Görev: Ay yolculuğu


İşiniz için ihtiyacınız olan bir çalışma alanından fazlası: eOfis Yakın zamana kadar övülen ve öykünülen plazalar ve geniş ofisler yerini daha özgürlükçü çalışma alanlarına bırakıyor. Girişimciler ve milenyum kuşağı dönüşümün voltranı olurken hibrit ofisler iş dünyasının kapısını çalıyor. ‘Hibrit çalışma modeli’ olarak adlandırılan yeni düzen talebine karşılık 44 farklı lokasyonda çalışma alanı sağlayan eOfis ; şirketlere veya şahıs firmalarına ofis kirası olmadan minimum maliyetle çalışma alanı çözümleri sunuyor. eOfis müşterilerini neler bekliyor? Mobil çalışan, ofisinde sık bulunmayan ve bir ofisin genel maliyetleri ile uğraşmak istemeyen, girişimcilerden profesyonellere kadar çok farklı iş kollarında çalışan şirketlere %80 maliyet avantajıyla gerek teknolojik alt yapısıyla gerek modern ofis ve toplantı alanlarıyla kaliteli ofis çözümleri üreten eOfis; 10 farklı şehirdeki şubelerinde sanal ofis , hazır ofis , ortak ofis ve toplantı odası kullanımı hizmetleri veriyor. Esnek kiralama modeli : Türkiye'nin en prestijli lokasyonlarında saatlik, günlük, haftalık ya da aylık kiralama seçenekleri sunuyor. Networking imkanları : eOfis üyeleri 8500+ profesyonel şirket ve girişimciyle aynı networkü paylaşarak, iş birlikleri kurabiliyor ve işlerini büyütebiliyor. Etkinlikler : Birçok sosyal buluşma, eğitimler ve çalışma atölyeleri düzenleyerek müşterilerinin hem sosyalleşmesini hem de iş yapmasını sağlıyor. Dahası : eOfis BİZ üyeliğine sahip müşterilerinin çalışma verimini ve iş prestijini artıracak avantajlar sunuyor. eOfis : Son yıllarda gittikçe büyüyen hazır ofis ve sanal ofis sektörünün en çok tercih edileni olmayı ve müşterilerine en kaliteli hizmeti vermeyi amaçlayan hazır ofis şirketi eOfis; 2010 yılından beri A+ plaza ve lokasyonlardaki tüm ofislerindeki çalışma alanları ile müşterilerine hizmet vermeye devam ediyor. eOfis’in kaliteli ve modern ofis çözümlerini buradan inceleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Geçen ay SpaceX, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Artemis Programı kapsamında NASA astronotlarını Ay’ın yüzeyine taşıyacak uzay aracının inşası için başlatılan ihalenin galibi oldu. SpaceX’in zaferi, NASA’nın içindekiler dışında kimsenin beklemediği bir sonuçtu. Zira şirketin rakiplerinden Blue Origin; Lockheed Martin, Northrop Grumman ve Draper'dan oluşan bir "milli takım" takım kurmuş, ihale sürecini önde götürüyordu. Kararın ardından Blue Origin ve Dynetics, ABD Hükümet Sorumluluk Ofisi’ne (GAO) 50 sayfalık bir itiraz başvurusunda bulundu. NASA, itirazlar sonucunda projeyi askıya alırken 2024’te Ay’a yolculuk planları ertelenme riskiyle karşı karşıya kaldı.
Artemis Programı
NASA, 2017 yılında başlatılan ve Yunan Ay tanrıçası “Artemis”in adı verilen keşif programı kapsamında üç aşamadan oluşan insanlı bir Ay yolculuğu planlıyor. Plan, dört astronotun Orion uzay aracı ile Ay'ın yörüngesine gönderilmesini, daha sonra astronotlardan ikisinin Ay’ın yörüngesinde inşa edilecek kalıcı bir istasyona geçmesini ve Orion'dan SpaceX tarafından geliştirilecek araca geçerek Ay'a iniş yapmasını kapsıyor.
2024’te ilk seferini gerçekleştirmesi ve 2028’e kadar sürmesi planlanan programın ana hedefi, Ay ve Mars’a uçuşlarda sürekli kullanılabilecek bir kalkış ve iniş sistemi oluşturmak. Yaklaşık bir hafta boyunca Ay yüzeyini keşfedecek iki astronottan birinin kadın veya siyahi olması hedefleniyor.
Geliştirme ve ihale süreci
NASA, Nisan 2020’nin sonunda 967 milyon dolar ödenek ayırdığı program için SpaceX, Blue Origin ve Dynetics ile 10 aylık bir sözleşme imzaladı. Yarışın başında SpaceX’e 135 milyon dolar; Dynetics’e 253 milyon dolar, Blue Origin’e ise 579 milyon dolar hibe desteği verildi.
Aslında plan, 10 aylık geliştirme sürecinin sonunda iniş sistemlerinin maliyetleri ve teknik özellikler dikkate alınarak üç ekipten ikisini seçmekti. İhalede SpaceX, 2,9 milyar dolar ile en düşük teklifi verirken Blue Origin; 5,9 milyar dolar, Dynetics ise resmî tutarı açıklamasa da en yüksek teklifi verdi. Üç şirket arasında Dynetics, teknik puanlandırmada “marjinal” notuyla en düşük sırayı alırken SpaceX ve Blue Origin “kabul edilebilir” olarak sınıflandırıldı. Yönetim notu sıralamasında SpaceX ve Blue Origin, “olağanüstü” notu alırken Dynetics, “çok iyi” seviyesinde kaldı.
Eğer NASA orijinal planına sadık kalarak iki şirket seçmiş olsaydı kazananlar yüksek ihtimalle SpaceX ve Blue Origin olurdu. Fakat NASA, bugüne kadar program için ihtiyacı olan 3 milyar dolar bütçenin sadece %25’ini alabildiği için en uygun maliyetli ve teknik olarak uygun seçeneği seçmek zorunda kaldı.
İtirazlar
Blue Origin ve Dynetics, ABD Hükümet Sorumluluk Ofisi’ne sundukları itiraz dilekçesinde NASA’yı SpaceX’e haksız avantaj sağlamakla suçluyor. Bu suçlamanın nedeni, NASA’nın ihalede en düşük teklifi veren SpaceX’ten ödeme planını NASA'nın bütçesine uygun olacak şekilde yenilemesini istemesi. Blue Origin ve Dynetics, aynı şansın kendilerine sunulması durumunda tekliflerini değiştirebileceklerini; ancak NASA’nın bu konuda ön yargılı bir tutum sergilediğini savunuyor.
Blue Origin, NASA’nın ilk aşamada planladığı gibi ikinci bir şirketle daha anlaşma imzalamasını talep ediyor. Şirkete destek çıkan Ticaret, Bilim ve Ulaşım Komitesi Başkanı Senatör Maria Cantwell, ABD Inovasyon ve Rekabet Kanunu’nu öne sürerek NASA’nın ikinci bir sözleşme imzalamasını ve Kongre’nin iki şirkete toplam 10 milyar dolar fon sağlaması önerisinde bulundu. Cantwell’in önerisi, Senato’da oylamaya açılacak.
Gecikmeye neden olacak mı?
“Ay’a geri dönme projesi” ve SpaceX’in 2,9 milyar dolarlık anlaşması itirazlar nedeniyle şimdilik askıya alındı. ABD Hükümet Sorumluluk Ofisi’nin 4 Ağustos’a kadar konu hakkında bir karara varması bekleniyor. SpaceX, karar verilene kadar projeye yönelik tüm çalışmalarını durduracak. Dolayısıyla Artemis Programı’nın 2024 hedefinde gecikme olması ihtimali yüksek görünüyor.
NASA'ya gelince; ajans rekabetin hâlâ devam ettiğini söylüyor. SpaceX'le yapılan sözleşme sadece iki görevi kapsıyor: test ve mürettebat görevi. NASA'ya göre, bu görevlerin ötesindeki her şey rekabete açık. Bu da Ay yarışlarının bitmesinin çok uzak olduğu anlamına geliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
31 Mayıs Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde SpaceX ve Blue Origin'in Ay yolculuğu yarışı, uzay turizmi ve iklim kriziyle mücadelede büyük enerji şirketlerinin sorumluluğuna dair tarihî bir karar var.
31 May 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.




