Firuzağa'nın buluşma noktası: Nørre

Nørre'nin kurucuları Alican, Aslıhan ve Can ile mahallede kurulan ilişkiler, Bostanbaşı Caddesi ve müdavimlik müessesesi üzerine ayaküstü sohbetteyiz.
Firuzağa'nın buluşma noktası: Nørre

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Kapı önü sohbetleri, Kuzey-Ege-Doğu sentezi, “ne kokuyor böyle, fırından ne çıkacak” heyecanı ve Bostanbaşı Caddesi’ne getirdiği hareketlilikle (kendimizi kandırmayalım, yıllar yılı caddenin hemen paraleli Çukurcuma Caddesi Bostanbaşı’nı biraz gölgede bırakıyordu) geçtiğimiz yıl sıcak bir yaz günü kapılarını açtığından beri Nørre, Beyoğluların "tesadüfen" buluştuğu yerlerden biri haline geldi. Hepimizin bilgisayar açıp üç beş iş hallederken etraftakilere sohbete girdiği; serpme ve kruvasandan ibaret olmayan, şöyle basit ama iyi bir omletle ekmek üstü kahvaltı yapmak için uğradığı; kiminin evde sıkılınca örgü örmeye kiminin bir kahveye geldiği buluşma noktası olmayı kısa sürede başardı. Başardı demek lazım; Firuzağa her gün bir yenisi açılan kafelerin türediği mahallelerden biri değil. Burada yer edinmek, müdavimlerle mümkün. 

Müdavim kazanmak zor zanaat. Önce işinin başında durmayı, esnaf olmayı öğrenmeyi gerektiriyor. Sadece işini iyi yapmak yeterli değil. Kahve iyi, yemekler iyi, mekanda “sanat yönetmenliği” iyi icra edilmiş. Fakat daha fazlası var. Küçücük dükkanı her gün açan, tezgahın arkasında duran, mütevazı, sabırlı üç kişilik ekip. Soğuk bir kış günü oturduğu yerde fırından çıkan kurabiyelerin neli olduğu tahmin etmeye çalışan müdavimler de böyle düşünüyor olacak, bir gördüğünüzü ertesi gün burada tekrar görmek mümkün. Tanışmak, kaynaşmak, komşu çıkmak da cabası. 

Nørre, başka bir devirde, en azından Meta’nın olmadığı bir yerde, mahallenin kahvehanesi olurmuş. Belki de ihtiyacımız olan buymuş: eş dostla mahallede, kahvede denk gelmek. Acaba onlar da böyle mi düşünmüştü? Ayaküstü üç-beş soruda, iki lafın belini kırdık; Nørre’ye; Alican’a, Aslıhan’a ve Can’a sorduk: Firuzağa’da “kahve” işletmek nereden çıktı, bu iş nicedir, müdavimler kimdir? 

Soli: Farklı disiplinlerden ve mesleklerden gelen üç arkadaşın küçük bir kafe açma hayali tanıdık. Peki siz nasıl somut adımlar atmaya karar verdiniz, farklı disiplinlerden gelmenin faydaları neler oldu? 

Nørre: Bizim için bu yolculuk kendi hayatlarımızla ilgili birçok şeyi ertelediğimizi fark ettiğimiz bir iş toplantısınından sonra gelen farkındalıkla başladı. Biz, uzmanlık alanları birbirinden farklı üç yakın arkadaş ve ortağız. Alican sanat yönetmeni, Can dijital pazarlama uzmanı, Aslıhan pastacı. Sanıyoruz ki Nørre’nin bugünkü faydası, bu üç farklı alanı içselleştirip gör-duy-hisset üçgeninin sağlamasından kaynaklı.

“Mahalle arasında olmak bizi canlı tutan, en değerli tılsım. Fakat mahalle işletmesi olmaktan bağımsız şekilde bizi en zorlayan kısım işin matematik dersi.”

S: İstanbul’da mahalle arasında bir kafe işletmeye karar verdiğinizde öngöremediğiniz zorluklar ve yolda öğrendiğiniz derslerden bahseder misiniz?   

N: Mahalle arasında olmak bizi canlı tutan, en değerli tılsım. Fakat mahalle işletmesi olmaktan bağımsız şekilde bizi en zorlayan kısım işin matematik dersi. Maliyet ve bütçe planlamasında neredeyse her gün yaşanan hareketlilik ve bu hareketlilikten doğan değişiklik, bugün İstanbul’da bir işletme için en zorlayıcı taraflardan biri. Kafeyi açmadan önce her ne kadar bu durumu öngörmüş olsak da öngörülemeyen de bir belirsizlik içindeyiz.

S: Bizi canlı tutana odaklanalım. Mahallede komşularınızı tanıyor musunuz? Mesela Firuzağa Mahallesi’nde esnaflar arasında kimler var, aranızda nasıl bir dayanışma var?

N: Firuzağa Nørre’den önce de bizim keyifle vakit geçirdiğimiz, antikacılarından ve esnaflarından sıklıkla alışveriş yaptığımız bir mahalleydi. Şimdi hepsiyle her gün günaydınlaşarak dükkanı açıyoruz. Köşedeki camcıda vitrinimizi yaptırıp, sokaktan geçen seyyar antikacıdan gözümüze kestirdiğimiz saksıyı seçip dükkanın ihtiyaçlarını alabiliyoruz. İş çıkışı tavern’de müdavim kokteylimizi yudumlayıp günü yorumluyoruz. Bundan daha güzel bir dayanışma olabilir mi? 

“Üzerinde bulunduğumuz Bostanbaşı Caddesi'nin en önemli ihtiyaçlarından biri çöp konteyneri. Bize en yakın konteyner maalesef bir üst sokakta. Mahalleliler bu yüzden cadde boyunca kapı önlerine çöplerini bırakmak zorunda kalıyor.”

S: Muhtarlık ve belediye seçimleri yaklaşıyor. Mahallede caddeyi temsilen nelere ihtiyaç olduğunu söyleyebilirsiniz? 

N: Üzerinde bulunduğumuz Bostanbaşı Caddesi'nin en önemli ihtiyaçlarından biri çöp konteyneri. Bize en yakın konteyner maalesef bir üst sokakta. Mahalleliler bu yüzden cadde boyunca kapı önlerine çöplerini bırakmak zorunda kalıyor. Mahallede çevre temizliği de maalesef yeterince sağlanmıyor. Esnaflar kendi dükkanlarının önünü süpürüyor. Caddemiz Galataport ile İstiklal Caddesi’ni birbirine bağlayan hatlardan, dolayısıyla turistlerin yürüyüş rotası içinde. Caddenin temiz tutulmasının bu açıdan da önemli olduğunu düşünüyoruz. Diğer yandan caddede araçların hızını kesmek için bir kasis veya buna benzer bir uygulama gerekli. Umarız ki hem ziyaretçiler hem de mahalleli için çiçek gibi temiz günler yakındır. 

“Buranın müdavimleri de birbirleriyle bağ durup birlikte çok güzel işlere adım attılar. Nørre herkesin buluştuğu bir ev oldu. ”

S: Denizleri ve Beyoğlu yokuşlarını aşıp da gelen müdavimleriniz kimler, onlarla nasıl ilişkiler kuruyorsunuz? 

N: Nørre ile birçok yeni arkadaş edindik. Hatta şu an haftanın belirli günlerinde servise destek olan Firangiz ile Nørre sayesinde tanıştık. Yine aynı şekilde Härman Studio kurucuları Ceren ve Alperen hem mahallemizden hem de müdavimlerimizden. Mel’s Vintage Store kurucusu Melisa da Nørre’nin domatesli galette’sini vitrinde görünce uğramadan geçemiyor. Hatta buranın müdavimleri de birbirleriyle bağ durup birlikte çok güzel işlere adım attılar. Nørre herkesin buluştuğu bir ev oldu. 

Çılbır, gravyer, rafadan yumurta, reçel, tereyağı, kızarmış ekmek ve biraz güneş

S: Vitrine bakınca bizim de iştahımız kabardı. Nørre'nin menüsünden sizin favoriniz hangisi? 

N: Bize her defasında Nørrebro’yu hatırlatan God Morgen tabağı ve oradan İstanbul’a köprü niteliği taşıyan Çılbır, bizim en sevdiklerimizden.

S: Nørre’de toptan alınmış neredeyse hiçbir şey yok. Her şey kendine özgünlüğünden tek-tük, karakterli, mekanın atmosferiyle diyaloğa giren ve özenle seçilmiş ürünler. İtalyan bardaklar, vintage tabaklar, oldukça temiz hatlara sahip İskandinav sandalyeler bir arada. Size her gün göz kırpan, sizinle en fazla diyaloga giren hangisi? 

N: Nørre’de en sevdiğimiz obje hemen girişteki duvarda asılı olan, Sakız Adası ziyaretimizden aldığımız seramik gülen yüz. Bu seramikler adada evlerin kapısına mutluluğu simgelemesi için asılırmış. Bize her göz kırptığında gülümsüyor ve devam ediyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli
∙

BÜLTEN SAYISI

03.24 Journal: Beyoğlu'nda son arananlar, Cihangir'de Rakugo ve sake

Mart Journal'ının ikinci sayısında evimiz Beyoğlu'ndayız. Tomtom'da bir iç çamaşırı dükkanıyla Firuzağa'nın müdavim "kahvehanesine" ayaküstü uğruyor, Beyoğlu'nda dükkan sahibi olmayı konuşuyoruz. Son durak MiniMüzikhol: Rakugo Night.

08 Mar 2024

Nørre

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli
∙

HİKAYE

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.

Asena Sarıbatur

·

04 Eki 2026

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada
SoliSoli
∙

HİKAYE

George Lucas’tan Fellini’ye: Sinemanın hafızasını taşıyan müzeler

George Lucas’ın 1970’lerden itibaren toplamaya başladığı sanat eserleri ile Mellody Hobson’ın koleksiyonunun biraraya gelmesiyle oluşan Lucas Museum of Narrative Art, 20 yıllık bekleyişin ardından Los Angeles’taki Exposition Park’ta ziyarete açıldı. Açılıştan hareketle dünyanın dört bir yanındaki film müzelerini keşfediyoruz.

Deniz Aytekin

·

04 Eki 2026

George Lucas’tan Fellini’ye: Sinemanın hafızasını taşıyan müzeler
SoliSoli
∙

HİKAYE

Anavarza’da uzak zamanın yakın nöbeti: ‘Rüyalarımda kralın kızını görüyorum’

Adana’nın Dilekkaya köyünde Şükriye Arıkanlı, her sabah eline süpürgesini ve plastik hortumunu alıp aile evinin avlusundaki Roma lahitlerini temizliyor. Bu, annesi Hatun Dilci ile babası Amber Dilci’nin definecilere karşı tüfekle koruduğu Anavarza Antik Kenti için onlarca yıldır süren bir aile nöbetinin bugünkü hâli. Yaşar Kemal’in de bir dönem konuk olduğu bu evde gerçek, efsane ve binlerce yıllık tarih iç içe yaşarken Şükriye Hanım’ın aklında artık başka bir soru var: Gençlerin terk ettiği köyde, kendisinden sonra Anavarza’ya kim sahip çıkacak?

Nimet Kıraç

·

01 Eki 2026

Anavarza’da uzak zamanın yakın nöbeti: ‘Rüyalarımda kralın kızını görüyorum’
SoliSoli
∙

HİKAYE

Dünyanın en iyi barları #1: Fransa, Güney Kore, İtalya, Arnavutluk

Dünyadaki en iyi barları 2009 yılından beri sıralayan The World’s 50 Best Bar listesi Michelin Guide, Gault & Millau ve La Liste gibi rehberlerden çok daha ulaşılabilir, özelleştirilmiş lüks bir deneyim sunuyor. Fransa, Güney Kore, İtalya, Arnavutluk'tan bu listeye giren dört bar...

Talha Ö.

·

27 Eyl 2026

Dünyanın en iyi barları #1: Fransa, Güney Kore, İtalya, Arnavutluk
SoliSoli
∙

HİKAYE

İki kıta arasında 25 yıl: Orhan Refik Gorbon ile Bosphorus Cup’ın hikayesi

25 yıldır Boğaz’ın rüzgarını yarışın parçası yapan Bosphorus Cup’ın kurucusu Orhan Refik Gorbon ile İstanbul’un denizle ilişkisini ve yelken kültürünün değişen yüzünü konuştuk. İki kıta arasında geçen bu hikayede, bir şehrin denizle kurduğu bağın nasıl bir yarışa dönüştüğünü dinledik.

Orhun Canca

·

20 Eyl 2026

İki kıta arasında 25 yıl: Orhan Refik Gorbon ile Bosphorus Cup’ın hikayesi