. 

Suudi Arabistan ise Doğu-Batı boru hattı ile Kızıldeniz üzerinden petrol sevkiyatı yapabiliyor, ancak Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’nda yer alan terminalin kapasitesi savaş öncesi kapasiteyi telafi edebilecek kadar büyük değil. 

İşin bir diğer halkası, İran’ın Hürmüz üzerindeki kontrolünü kurumsallaştırmaya çalışıyor olması. İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden ücret alınmasını öngören tasarıyı kabul etti ve İran kaynakları, savaş bittikten sonra dahi Hürmüz üzerinde İran kontrolünde bir geçiş mekanizması kurmayı değerlendirdiklerini açıkça ifade etti. Hürmüz gibi kritik bir boğazın açık kalıp kalmamasını İran’ın insiyatifine resmî olarak bırakmak ve bunun için bir de İran’a ödeme yapmak zorunda kalma ihtimali, hem Körfez ülkelerini hem de petrolünü Körfez’den alan diğer ülkeleri endişelendirdi. 

  • Peki böyle bir ortamda Körfez ülkelerinin petrol LNG ve diğer ürünlerini yönlendirebilecekleri bir alternatif rota var mı? Henüz tam olarak hazır olmasa da evet var: O da Körfez’i Irak ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlanan Kalkınma Yolu projesi. 

Kalkınma Yolu, Basra Körfezi’nden başlayarak Irak toprakları üzerinden Türkiye’ye ve Türkiye’den de Avrupa’ya ulaşan çok modlu dev bir lojistik ve ticaret koridoru projesi. Projenin amacı Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan yeni bir ticaret hattı oluşturmak ve Süveyş Kanalı, Hürmüz Boğazı gibi yollara karşı bir alternatif sunmak. 

Proje, Basra Körfezi’nde yer alması planlanan Büyük Fav Limanı’ndan başlıyor. Liman, Körfez’den gelen gemilerin taşıdığı yükün karayoluna aktarıldığı ana giriş noktası olacak. Amaç, limandan indirilen yükün demiryolu veya karayolu aracılığıyla önce Irak üzerinden Türkiye sınırına ulaştırılması, ardından Türkiye üzerinden Avrupa’ya gönderilmesi.

Proje kapsamında toplam 1.200 kilometrelik demiryolu ve karayolunun tamamlanması bekleniyor. Hedef ise Körfez’den çıkan bir yük konteynerinin, Irak ve Türkiye üzerinden yaklaşık 25 günde Avrupa’ya ulaşabilmesi. Bu, Süveyş Kanalı üzerinden yapılan taşımacılık süresi hesaba katılırsa yaklaşık 20 günlük bir kazanç demek.

Projenin ortakları, Türkiye-Irak-Katar ve BAE dörtlüsü. Bu dört ülke Nisan 2024’te proje için bir mutabakat zaptı imzaladı ve projenin ayrıntılarına ilişkin çalışmalara başladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun açıklamalarına göre ise finansman modeli üzerinde de anlaşmaya varıldı ve İran savaşının bitmesinin hemen ardından hızlıca projenin yapımına da başlanacak.

Proje yalnızca bir karayolu-demiryolu projesi değil, aynı zamanda enerji ve veri iletim hatlarını da kapsıyor. Nitekim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, projede demiryollarının yanı sıra boru hatları ve fiber optik iletim hatlarının döşenmesinin de yer aldığını, projenin Irak ayağının erken tamamlanması halinde Hürmüz krizinin bu kadar büyük etkilere yol açmamış olacağını, hatta bunun halihazırda Suudi Arabistan’la dahi görüşülmekte olduğunu söyledi: 

“Savaştan sonra Türkiye üzerinden geçecek, Suriye üzerinden geçecek, Irak üzerinden geçecek, Körfez'den gelecek en az 2-3 tane boru hattının Türkiye'ye gelip, Türkiye'den Avrupa'ya veya Türk marketlerine veya Türk denizinden Ceyhan'dan uluslararası piyasalara akmaya başladığına şahit olacağız. Bu da bir alternatif ileride plan olarak karşımıza geliyor.” 

Projenin bu boyutu, özellikle Hürmüz’de yaşanan ve gelecekte yaşanması muhtemel krizler nedeniyle, Kalkınma Yolu’nu daha önemli ve yatırımcılar açısından cazip kılıyor. 

Fink’in ziyareti ve BlackRock’ın altyapı ilgisi

Larry Fink’in Körfez ülkelerinin ivedi bir şekilde Hürmüz’e alternatif aradığı ve Kalkınma Yolu projesinin her geçen gün daha da önem kazandığı bir ortamda Türkiye’yi ziyaret etmesi ise işi daha da ilginçleştirdi. 

Zira Fink’in yönetimindeki BlackRock, 2026 yılında altyapı yatırımlarını büyüme stratejisinin merkezine yerleştirdi. Fink’in yatırımcılara gönderdiği 2026 yılı mektubunda şirketin fon toplama planının altyapı özsermayesi ve altyapı kredileri dahil olacak şekilde kurgulandığı belirtilirken, 2030’a kadar bu alanda özel piyasalardan toplam 400 milyar dolarlık brüt fon toplama hedefinin bulunduğu ifadeleri yer aldı. 

Şirket bu eğilimini 2024 yılında belli etmişti aslında. BlackRock 2024 yılında, 100 milyar doların üzerinde varlığı bulunan, altyapı odaklı varlık yönetim şirketi Global Infastructure Partners’ı (GIP) 12,5 milyar dolar karşılığında satın aldı. Böylece ortaya BlackRock’un altyapı varlıklarıyla da birlikte 170 milyar dolarlık, yalnızca altyapıya odaklanan dev bir sermaye büyüklüğü ortaya çıkmış oldu. 

Aradan geçen iki yılda altyapı yatırım fonlarını daha da büyüten BlackRock, 2026 yılında GIP’in beşinci amiral altyapı fonunun 25,2 milyar dolar yatırım topladığını duyurdu. Bu büyüklüğün, özel altyapı fonları içinde bugüne kadar toplanan en büyük sermaye olarak kayıtlara geçmesi ise yatırımcıların da altyapı projelerine her geçen gün daha da ilgi gösterdiği anlamına geliyor. 

  • GIP bu sırada Ortadoğu ve Kafkasya bölgesindeki görüşme ve yatırım arayışlarına da hız verdi. Mart 2025’te Katar’ın başkenti Doha’da ofis açan şirket, aynı yıl Suudi Arabistan’da ise Jafurah doğalgaz sahası geliştirme projesine yatırımda bulundu. Bu sırada Azerbaycan Devlet Petrol Fonu (SOFAZ) ile de çeşitli projelerde ortaklık yapan şirket, Ocak ayında Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev ile de görüşerek SOFAZ’ın gelecek 3-4 yılda GIP tarafından yönetilen altyapı fonlarına 1,5 milyar dolara kadar sermaye tahsisine ilişkin niyet protokolü imzaladı. 

Kalkınma Yolu projesi ise Hürmüz’e alternatif olma potansiyeli bakımından bölge için çok önemli ve Ortadoğu-Kafkasya bölgesinde altyapı projeleriyle ilgilenen BlackRock için de elbette ilgi çekici. Dolmabahçe’de düzenlenen WEF toplantısında ana temaların Türkiye’nin jeoekonomik dönüşüm sürecindeki rolü ve enerji merkezi olma hedefleri olduğunu da göz önünde bulundurunca, BlackRock’un Türkiye’ye, Kalkınma Yolu başta olmak üzere altyapı projelerine yatırımı değerlendirmek için geldiği iddiası kuvvetleniyor.

  • Bu sırada Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye’nin daha önceden Dünya Ticaret Örgütü nezdinde itiraz ettiği Kalkınma için Yatırım Kolaylaştırma Anlaşması’na (IFDA) yapılan itirazın geri çekileceğini açıkladı. IFDA, özellikle gelişmekte olan ülkelerde doğrudan yabancı yatırımı teşvik etmek için bürokratik engelleri azaltmayı amaçlayan bir anlaşma. 

Suriye boyutu 

Bütün bunlara ek olarak, Atlantic Council ve Suriye-Amerikan İş Konseyi'nin ev sahipliğinde düzenlenen konferansta konuşan ABD Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, Hürmüz’de yaşanan kriz nedeniyle boru hatları için olağanüstü bir fırsatın ortaya çıktığını ve alternatif güzergahlara ihtiyaç olduğunu söyleyerek, “Türkiye ve Suriye, tüm dünya için enerjinin ana dağıtım merkezi olacak” ifadelerini kullanması da dikkat çekti. Barrack aynı konferansta, 2009 yılında gündeme gelen Dört Deniz projesine de atıfta bulundu. 

Dört Deniz projesi özünde, Suriye’yi Akdeniz, Karadeniz, Hazar ve Basra Körfezi’ni birbirine bağlayan bir enerji, ulaştırma ve ticaret düğümü yapma projesiydi. Proje kapsamında Türkiye, İran ve Irak’ın ekonomik olarak yakınlaşması, Suriye’nin ise limanlar, boru hatları ve kara-demiryolu bağlantılarıyla bu ülkeleri birbirine bağlayan bölgesel bir hub olması öngörülmüştü. Türkiye’nin rolü ise bu yapının kuzey kapısı ve ana transit ortağı olmaktı. Ancak 2011’de patlak veren iç savaş nedeniyle proje rafa kalktı. 

Diğer yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın Suriye'deki petrol sahalarının Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’na bağlanabileceğini söylemesi ve Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun, “Şimdi bir Suriye var yanımızda, biz Kalkınma Yolu koridoruna Suriye'yi de bağlarız diye düşünüyoruz” açıklaması, önümüzdeki günlerde proje için Türkiye ile birlikte Suriye’nin de öneminin artacağını gösteriyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Sanayisizleşme uyarısı: Hazır giyim sektörü 2050 için yeni yol haritası sundu

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Emircan Yaman

·

14 Tem 2026

Sanayisizleşme uyarısı: Hazır giyim sektörü 2050 için yeni yol haritası sundu
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.

13 Tem 2026

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Küresel ekonomik performansta ülkeler ve ülkeler içerisinde ayrışma netleşiyor

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

Erhan Aslanoğlu

·

09 Tem 2026

Küresel ekonomik performansta ülkeler ve ülkeler içerisinde ayrışma netleşiyor
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Geleceğin dünyasında yeni bir olgu: Elektriğin yüzyılı ve elektrodevlet

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.

Yaman Alp Ungan

·

09 Tem 2026

Geleceğin dünyasında yeni bir olgu: Elektriğin yüzyılı ve elektrodevlet
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Doğrudan yabancı yatırım tercihlerinde yapısal değişimler

Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Ticaret Konferansı (UNCTAD), 'Çalkantılı Bir Dönemde Uluslararası Yatırım' temalı 2026 Dünya Yatırım Raporu'nu yayımladı. Raporda hem Türkiye'yi, hem de bütün gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiren ilginç veriler mevcut.

Doğrudan yabancı yatırım tercihlerinde yapısal değişimler