Gözler global merkez bankalarında: Beklentiler ne yönde?


Her ihtiyaca Nurus’tan başka bir Calma
Sokakta köşe kapmaca oynamak harika olsa da ofiste oynananlar için aynı hisleri paylaşamıyoruz. “Toplantım var yan odaya mı geçsem, görüşmenin ortasında biri arkadan geçer mi, bu ortam çok sesli nerede çalışsam” gibi sorularla oynadığımız…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Gerileyen enflasyon, daralan kredi hacimleri, rekor faaliyet zararları ve sıkılaşan ekonomik koşullar ile birlikte gözler gelişmiş ülke merkez bankalarına çevrildi. 25 baz puanlık indirimle ilk hamleyi yapan İsviçre Merkez Bankası’nın ardından Fed, ECB ve BoE’nin ne zaman sahneye çıkacağı merak ediliyor. Peki genel beklentiler ne yönde?
ABD Merkez Bankası (Fed)
Aslında yılbaşında oluşan beklenti, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine Mart ayında başlaması yönündeydi. Piyasalarda oluşan olumlu hava da buna işaret ediyordu. Ancak enflasyon ve ülke işgücü piyasasının gösterdiği direnç, yetkilileri biraz daha beklemeye sevk etti ve Fed, Mart ayı FOMC toplantısında fonlama faizini sabit tutarak pas geçme kararı aldı.
Mart ayı toplantısından sonra yayımlanan dot-plot grafiğinde FOMC üyelerinin 2024 yılı için sahip olduğu 75 baz puanlık faiz indirimi öngörüsüne dair herhangi bir değişim gerçekleşmediği görüldü. İndirimlerin 25 baz puanlık küçük adımlarla atılacağına da kesin gözüyle bakılıyor. Ancak ilk adımın ne zaman atılacağına dair hâlâ birtakım soru işaretleri mevcut.
ABD’de enflasyon 2022 Ağustos’ta %9,1 ile pik yapmasının ardından 2024 Şubat’ta %3,2’ye kadar gerilemiş vaziyette. Ülkede uzun süredir direnen işgücü piyasasının Şubat ayında nispeten zayıflayarak işsizlik oranının %3,9’a çıkması ve saatlik kazançların da %0,1 ile beklentilerin altında gelmesi sonucunda FOMC üyeleri de faiz indirimlerine sıcak bakmaya başladı diyebiliriz. Mart ayı toplantısı sonrasında Fed Başkanı Powell’in yaptığı, “Bu yıl bir noktada faiz indirimi uygun” açıklamasının da bu görüşü yansıttığını söyleyebiliriz.
Büyük bir sürpriz yaşanmaması durumunda bu yıl bir veya birden fazla faiz indiriminin yaşanmasına kesin gözüyle bakabiliriz. Fakat kaç indirim yapılacağına dair yine de bir belirsizlik mevcut. FOMC üyeleri arasından San Francisco Fed Başkanı Mary Daly ve Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester gibi isimler bu yıl üç faiz indiriminin uygun olduğunu söylerken, FOMC’nin şahin kanadını oluşturan Minneapolis Fed Başkanı Kashkari ve Boston Fed Başkanı Bostic gibi isimler ise iki veya bir faiz indiriminden söz ediyor. Bu yıl FOMC’de oy hakkı bulunan Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee ise üç indirim olacağını söyleyerek, üstüne üstlük ilk indirim için açık açık Haziran ayını işaret ediyor.
Şu anda piyasalarda oluşan genel kanı, Fed’in Mayıs ayı toplantısını da pas geçerek beklemesi ve Haziran ayında ilk adımı atması yönünde. CME Fedwatch üzerinde de bu olasılık %60’ın üzerinde fiyatlanıyor. Ancak bu durum, gelecek verilere göre her an değişebilir.
Avrupa Merkez Bankası (ECB)
Fed’in yanı sıra Avrupa Merkez Bankası (ECB) da bu yıl faiz indirimi yapması beklenen merkez bankaları arasında. ECB tarafında ilk indirimin tarihine ilişkin Fed’e kıyasla daha kesin bir yaklaşım olsa da, kaç indirim yapılabileceğine dair yine soru işaretleri mevcut.
Avro Bölgesi’nde ekonominin soğuyor olması, bölgenin en büyük ekonomisi olan Almanya başta olmak üzere pek çok ülkenin resesyonun kıyısında olması ve enflasyonda kaydedilen gözle görülür düşüş, ECB’yi faiz indirimleri için zorluyor. Bölgede Şubat ayında kaydedilen manşet enflasyon yıllık bazda %2,6 ile orta vadeli %2,0 hedefine oldukça yakın. Ancak enflasyondaki enerji ve gıda etkisini devre dışı bırakan çekirdek enflasyona bakıldığında, yine de hâlâ biraz mesafenin olduğu görülüyor.
ECB Yönetim Konseyi’nin önemli bir kısmı ilk faiz indirimi için Haziran ayını işaret ediyor. Yetkililer ilk indirimin ılımlı bir indirim olacağına—25 baz puan diyebiliriz—işaret etse de, istikrarlı bir faiz indirim sürecinin sözünü de vermiyor. Özellikle Başkan Christine Lagarde’ın “Bu, ilk faiz indiriminden sonra bile belirli bir faiz patikasına dair önceden taahhütte bulunamayacağımız anlamına geliyor” açıklaması, bu yıl yapılacak faiz indirimlerinin sayısının belirsiz olduğuna işaret ediyor. Piyasanın genel beklentisi ise bu yıl 95 baz puanlık indirim yapılabileceği yönünde.
Bank of England (BoE)
Birleşik Krallık Merkez Bankası’na (BoE) ilişkin beklentiler bir miktar daha karmaşık. Genel konsensüs bankanın ilk indirimine Haziran ayında başlaması yönündeyken, Mart ayı toplantısında en şahin iki üyenin faizlerin sabit bırakılması yönünde oy kullanması ve iki üyenin de faiz indirimi yönünde görüş belirtmesi ilk indirimin Mayıs ayında yapılabileceğine dair beklentileri ateşlemiş durumda.
Ancak bazı banka üyelerinin faiz indirimlerinin aceleye gelmemesi gerektiğine dair açıklamaları ve Başkan Andrew Bailey’nin "daha fazla veri görmek istiyoruz" çıkışları nedeniyle çoğunluk, ilk indirimlerin 25 baz puan ile Haziran ayında gerçekleşeceğini düşünüyor.
Ülkede manşet enflasyon %2,5 ile orta vadeli hedefe oldukça yakın ve ülke ekonomisi 2023’ün son çeyreği itibarıyla resesyona girmiş vaziyette. BoE'nin politika faizi ise %5,25 ile 16 yılın en yüksek düzeyinde yer alıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dün gözler TCMB tarafından yayımlanan PPK özeti ile haftalık verilere çevrilirken, döviz rezervlerinde kaydedilen 4,1 milyar USD'lik azalış ve ihtiyaç kredisi faizlerinde %80 eşiğinin aşılmış olması dikkatleri üzerine çekti.
29 Mar 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.




