

HSBC ile gelecek çocuklarınızın, nakit puan sizin HSBC-Allianz işbirliğiyle sunulan HSBC Bireysel Emeklilik Planı ile 18 yaşından küçük çocukların geleceğine yatırım yapanlar bugünden kazanmaya başlıyor. 31 Aralık’a kadar geçerli kampanyada her bir çocuk için 100 TL NakitPuan kazanma fırsatı sunuluyor. HSBC müşterileri, 18 yaşından küçük çocuklarını erken yaşta HSBC Bireysel Emeklilik Planı’na dahil ederek, onlara tasarruf alışkanlığı kazandırırken, yapacakları birikimlerin ihtiyaca uygun fonlarda değerlenmesi ve %25 Devlet Katkısı ile çocuklarının hayallerindeki yarınlara ulaşmasını sağlayabilecek. Nedir? 15 Ekim – 31 Aralık 2021 tarihleri arasında, 18 yaşından küçük çocuklarınız için HSBC Kredi Kartı’nızdan aylık en az 400 TL katkı payıyla yaptıracağınız HSBC Bireysel Emeklilik Planları için 100 TL NakitPuan kazanma fırsatını kaçırmayın. Dahası: 18 yaşından küçük her bir çocuğunuz için ayrı yaptıracağınız HSBC Bireysel Emeklilik Planı için %25 Devlet Katkısı avantajından ayrıca faydalanabileceğiniz gibi her bir çocuğunuz için de ayrıca 100 TL NakitPuan kazanabilirsiniz. Kampanya katılım şartlarıyla ilgili detaylı bilgiye ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Yedi kıtadan 100’ü aşkın araştırmacının dört yıllık çalışmalarına dayanan ve ekonomist Thomas Piketty’nin kurduğu Paris merkezli Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı tarafından hazırlanan “Dünya Eşitsizlik Raporu 2022”yayımlandı.
Genel bakış: Araştırmaya göre, dünyanın en zenginlerine ait servetin payı, 1995’ten bu yana %1’den %3’e çıkarken Covid-19 pandemisi, bu artışı hızlandırdı. En tepedeki %1’lik kesimi oluşturan multimilyonerler, 1990’ların ortalarından bu yana biriken servet artışının %38’ini aldı. En alttaki %50 ise bu birikimin yalnızca %2’sine sahip olabildi. Küresel nüfusun en zengin %10’u, küresel gelirin %52’sine sahipken nüfusun en yoksul %50’si küresel gelirin sadece %8’ine sahip.
En eşit kim? Raporda, en eşit bölge Avrupa olurken eşitsizliğin en yüksek olduğu bölge ise Orta Doğu.Avrupa'da en zengin %10 gelirin %36'sını alıyor. Orta Doğu ve Afrika için bu oran %58.
Türkiye’de durum ne? Son 15 yılda eşitsizliğin artış gösterdiği Türkiye’de, özellikle son üç yıldaki ekonomik yavaşlamayla tüm nüfus gruplarının gelirlerinin azaldığı görülüyor.
- Türkiye’de bir yetişkinin yıllık ortalama kazancı 85 bin TL.
- En zengin %10, tüm gelirin %54,5’ini alırken en yoksul %50’nin payı ise %12. En yoksul %50'nin ortalama geliri, yıllık 20 bin 260 TL iken en zengin %10, 463 bin 20 TL ile 23 kat daha fazla kazanıyor.
Çözüm ne? Ekonomistler, eşitsizliği gidermek için servet vergisinin getirilmesi ve vergi kaçakçılığına karşı daha sert önlemler alınması önerisinde bulunuyor. Raporda, multimilyonerlerin servetlerine uygulanacak mütevazı kademeli vergilerin hükümetler için önemli bir gelir kaynağı olacağı belirtiliyor.
- Küçük bir hatırlatma: ABD’de Demokratlar, ekim ayında milyarderlerden sahip oldukları hisse senetleri ve diğer varlıkların kazandıkları değer üzerinden yıllık vergi ödemesi alınmasını içeren bir yasa önerisi sunmuş; ancak Senato’dan destek alamamıştı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
ABD'de enflasyon, yıllık bazda %6,8 ile son 39 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Multimilyonerler, 1990’ların ortalarından bu yana biriken küresel servet artışının %38’ini aldı. Better.com Zoom üzerinden 900 kişiyi işten çıkardı.
13 Ara 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Matcha, protein barlar, iki malzemeli Japon cheesecake’i, Gigi Hadid makarnası, çiğ köfte suşi… Yiyecek trendleri, artık sosyal medyanın etkisiyle çok daha hızlı yayılıyor. Tedarik zincirleri ise bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Talep, dijital hızda büyürken çiftlikler ve fabrikalardaki tarım ve gıda üretimi, fiziksel sınırlar içinde kalıyor.




