Foster The People ile 70'lere dönüş

Foster The People, yeni albümü "Paradise State Of Mind"da grubun iki üyesi ile birlikte alıştığımız müziğine de veda ediyor.
Foster The People ile 70'lere dönüş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: Paradise State Of Mind
Süre: 43 dakika
Plak şirketi: Atlantic Records
Yayın tarihi: 16 Ağustos 2024

Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları’nın 11 Ağustos’taki kapanış töreninde Fransa’nın indie efsanelerinden Phoenix ile Kavinsky, Air, Angele ve Vampire Weekend’den Ezra Koenig sahne aldı. Hepsinin birarada olduğu fotoğraf, 2000’ler ve 2010’ların başındaki indie müziğin patlama yaptığı döneme geri dönmüşüz hissi uyandırıyordu. O zamanlar yayımladıkları şarkılarla indie partilerinin vazgeçilmezi olan ve son dönemde sessizliğini koruyan birçok müzisyen de bu yıl albüm çıkararak dinleyiciye yeniden kendilerini hatırlatmaya başladı.

Bu rüzgara dahil olanlardan biri de Foster The People. Grup, ilk patlamasını 2011’de çıkan Torches albümündeki Pumped Up Kicks, Helena Beat ve Houdini şarkıları ile yapmış, iki uzunçalar yayımladıktan sonra sessizliğe gömülmüştü. Yedi yıl süren bu sessizlik Foster The People’ın bugüne kadarki en iddialı albümü Paradise State Of Mind ile bozuldu. Mark Foster ve Isom Innis gruptan ayrılan Mark Pontius ve Sean Cimino’nun yerini doldurmamayı ve yola ikili olarak devam etmeyi tercih etti. Albümün prodüktörlüğünü de bu ikili üstlendi. Amerikalı grup bu albümde, daha önce müziklerine dahil etmedikleri birçok tür ve ses ile dinleyicisine zamanın gerisinde kalmadığını gösterirken, şarkı sözleri yaşamı etkileyen duygulara, metafizik ve manevi temalara odaklanıyor.

Bildiğimiz Foster The People’a veda zamanı

11 şarkılık albüm, disko ve funk etkilerine sahip See You In The Afterlife ile açılıyor. Psychedelic synth’lerin sıklıkla işitildiği parça, bir dans pisti marşı olmaya dair her türlü özelliği içinde barındırıyor. Sözlerde ise gazete manşetlerinde yer alan olaylar ve Ukrayna’da devam eden savaşa dair göndermeler var.

“Well, it’s European summer and the skies are lookin’ kinda mean
Well, I’m thinkin’ of a holiday, what’s the weather like in Kiev?”

Lost In Space ilk notasından itibaren dinleyicisini hızlı bir şekilde dans etmeye hazırlıyor. Bas ve synth’in ahenkli birlikteliği 70’lerden bir şarkı dinliyormuşsunuz hissini veriyor. Vokaller ise Daft Punk’ı andırıyor.

Take Me Back, R&B etkilerine sahip bir şarkı. Feed Me’nin neşeli müziğini zengin orkestral düzenlemeler tamamlıyor.

Benim en beğendiğim şarkılarından biri Glitchzig oldu. Dinleyici bu şarkıyı ya çok sevecek ya da nefret edecek. Gri bölgesi olmayan şarkılardan... Grubun elektronik müzik potansiyelini en çok ortaya çıkaran da bu eser. Albümün kaygısız mutluluk vaadi ise yaylılarla sonlanan The Holy Shangri-La’da işitiliyor. Albümün ara ara akla Tame Impala’yı getiren parçalarından biri bu.

Chasing Low Vibrations 2024 yazının fon müziği olarak hatırlanabilir. Melodisi dinleyeni çok hızlı yakalıyor. Bu yazın özetini yapan videolarda kullanılabilecek nitelikte bir şarkı. Albüm, beat’ler ve efektli vokaller ile yavaş yavaş enerjisini yükseltip ardından durgunlaşan A Diamond To Be Born ile son buluyor. Dün ve bugünün ezgilerinin biraraya geldiği hem nostaljik hem de modern bir yorum bu... Eski Foster The People’a elveda deme vaktinin geldiğini hissettiriyor.

70’lerin sonlarındaki disko ve funk’ı sahipleniyor

Solist Mark Foster albümü şu sözlerle anlatıyor:

“Aklımızdaki düşüncelere sadık kalarak dans etmenizi sağlayacak bir şey yapmak istedik. Şarkıların her biri bir Truva Atı gibi... Hepsinin melodisinde ya da sözlerinde gizli bir mesaj var. Albüm, 70’lerin sonlarında disko, funk, gospel, caz ve tüm bu sesler arasındaki geçişlerden oluşuyor. Farklı müzik tarzlarının birbiriyle kesiştiği çok fazla ana şahit oluyorsunuz. Nile Rogers ve Chic, Tom Tom Club ve Giorgio Moroder gibi sanatçıların müziklerinin içine dalmak ve ne yaptıklarını anlamak istedik.

Ayrıca 70’lerdeki büyük durgunluk, Vietnam sonrası siyasi kargaşa ve diğer büyük gerginliklerle şu an içinde bulunduğumuz zamanın müzikal ve sosyal paralellikleri olduğunu düşünüyorduk. O yüzden albümdeki neşeyi bir bakıma meydan okuma eylemi olarak da düşünebilirsiniz.”

Albüm boyunca doğum, ölüm, yaşam ve hayattan kesitlerin kafanızda canlanmasını istiyorlar. Dans edilebilirliği yüksek şarkılar ve sentezlenmiş pop marşları arasında bir dinamik de ortaya koyuyorlar. İlk albümleri ile başarı elde eden bir grubun, tanınmalarını sağlayan müziğin arkasına saklanmadan, orijinal seslere sarılması ise heyecan verici. Foster The People resmî olarak geri döndüğüne göre bize de bu yeni müzikleriyle dans etmek kalıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎸 Coldplay turnesi, Foster The People'ın dönüşü

Foster The People'ın 70'ler disco ve funk'ından esinlenen yeni albümü "Paradise State Of Mind"ı değerlendirdik. Coldplay'in satış rekorları kıran turnesi Music of the Spheres'ın başarı sırlarını mercek altına aldık.

19 Ağu 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Emre Eminoğlu

·

25 Eyl 2026

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Aslı Perker

·

25 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

Burcu Dimili

·

25 Eyl 2026

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Mehmet Sindel

·

24 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.

Soner Can

·

24 Eyl 2026

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah