GİRİŞ: İKİNCİ CİNSİYET OLARAK KADIN

Moda ve feminizm ilişkisi bize -hem tarihsel hem kavramsal olarak- bireysel ve kültürel dönüşümlerin izini eğlenceli şekilde sürmemizi sağlayacak bir izlek sunacak gibi görünüyor.
GİRİŞ: İKİNCİ CİNSİYET OLARAK KADIN

imece summit #n
imece summit ile birlikte

Zamanımız daralıyor: imece summit “Geleceğe Etki Zirvesi” Dünya, çok yönlü bir dönüşüm yılı olan 2020'yi geride bıraktı ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın işaret ettiği 2030’a bir yıl daha yaklaştı. Daha iyi bir gelecek inşa etmek için azalan zaman; farklı odaklardaki paydaşlar arasındaki iş birliğinin önemini de artırıyor. Zira iş birlikleri, daha kapsamlı etkileri beraberinde getiriyor. Sosyal inovasyon platformu imece , her geçen gün daha da görünür hâle gelen daha iyi bir toplum ve gezegen ihtiyaçlarına etki odaklı yanıtlar bulmak için imece summit'i Geleceğe Etki temasıyla düzenliyor. imece summit: imece summit; daha iyi bir toplum ve gezegenin her geçen gün daha da acil bir ihtiyaç hâline dönüşmesinin; iş dünyası, kamu, sivil toplum, girişimcilik ve sosyal inovasyon alanlarının arasındaki çizgilerin saydamlaşmasını hızlandırdığı fikri üzerine temelleniyor. Zirvede “Değişim öncüsü birey ve kurumların dönüşümü yönetmesi ve hızlandırmasını nasıl sağlayabiliriz?” ve “Bu amaçla sektörler, kurumlar, bireyler arası bilgi aktarımı ve iş birliğini nasıl kolaylaştırabiliriz?” temel soruları çerçevesinde birçok konuya etki odaklı yanıtlar bulunması planlanıyor. Yerel ve küresel bilginin harmanlanmasıyla kolektif bilgi üretebilmeyi, birlikte düşünmeyi, birbirinden öğrenmeyi ve iş birliklerini esas alan bir yapıda düzenlenecek olan imece summit; katılımcıları "Geleceğe Etki" teması etrafında şekillenen paneller, konuşmalar, atölye ve ağ geliştirme çalışmaları, yuvarlak masa toplantıları ve öğrenim aktarımı gibi oturumlarda bir araya getirmeyi hedefliyor. 18-19 Mart tarihlerinde imece yürütücülüğünde, Zorlu Holding ev sahipliğinde çevrim içi gerçekleşecek zirveye ATÖLYE, B Lab Europe, BMW Foundation, S360 ve Social Innovation Exchange içerik ve ağ partneri; Açık Açık, Ashoka Türkiye, Impact Hub İstanbul, İstasyonTEDÜ, KUSIF, Mikado, SDGIA, TSGA ve UNDP Accelarator Labs oturum partneri, De-Coder küratör olarak dâhil oluyor. imece: 2016 yılında ATÖLYE, S360 ve Zorlu Holding ortaklığıyla kurulan sosyal inovasyon platformu imece; değişim yaratan bireylerin ve kurumların sosyal ve çevresel fayda odaklı dönüşüm yolculuklarında kapasitelerini geliştirmek, içerik ve komünitelerle sistemsel dönüşümü tetiklemek amaçlarıyla faaliyet gösteriyor. Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nı pusula kabul eden platform; daha insancıl sistemlerin, daha eşitlikçi yaklaşımların ve daha sürdürülebilir bir dünyayı uygulamaya geçirmek için "hızlanılması" ve meselelerin çözümüne yönelik "daha etkin ortaklıklar" kurulması gerektiğini destekliyor. Yeni yaklaşımlar geliştirmek, deneyimlerden öğrenmek ve iş birliği içinde hareket etmek için çalışan imece; imece impact, imeceLAB, imece Dialogues ve imece summit gibi ana programlarını düzenlediği etkinlikler ve ürettiği içeriklerle destekliyor. "Etki Yaratan Topluluklar", "Etki Yaratan Finans", "Etki Yaratan İş Dünyası", "Etki Yaratan Liderlik", "Etki Yaratan Organizasyonlar" gibi başlıklara odaklanan çok sayıda oturumun gerçekleşeceği imece summit'in programına ulaşmak ve zirveye kayıt olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

“Kimse kendisinin doğuştan gelen özellikleri yüzünden küçük bir adamdan daha aşağı olduğunun söylenmesinden hoşlanmaz.”

Virginia Woolf - Kendine Ait Bir Oda

Bu seriye başlamamın temel sebebi; toplumun kılcal damarlarında devam eden cinsiyetçiliğin*1, cinsiyet temelli ayrımcılığın*2 ve bunlara karşı süren eşitlik mücadelelerinin -kimi zaman güçlendirici kimi zaman çelişkili- yansımalarını; kültürlerin ve kimliklerin önemli dışa vurumlarından birine aracılık eden moda bağlamında açığa çıkarmak ve üzerine tartışabilmek. Böylece, ümidim tüm okuyucuların, stereotipleri yeniden üretmenin kolaycılığı yerine daha yaratıcı, daha eşit, daha hoşgörülü, diğer kimlik ve yaşamlarla da bir arada var olabilen moda anlayışları benimseyebilir ve bu temsilleri üreticilerden talep edebilir olması.

Feminizm, elbette -atık gömme alanlarındaki kıyafet yığınları kadar- uçsuz bucaksız bir literatüre sahip. Bu seride gayem, tüm temel kuramlara kapsamlı şekilde değinmeye çalışmaktansa okuyucuyu bir “bakış açısına yerleşmeye” davet etmek. Günlük hayatımızdaki bazı örüntüleri hafifçe işaret etmenin, anlaşabilmemiz için gerekli bazı temel kavramları ve -sevilerek- popülerleşmesini umduğum bazı kaynakları paylaşabilmenin peşindeyim.

Popüler demişken; ünlü feminist, yazar, düşünür Simone De Beauvoir’ın; ikinci kuşak feminizmin kurucu metinlerinden kabul edilen eseri İkinci Cinsiyet’te (1949) geçen oldukça meşhur cümlesiyle hızlı bir giriş yapalım:

“Kişi kadın doğmaz, kadın olur”.

Beauvoir, bu kitabında cinsiyet ve toplumsal cinsiyeti birbirinden ayırır ve toplumsal cinsiyet rollerimizi toplumsal etkilerle öğrenerek yetiştiğimizi öne sürer. “Kadın olunur” derken kastettiği de doğduğumuz cinsiyetin yeterli olmadığı, kadınlığa ilişkin bu atanmış toplumsal rolleri zamanla öğreniyor, içselleştiriyor oluşumuzdur.

cinsiyet: vajina/penis ikiliği üzerinden biyolojik bir kadın/erkek ayrımı

(sex = female/male)

toplumsal cinsiyet: bu cinsiyetlere toplumsal olarak atanmış feminen/maskülen roller (gender = femininity/masculinity)

Kadın = biyolojik cinsiyet (vajina) + feminenlik

Erkek = biyolojik cinsiyet (penis) + maskülenlik

Elbette aynısı erkekler için de geçerli. Fakat Beauvoir’a göre bu iki cinsiyet dünyayı eşit şekilde paylaşmazlar -oysa paylaşmaları gerekir. Kadınların, erkeklerin aksine, cinsiyetleriyle öne çıka(rtıla)n varlıklar (sexed beings) olduğunu söyler*3. Kadının “tabiatı gereği”; duyguları, sübjektifliği ve doğayı temsil ettiği iddia edilirken ikincil statüye konumlandırılışını; erkeğinse mantığı, objektifliği, bilim ve kültür üretimini temsil ettiği ve hâliyle daha “aktif” ve “kabil” taraf olduğundan bu ikiliğin saygın tarafına konumlandırılmasını reddeder ve bunların fırsat eşitsizliği gibi süreçlerden ileri geldiğini açıklar. Bu özcü (essentialist) yaklaşımların kültürel varsayımlar olduğunu gösterir.

Beauvoir’ın söylediklerinin üstüne feminist, queer… teorilerce çokça tartışma ve kabul eklendi. Örneğin bu ikili cinsiyet modelinin (female/male) yerini çok daha fazla cinsiyeti kabul eden cinsiyeti “spektrum” olarak görme yaklaşımı aldı; “kadın” kavramının kimleri dâhil ettiği kimleri dışladığı tartışıldı; feminizmin “kesişimselliği” (sınıfsal yahut etnik dezavantajlarla kesişmesi, eko-feminizm…) ile birden fazla feminizmin bir aradalığının nasıl sağlanacağına dair tartışmalar eklendi.

Biz de bunların kimilerine modayla ilişkisi içinde hafifçe dokunacağız. Çünkü moda da bu tartışmaların izlerini bir şekilde taşıyor. Örneğin, kimi feministler 60’lardan beri modanın kadınları baskıladığı iddiasıyla ve otantik bir Kendi’lik arayışında modayı reddederek “doğal” olmayı (sütyensiz, makyajsız olmak; kılları almamak…) savundu. Buna karşın, kimilerinin savunusu Kendi’liğin toplumsal olarak şekillenen ve hiçbir zaman tamamen “doğal” olamayacak bir yapı olduğu ve modayı kültürel bir ifade ve anlam kurma aracı olarak görmek gerektiği yönündeydi. Örneğin 1970’lerdeki punkçı kadınların doğal Kendi’liğe karşı bedenlerini göstergesel savaş elbiselerine çevirmeleri… Yani moda & feminizm ilişkisi bize -hem tarihsel hem kavramsal olarak- bireysel ve kültürel dönüşümlerin izini eğlenceli şekilde sürmemizi sağlayacak bir izlek sunacak gibi görünüyor.


*1) Cinsiyetçilik: Bir cinsiyetin, tabiatı gereği diğer(ler)inden üstün olduğunu ifade veya ima eden her türlü ayrıştırma, yargı, söylem, tavır, eylem…

*2) Cinsel ayrımcılık: Kişiye dair yargıların, kişinin cinsiyetine indirgenerek oluşturulması. Cinsiyet temelli her türlü ayrımcı yargı, söylem, tavır, eylem…

*3) Modada nesneleştirilen kadın temsillerini bir sonraki yazıda kurcalayacağız.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

ANGST 18: BATTIN MI ÇIKTIN MI?

Kargolama sistemleri neden geliştirilmiyor? Feminizm ve moda birlikte neler söylüyor? Kraliçe II. Elizabeth'in sürdürülebilirlikle ne alakası var?

28 Şub 2021

imece summit ile birlikte
ANGST 18: BATTIN MI ÇIKTIN MI?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Hayatın yeni bekleme odası: Liseyi kaybettik, peki üniversite nerede?

Üniversite kavramı aşınsa da ona duyduğumuz ihtiyaç canlı. Gençlerin erteledikleri hayatı deneyimledikleri, insanlaştıkları, dünyaya dair tavır geliştirdikleri, beceri seti, düşünme biçimi, formasyon edindikleri kurumsal anlamda kavramın altını dolduran üniversite olanaklıdır. İhtiyacımız, yönümüz, kutup yıldızımız hâlâ özerk üniversitedir.

Metin V. Bayrak

·

02 Ağu 2026

Hayatın yeni bekleme odası: Liseyi kaybettik, peki üniversite nerede?
AngstAngst

HİKAYE

Alev püskürten ejderha: Ateş bulutları orman yangınlarını nasıl büyütüyor?

Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Pelin Cengiz

·

29 Tem 2026

Alev püskürten ejderha: Ateş bulutları orman yangınlarını nasıl büyütüyor?
AngstAngst

HİKAYE

Kumardan alışverişe: Görünmez bağımlılıklar neyi görünür hâle getiriyor?

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Ayça Örer

·

25 Tem 2026

Kumardan alışverişe: Görünmez bağımlılıklar neyi görünür hâle getiriyor?
AngstAngst

HİKAYE

Büküldüğümüz yerden buluşmak: Anksiyete politik mi?

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Nis Tuğba Çelik

·

25 Tem 2026

Büküldüğümüz yerden buluşmak: Anksiyete politik mi?
AngstAngst

HİKAYE

Olgunluktan itaate: Liseyi ne zaman kaybettik?

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?

Metin V. Bayrak

·

19 Tem 2026

Olgunluktan itaate: Liseyi ne zaman kaybettik?