Google: Ofise yeni yaklaşım

Yaklaşık 20 yıl önce açık ofislerin yaygınlaşmasına öncülük eden Google, pandeminin değiştirdiği duyarlılıklarla başa çıkmak için bir kez daha işi ve ofisi yeniden tanımlamaya hazırlanıyor.
Google: Ofise yeni yaklaşım

Gamfed 17 Mayıs Hackathon
GamFed ile birlikte

48 saatlik ödüllü Oyunlaştırma Maratonu Gamification Hackathon 18-19-20 Haziran’da gerçekleşiyor. Gamification yani oyunlaştırma son dönemlerde oldukça popülerleşen, gerçek hayattaki motivasyonel problemleri oyunlaştırarak çözen iş modelini tanımlıyor. Hack ve marathon kelimelerinin birleşiminden oluşan hackathon'lar, katılımcıların bir problem üzerine kısıtlı bir sürede aralıksız çalışarak çözüm ve ürün geliştirdikleri etkinlikler için kullanılıyor. Bu iki konsepti bir araya getiren Gamification Hackathon, Uluslararası Oyunlaştırma Federasyonu (GamFed) Türkiye tarafından bu yıl üçüncü kez düzenleniyor. Geçtiğimiz yıllarda gerçekleşen hackathon’larda Turkcell'in işe alım süreçlerinde fark yaratan Turkcell GNCYTNK ve Modanisa'nın tedarik süreçlerinden çalışan memnuniyetine kadar birçok sürece oyunlaştırılmış bir çözüm sunan Piksel Olimpiyatları gibi oyunlaştırma projeleriyle başarı sonuçlar veren etkinlik, bu yıl da dolu dolu bir program vadediyor. Gamification Hackathon’da neden kurum olarak katılmalıyım? 18-19-20 Haziran’da 48 saat boyunca gerçekleşecek 3. Gamification Hackathon'a katılan kurumlar: Kurumlarındaki gerçek bir iş hedefini oyunlaştırma çözebilecek bir fikri ve prototip uygulamayı görebilecek. Türkiye ve dünyanın dört bir yanından oyunlaştırma uzmanlarıyla tanışabilecek. 5 kişiden oluşan 1 öğrenci ekibiyle 48 saat boyunca beraber çalışarak onlarla iş fırsatları yaratabilecek. Kurumunun adını oyunlaştırma gibi yenilikçi ve gençlerin ilgisini çeken bir konuda konumlandırmasını sağlayabilecek. Mayıs itibarıyla belirlenen 20 Mentor Kurumdan 10’u için tıklayınız . Gamification Hackathon’da neden öğrenci ekibi olarak katılmalıyım? 18-19-20 Haziran’da gerçekleşecek 3. Gamification Hackathon'a katılan üniversite öğrencileri; Farklı sektörlerden 20'nin üzerinde öncü şirketin gerçek vakaları üzerinde çalışma fırsatı yakalıyor. Alanlarında uzmanlaşmış çok sayıda mentordan eğitim ve mentorluk alma olanağı buluyor. Türkiye'nin dört bir yanından gelen ve oyunlaştırma modeline ilgili üniversite öğrencileriyle ve uzmanlarla tanışabiliyor. Oyunla, eğlenceyle, keyifle dolu bir 48 saat geçiriyor. Projelerini kurumlarda hayata geçirme fırsatının yanı sıra kitap, bilgisayar ve çeşitli kurumlardan hediye kuponları kazanabiliyor. Uluslararası alanda düzenlenen en kapsamlı ve prestijli oyunlaştırma konferansı olan 5 günlük Gamification Europe 2021'e VIP bilet kazanma şansı yakalıyor. Mentorlar: Gamification Hackathon katılımcıları; Ercan Altuğ Yılmaz, Alen Taşcıoğlu, Dr. Beyza Toksoy, Fidan Rustamlı, Mona Aykul, Can Pabuççuoğlu, Eren Çamlıkaya, Guy Halfteck, Emrah Kozan, Oğuz Turan Buruk, Barış Koca, Atıl Samancıoğlu, Kadir Can Kırkoyun, Mehmet Nalça, Kutsal Emre Ay gibi uzman mentorların konuşmalarından ilham alıyor ve fikirlerini geliştirme fırsatı buluyor. Jüriler: Gamification Hackathon; efsane oyun yapımcısı ve yazar Mevlüt Dinç (mevdinc), Üsküdar Üni. Prof. Dr. Sinan Canan, Universum Türkiye Lideri Evrim Kuran, HUGO Oyunu Yapımcısı Tolga Gariboğlu (TolgaAbi) ve Teknolojide Kadın Derneği Başkanı Zehra Öney gibi isimlerden oluşan kıymetli bir jüriye ev sahipliği yapıyor. Gamification Hackathon’da yer alacak mentorları, etkinliğin programını takip etmek ve güncellemeleri kaçırmamak için GamFed Turkey’i Instagram’da takip edebilir; Blog adreslerinden daha önceki etkinlikleri inceleyebilir, Gamification Hackathon’a dair ayrıntılı bilgi için internet sitelerini ziyaret edebilirsiniz. Etkinliğin tümüyle ücretsiz açılış konuşmaları ve jüri sunumları Gamfed Türkiye Youtube kanalından izleyebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Google CEO’su Sundar Pichai, 5 Mayıs’ta “Googleers” olarak tanımlanan çalışanlarına “A hybrid approach to work” konulu bir e-posta gönderdi. Başlıktan anlaşılacağı üzere konu, pandemi ve sonrasında şirketin nasıl bir çalışma düzeni kurgulayacağı üzerineydi. Çoğu büyük şirketin aksine Google, uzaktan çalışmaya alışan çalışanlarına şirketin pandemi sonrası sunacağı geleceği ayrıntılarıyla anlatmayı tercih etmişti. E-postayı açanlar, kimsenin itiraz edemeyeceği şu sözlerle karşılaştı:

“Çalışanlarımız 20 yıldan fazla bir süredir işle ilgili sorunları; ofis ortamında bir kafede, beyaz bir tahtanın başında, plaj voleybolu veya kriket oynarken çözüyor. Kampüslerimizin her zaman Google topluluğu için önemli bir yeri oldu ve çalışanlarımızın büyük bir kısmı hâlâ zamanlarının bir kısmını kampüste geçirmek istiyor. Yine de çoğumuz, haftanın birkaç günü evden çalışmanın esnekliğinden de hoşlanıyoruz.”

Bu mesajın ardından Pichai, Google’ın “gayrimenkul ve iş yeri hizmetleri” (REWS) ekibinin son bir senedir üzerine çalıştığı “hibrit iş yeri” modelini anlatmaya koyuldu. Sunulan model, belki günümüz şartlarında şaşırtıcı değildi; ancak Google’ın 2003’te “Googleplex” kampüsünü kurarak yıktığı ve yeniden inşa ettiği tüm ofis standartlarını derinden sarsıyordu.

Nasıl yani? Yıl, 2003. Google, Silikon Vadisi’nde bir garajda başlayan hikâyesini açık ofisler ve eğlence odaklı ortak alanlarla bezeli bir kampüse taşıyarak yenilikçi bir iş yerinin nasıl görünmesi gerektiğine dair bir standart belirledi. Kısa bir süre sonra sektör fark etmeksizin birçok şirket, açık ofis sistemine geçerken ortak çalışma alanları, spor salonları ve havadar mekânlar yeni nesil ofislerin ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Bugün yaklaşık 20 sene sonra Google, bir kez daha işi ve ofisi yeniden tanımlamaya hazırlanıyor.

Google’ı ne harekete geçirdi?

Google, “işin geleceği” üzerine kafa yormaya aslında pandemiden önce başlamıştı. Sosyologların dâhil olduğu bir danışman grubuna “Z kuşağının iş yerlerinden beklentileri” üzerine bir çalışma yaptıran şirket, 2018’de ofislerdeki dönüşümün ilk adımlarını attı. Ofislerin yeniden tasarlanmasını yönetecek olan REWS ekibi, sayısız beyin fırtınasından sonra “işin ve ofisin geleceğine” dair üç trend belirledi:

  • İş sadece ofiste değil her yerde gerçekleşebilir.
  • Çalışanların işten beklentileri sürekli olarak değişir.
  • İş yerleri, masalar ve toplantı odalarından daha fazlasıdır.

Bu trendler, “hibrit çalışma ortamının” gerekliliğini gözler önüne sererken uygulamaların gelecek 10 yıl içinde yapılması planlanıyordu. Covid-19 salgını ise Google’ın daha hızlı harekete geçmesine yol açtı.

"Hibrit çalışma ortamı" ne vaat ediyor?

Ekip bölmeleri: The New York Times’dan Daisuke Wakabayashi, Google’ın planladığı yeni ofis yapısını Ikea’nın Lego ile tanışması olarak tanımlıyor. Şirket, sıralı bilgisayarların yer aldığı upuzun masalar yerine her ekibin kendi isteğine göre düzenleyebilecekleri "Team pods" isimli bölmeler tasarlıyor. Her bölmede oturma alanları, yazı tahtaları, ekranlar ve saklama üniteleri mevcut.

Yeni toplantı odaları: Uzaktan ve ofisten çalışanlar arasında kopukluk olmasını istemeyen şirket, toplantılara video konferansla katılanların görmezden gelinmesinin imkânsız olduğu büyük ekranların yer aldığı daire şeklinde “Campfire” adı verilen toplantı odaları yaratıyor.

Dış mekânlar: Birçok ülkede, koronavirüsün kapalı alanlarda hızla yayılması nedeniyle endişe duyan çalışanlara özel açık hava çalışma alanları inşa ediliyor. Google, ilk olarak havanın her daim sıcak olduğu Silikon Vadisi’ndeki ana merkezinde yer alan açık otoparkı “Camp Charleston” adını verdiği bir çalışma alanına çevirdi. Yaklaşık dört tenis kortu büyüklüğünde olan alan; çim, ahşap sandalyeler ve çadırlarla bir kamp alanı izlenimi uyandırıyor. Londra, Los Angeles, Münih, New York ve Sydney’de de benzer alanlar kurmak için çalışmalar başlamış durumda.

Hareket eden duvarlar: Çalışanların açık ofislerde verimli çalışamadıklarına yönelik geri bildirimleri, şirketi mahremiyet konusunda adımlar atmaya yöneltti. Ofis tasarımlarındaki en “taşınmaz” unsurlardan olan duvarları Ikea kutularından çıkan parçalar gibi paketlenip taşınabilen hale çeviren şirket, ofislerdeki sıcaklık kavgasına son vermek için de her koltuğun kendi hava sistemine sahip olmasını planlıyor. Bir toplantının ekstra mahremiyet gerektirdiği durumlarda ise çevresini algılayan sensörlerle donatılmış bir robot, masaların etrafında yarı saydam balondan bir duvar şişiriyor.

“İşin ve ofisin geleceği” ne zaman gelecek?

CEO Pichai’nin verdiği verilere göre, kısıtlamaların hafifletildiği ülkelerde çalışanların %60’ı gönüllü olarak ofislere dönmüş durumda. Nitekim, Google’ın nihai planları arasında ofislerin eylül ayından itibaren daha aktif bir şekilde kullanılması var. Uzun bir aradan sonra ofise geri dönenler için belki ilk aşamada ofisler pek farklı görünmeyebilir; ancak önümüzdeki yıl Google’ın küresel çalışma alanlarının %10’unda yeni ofis tasarımları denenmeye başlanacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

🔮 İşin ve ofisin geleceği

17 Mayıs Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde şirketlerin ofise dönüş planları, Google'ın yeni ofisi ve geçen hafta siber saldırıya uğrayan petrol taşımacılığı şirketi Colonial Pipeline var.

17 May 2021

GamFed ile birlikte
🔮 İşin ve ofisin geleceği

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu

Business Editor

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Şirketlerin kaderinde lider etkisi: Doğru soruları sormak neden önemli?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.

Şirketlerin kaderinde lider etkisi: Doğru soruları sormak neden önemli?
ParetoPareto

HİKAYE

BYD karmaşası: 'Made in EU' politikasının payı ne?

BYD, bu yıl Manisa’da kurmayı planladığı fabrikayı askıya aldı. Çin merkezli otomobil şirketinin hükümetle hangi şartlarda sözleşme imzaladığını bilmeyen hemen herkes, BYD Türkiye’yi linç yağmuruna tuttu. Hem hükümet yetkilileri hem BYD bu konuda sessiz kalınca “Arka planda ne oldu?” sorusunun yanıtının peşine düştük.

Ahmet Çelik

·

09 Tem 2026

BYD karmaşası: 'Made in EU' politikasının payı ne?
ParetoPareto

HİKAYE

Türkiye, Avrupa’dan Çin’e çekilen gümrük duvarının neresinde?

AB'nin Temu, Shein, Alibaba gibi Çin merkezli ucuz alışveriş sitelerinden sipariş edilen ürünlere gümrük vergisi uygulama kararıyla birlikte 150 euro altı ürünlere yönelik gümrük muafiyeti tarihe karışıyor. Türkiye ise bu tabloda hem kendi pazarını koruyan hem de AB pazarındaki ihracatçısını savunan nadir görülen bir çift taraflı konumda yer alıyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Kalkınma Programı Direktörü Ekrem Cunedioğlu yeni kararı ve Türkiye'ye olası etkilerini değerlendirdi.

Pelin Cengiz

·

06 Tem 2026

Türkiye, Avrupa’dan Çin’e çekilen gümrük duvarının neresinde?
ParetoPareto

HİKAYE

Z kuşağı mezunların yeni gözdesi: Emlak sektörü neden yükselişte?

Bu yaz kep atan milyonlarca öğrenci, belirsiz bir işgücü piyasasına ilk adımını attı. Silikon Vadisi şirketleri ve Wall Street devleri, son yılların en gözde ilk basamaklarından biriyken artık gayrimenkul sektörü de Z kuşağının yeni gözdesi hâline geldi. Pandemi, savaş ve ekonomik gerilemenin getirdiği tüm olumsuzluklara rağmen sektör, iş hayatında daha fazla esneklik arayan genç profesyoneller için bir cazibe merkezine dönüştü.

Doğa Yurduneri

·

01 Tem 2026

Z kuşağı mezunların yeni gözdesi: Emlak sektörü neden yükselişte?
ParetoPareto

HİKAYE

Limitaryanizm tartışmaları: Yoksulluk sınırı varsa zenginlik sınırı da olmalı mı?

Elon Musk’ın SpaceX’in halka arzı sonrası kısa süreliğine de olsa dünyanın ilk dolar trilyoneri unvanını alması, ekonomist Ingrid Robeyns tarafından ortaya atılan “limitaryanizm” kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Tıpkı “yoksulluk sınırının” temel yaşam için gerekenleri belirlemesi gibi, aşırı zenginliğin ne zaman zararlı hale geldiğini gösteren bir “zenginlik sınırına” ihtiyaç olduğunu düşünen Robeyns’e göre, aşırı servet yoğunlaşması adaleti zedeliyor, demokrasiyi baltalıyor, ekolojik aciliyetlerle bağdaşmıyor.

Pelin Cengiz

·

30 Haz 2026

Limitaryanizm tartışmaları: Yoksulluk sınırı varsa zenginlik sınırı da olmalı mı?