Gıda enflasyonu: Topraktan çatala rakamlarla yolculuk

Gıda enflasyonu: Topraktan çatala rakamlarla yolculuk

Kunduz - Pareto - 15 Ekim
Kunduz ile birlikte

Kunduz Yeni Premium Video Özelliğini Duyurdu! Kunduz Premium Video Videolu konu anlatım içerikler, konu tekrarı yapmanın ya da bir konuyu örnek soru çözümleriyle pekiştirmenin en etkili yollarından biri olarak öğrencilerin internette aradığı içeriklerin başında geliyor. Fakat nitelikli, izlenebilir, iyi kaydedilmiş konu anlatımı ve örnek soru çözümü videoları bulmak her zaman kolay olmayabiliyor. İhtiyaç duyulan bölümü kolayca bulmaya olanak tanıyan, etkili yöntemlerle ve uzman eğitmenlerce hazırlanmış, tek platformda bir araya gelen nitelikli konu anlatım ve soru çözüm videoları öğrencilerin en önemli ihtiyaçlarından biri olarak öne çıkıyor. Kunduz, çocuklarının eğitim hayatında nitelikli içeriklere erişmesini isteyen ebeveynler için sunduğu etkili ve nitelikli çözümlere bir yenisini ekliyor. Kunduz Premium Video ürünüyle çocuklarınız, derslerde ihtiyaç duydukları konu anlatımı ve örnek soru çözümlerine nitelikli, odaklı video içerikleriyle erişiyor. Kunduz nedir? Öğrenciler istedikleri derste, soru çözerken takıldıkları soruların fotoğrafını çekerek Kunduz’a gönderiyor ve ortalama 15 dakika içinde uzman Kunduz eğitmenleri tarafından yanıtlanan sorunun çözümüne ulaşabiliyor. Çözümde anlamadıkları bir yer olursa eğitmenle iletişime geçebilen öğrenciler, çözümü tam olarak anlayana kadar sorularını eğitmene yöneltebiliyor. %100 çözüm garantisi sunan Kunduz'da öğrenciler en iyi öğretmenlerinden yalnızca 60 lira karşılığında Türkiye'nin en hesaplı özel derslerine evlerinin rahatlığında erişebiliyor. Rehber Kunduz da öğrencilerin çalışma takvimlerinin planlanması, sınav kaygısıyla başa çıkma, tercih danışmanlığı, çalışma tavsiyeleri gibi başlıklarda öğrencilerle bir sınav koçu gibi çalışıyor. Kunduz’un yeni özelliği: Premium Video Kunduz Premium Video ürünü, alanında uzman Kunduz eğitmenlerinin öğrenim için en etkili yöntemleri kullanmaya özen göstererek hazırladığı her biri 5-7 dakikalık 1.350’yi aşkın konu anlatım videosunu içeren bir içerik kütüphanesini tanımlıyor. Eğer çocuğunuz bir Kunduz üyesi olursa bu video kütüphanesi sayesinde: Müfredatı kapsayan videoları tek bir platformda bulabiliyor. Saatlik uzun ders videolarında kaybolmak yerine kazanımlara ve alt konulara göre bölünmüş 5-7 dakikalık videolarla ihtiyaç duydukları bilgilere kolaylıkla erişebiliyor. Mevcut Kunduz planlarına hiçbir ek ücret ödemeden tüm videolara ulaşabiliyor. Soru - çözüm için Kunduz’u seçen öğrenciler artık konu eksiklerini de Kunduz ile kapatabiliyor! Kunduz’un Premium Video ürünün tüm içeriklerine iki hafta boyunca ücretsiz erişilebiliyor. Çocuğunuz için deneyip karar vermek ve Kunduz’un diğer olanaklarını Pareto’ya özel PARETO20 koduyla indirimli keşfetmek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Küresel gıda enflasyonu, Eylül 2021’de son on yılın zirvesine ulaştı. Bir önceki yılla karşılaştırıldığında endeksteki artış, %32,8 düzeyinde gerçekleşti. Süregelen bu artışın belirleyicilerini, gıda değer zincirinin farklı aşamalarında değerlendirmek mümkün. Covid-19 pandemisi ve petrol fiyatlarındaki artış gibi küresel etkilerin yanı sıra farklı emtialardaki artışlar ve bölgesel faktörler de gıda fiyatlarının yükselmesinde etkili olabiliyor

Türkiye’ye bakacak olursak; gıda fiyatlarındaki artış, 13 aydır durdurulamıyor. Gıda ve alkolsüz içeceklerdeki yıllık fiyat artışı, Eylül 2020’de %14,9 iken Eylül 2021’de %28,2 seviyesine yükseldi. Aynı dönemde taze meyve ve sebzelerdeki fiyat artışı %23,03’ten %33,4’e, ekmek ve tahıllardaki artış ise %15,43’ten %24,61’e çıktı.

Hazırlayan: Taylan Kurt

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) madde sepetinde, gıda ve alkolsüz içecekler ana grubuna dâhil 133 ürün bulunuyor. Son bir yılda bu ürünlerin ortalama fiyatlarındaki değişim incelendiğinde fiyat artışı en yüksek 10 ürün; domates, yumurta, tavuk eti, salatalık, kabak, patates, taze fasulye, ayçiçek yağı, mayonez ve mercimek. 

  • Bu 10 ürün için toplam fiyat artışı %56,5. 
  • Bu ürünler için ortalama fiyatlarla Eylül 2017’de 51 lira, Eylül 2019’da 62,5 lira ödüyorduk. Eylül 2021’de ise 110,5 lira ödüyoruz.

Aynı dönemlerde sepetteki belirli ürün gruplarının toplam ortalama fiyatları şu şekilde sıralanıyor:

  • Kırmızı ve beyaz et ürünleri: 262,2 → 350,5 → 494,6 lira.

  • Balık ve deniz mahsülleri: 18,6 → 86,7 → 128,3 lira.

  • Hububat: 256,5 → 338 → 457,9 lira

  • Süt ve süt ürünleri: 110,3 → 148,9 → 235,3 lira.

Gıda fiyatlarındaki artışı anlamak için nereye bakmalı?

Gıda fiyatlarındaki artışın nedenini, sınırlı etmenler ve tek yönlü ilişkiler ile anlamlandırmak mümkün gözükmüyor. Topraktan başlayıp çatala kadar uzanan bu süreci, Türkiye özelinde daha iyi görmek için kabaca üç adım (üretici, piyasalar ve tüketici) üzerinden ilerlemek iyi bir başlangıç olabilir.

Artan girdi maliyetleri 

Tohum, fide, gübre, ilaç, işçilik, mazot, arazi kirası, enerji ve benzeri tarımsal girdi kalemlerindeki maliyetler bir çiftçinin üretime devam edip etmeme kararı almasının ana belirleyicileri arasında yer alıyor. TÜİK’in Temmuz 2021 tarihli verilerine bakıldığında, Türkiye’de tarımsal girdi fiyat endeksinin (Tarım-GFE) bir önceki yılın aynı ayına göre %29,4 oranında attığı görülüyor. Son dört yıllık döneme baktığımızda ise artış %111,2. Son bir yılda gübre ve toprak geliştiricilerin maliyeti %62,4,  yem maliyetleri %31,7 ve enerji maliyetleri, %23,3 yükseldi. Bu koşullar altında çiftçilerin üretimi sürdürebilmesi için borçlanma yoluna gitmesi gerekiyor. BDDK verileri, tarımsal kredilerin son bir yılda %22,2 artışla 149 milyar lira seviyesine ulaştığını gösteriyor. 

Öte yandan; ithalata dayalı tarım politikası da çiftçinin üretimden vazgeçmesi ve fiyatların artmasında etkili oluyor. TÜİK verilerine göre, 2013-2020 arasında esası yiyecek ve içecek olan işlenmemiş hammaddeler ithalatındaki artış %71,5. Hâlihazırda buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, mercimek ve nohut gibi birçok üründe sıfır gümrük vergisi uygulanıyor. 

Piyasa: Fahiş market fiyatları

Gıda fiyatlarında üreticiden tüketiciye ulaşana kadar çok belirgin bir yükseliş var. Örneğin kuru soğan, maydanoz, elma, limon ve yeşil fasulyenin fiyatı, üreticiden markete gelene kadar iki katından fazla artıyor. Büyük zincir marketler, bu noktada, fahiş fiyatların sorumlusu olarak gösteriliyor. Bir diğer taraftan tüketicinin ucuz ve sağlıklı gıdaya erişimi ile etkin tedarik ve dağıtım ağının sağlanması için de birçok adım atılıyor. Hal yasası değişiklikleri, tanzim çadırların kuruluşu, denetimler, erken uyarı sistemi… Bu önlemlerin ne kadar fayda sağladığı ve orta-uzun vadeli etkileri de  ekonomi ve siyaset tartışmalarının son günlerdeki ana maddesi hâline gelmiş durumda.

Gıdaya erişim

Arz tarafındaki eksiklikler ve piyasada yükselen fiyatlara tüketicilerin alım gücündeki düşüş de eklenince gıdaya erişim daha da ağır bir mesele hâline geliyor.

  • Türk-İş’in Eylül 2021 tarihli “Açlık ve Yoksulluk Sınırı” çalışmasına göre, Aralık 2020’de dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı, 2 bin 590 lirayken bugün 3 bin 49 lira. Ankara’da yaşayan 4 kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarındaki yıllık değişim ise Eylül 2021’de %24,56 düzeyinde.

  • Birleşik Metal-İş Sendikası Araştırma Merkezi “Alım Gücü Araştırması Dönem Raporu”, asgari ücretlilerin gıda karşısında alım gücünün son bir yılda reel olarak yaklaşık %6,2 oranında azaldığını gösteriyor. Bugünkü 2 bin 825 liralık asgari ücretin, geçtiğimiz yılki kadar katı ve sıvı yağ alabilmesi için 3 bin 422 lira, sebze alabilmek için 3 bin 150 lira, süt ve süt ürünleri alabilmek için 3 bin 96 lira, et alabilmek için 3 bin 14 TL lira olması gerekiyor.

Çözüm nerede?

Gıda fiyatlarındaki artışı durdurmak da en az artışın nedenlerini anlamak kadar karmaşık  gözüküyor. Uzun vadeli çözüm önerileri, tarım politikalarının yeniden düzenlenerek üretimin artırılması ile gıda ve tarım sisteminin alternatif çözümlerle yeniden inşasına odaklanıyor. Daha kısa vadede ise maliyetlerin düşürülmesi ve zincir marketlerin gıda sistemindeki konumunun düzenlenmesi üzerine tartışmalar yürütülüyor.

  • Greenpeace’in İstanbul’da gıda sistemi ve tedarik zincirini değerlendirdiği raporu, gıda israfı ve iklim krizi odağında üretici ile tüketicinin doğrudan bir araya gelebileceği “üretici pazarları”nın kuruluşunu tartışmaya açıyor. Kent gıda konseyi yapılanmasıyla tüm insiyatiflerin birlikte karar alabileceği bir mekanizma öneriyor.

  • Pahalılığın düşmesi, girdi maliyetlerine doğrudan müdahale edilmesi ile doğrudan ilişkilendiriliyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez, özellikle gübredeki fiyat artışlarına vurgu yaparak üretim rekoltesi ile verimin korunabilmesi için acilen girdilerde somut indirimler beklendiğini dile getiriyor

  • Dünya gazetesi yazarı Nevzat Saygılıoğlu ise yasal zemininin sağlam olmadığı ve şeffaflıkla yürütülmediği sürece mevcut denetimlerin marketlerdeki fiyatları etkilemede yeterli olamayacağını belirtiyor

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

📈 Gıda enflasyonu, konut krizi

Türkiye'de gıda fiyatlarındaki artış, 13 aydır durdurulamıyor. Konut satışları, Eylül 2021'de bir önceki aya göre %7,6 artarken 3 aydır devam eden düşüş trendi son buldu.

15 Eki 2021

Kunduz ile birlikte
Fotoğraf: Getty Images

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Savunma bütçeleri büyürken: Ekonomik durgunluğun çaresi silahlanma olabilir mi?

Avrupa’dan Japonya’ya birçok ülke, artan güvenlik kaygılarıyla birlikte savunma bütçelerini büyütüyor; bu harcamaların teknoloji, istihdam ve sanayi üzerinden ekonomiye de ivme kazandırması bekleniyor. Peki silahlanma, durgun ekonomiler için gerçekten bir büyüme motoruna dönüşebilir mi?

Birol Oğuz

·

09 Eyl 2026

Savunma bütçeleri büyürken: Ekonomik durgunluğun çaresi silahlanma olabilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Pandeminin faturası: Genç işsizliğinin sorumlusu AI değil de uzaktan çalışma olabilir mi?

Giriş seviye pozisyonlarda işe alımlar, dünya genelinde hızla yavaşlıyor. Genç işsizliğindeki bu artış, özellikle beyaz yakalı işlerde büyük oranda yapay zekaya atfediliyor. Fakat yakın tarihli araştırmalar, yeni mezunların yaşadığı istihdam sıkıntısının asıl sorumlusunun uzaktan çalışma olabileceğine işaret ediyor.

Doğa Yurduneri

·

08 Eyl 2026

Pandeminin faturası: Genç işsizliğinin sorumlusu AI değil de uzaktan çalışma olabilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

'Ya yatırım ya yaptırım' dönemi: Otomotivde Çin markalarının payı %6’ya geriledi

Çin merkezli markaların peş peşe Türkiye pazarına girişi ve önemli bir satış başarısı elde etmesi, Türkiye’deki yöneticileri biraz rahatsız etmişti. Bunun üzerine Türk lobisinin de yönlendirmeleriyle vergiler, ithalat düzenlemeleri ve servis şartları üzerinden bu markaların önüne ciddi bir duvar örüldü. Ağustos ayına ilişkin pazar verileri ise bu “Çin işkencesi”nin sonuç verdiğini ortaya koydu.

Ahmet Çelik

·

08 Eyl 2026

'Ya yatırım ya yaptırım' dönemi: Otomotivde Çin markalarının payı %6’ya geriledi
ParetoPareto

HİKAYE

Shein halka açıldı: 100 milyar dolarlık rüya nasıl tersine döndü?

Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Doğa Yurduneri

·

02 Eyl 2026

Shein halka açıldı: 100 milyar dolarlık rüya nasıl tersine döndü?
ParetoPareto

HİKAYE

İnsanların birlikte çalışmak istediği kişi olmak için ne gerekir?

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

İnsanların birlikte çalışmak istediği kişi olmak için ne gerekir?