Güler yüzlü ve pasif agresif

Wet Leg’in geniş bir yelpazede farklı dokulardan beslenerek kendi bütünlüğüne ulaşmak için çıktığı yolculuğun ilk adımına eşlik ettik.
Güler yüzlü ve pasif agresif

22 Nisan - OGM Pictures - Duende
OGM Pictures ile birlikte

“Köprüde Buluşmalar: Diziler” seçkisi OGM Pictures tarafından ödüllendirildi Nisan ayının heyecanlı günleri, 41. İstanbul Festivali sona erdi. Festival, bizleri yine sayısız filmle buluştururken sinemaya dair nice güzel etkinliğe de ev sahipliği yaptı. Türkiye’den ve komşu ülkelerden yapımcı, yönetmen ve senaristleri, uluslararası sinema profesyonelleriyle buluşturmaya gönül veren Köprüde Buluşmalar da onlardan biriydi. OGM Pictures sponsorluğunda düzenlenen “Köprüde Buluşmalar: Diziler” atölyesinde bu yıl altı dizi projesi yer aldı. Nedir? Türkiye’den geliştirme aşamasındaki dizilerin üretim ve uluslararası ortak yapım potansiyellerini geliştirmek amacıyla düzenlenen “Köprüde Buluşmalar: Diziler” atölyesine seçilen projelerin yazar, yönetmen ve yapımcıları uluslararası dizi ve televizyon profesyonelleriyle bire bir toplantılar gerçekleştirme şansına sahip olurken atölye kapsamında gerçekleşen eğitimlerle seçkide yer alan projeleri geliştirmek adına çalışmalar yapıldı. Neler oldu? Eğitimlerin ardından atölyeye katılan projeler arasından Kıyı , yaratıcı hikâyesi, yenilikçi yaklaşımı ve güçlü karakterlerinden dolayı OGM Pictures Özel Ödülü ’ne layık görülürken iklim krizine pedagojik ve insani bir yaklaşım sunan Zaman Yolcusu Kreta da OGM Pictures Mansiyon Ödülü ’nün sahibi oldu. Martina Bleis, Murat Uyurkulak ve Zeynep Güney Tan’dan oluşan jüri tarafından belirlenen ödülleri, kazananlara OGM Pictures CEO’su Erdem Seçkin takdim etti.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: Wet Leg, Wet Leg

Süre: 36 dakika

Plak şirketi: Domino Records

Kartonet: SXSW’in 2022 edisyonunun gözdesi Wet Leg, müzik dünyasında yer edinmek için ilk stüdyo albümünü yayımlamasına bile gerek duymadı. İlk teklisiyle birlikte Domino’nun radarına takılan ikilinin kariyer grafiği düzenli olarak yükselişteydi. Tabii ki bu yükselişi taçlandırmak gerekiyordu. 36 dakika gibi bir sürede ilgili kulaklarda yerini sağlamlaştıracak bir başlangıç yapmaktan geri kalmadılar. 

Her saniyesi ve kompozisyonuyla bir post-punk eseri Wet Leg’in prodüktör koltuğunda türün en dikkat çeken prodüktörü Dan Carey yer aldı. Fontaines D.C’den Squid’e, Black Midi’den Kae Tempest’e birçok harika ismin albümünde de görev alan Carey’nin dokunuşları net bir şekilde duyulmakla kalmayıp şarkıların viral olacak kadar geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Carey’nin önerisiyle bas gitarların çıktığı nokta, bu enstrümanı dinlemeyi seven müzikseverler için işitsel bir ziyafet. Chaise Longue ve Wet Dream, grubun hem yükselişini hem de yerini sağlamlaştırmasının birer örneği. Ancak bu ikilinin yanında Convincing ve Oh No gibi şarkıların payı da küçümsenmeyecek boyutlarda.

Albümün yazım aşamasında Rhian Teasdale’ın, Hester Chambers’a göre daha aktif olduğunu söylemek lazım. Şarkıların tamamında imzası bulunan Teasdale, 6 şarkıyı tek başına ortaya çıkardı. Hemen hemen hepsinde görülen gençlik ve aşk teması, Loving You, Too Late Now’ın sözlerinde derinlik de kazanmış.

Wet Leg, Wet Leg


Neden dinleyelim?: Geçtiğimiz sene bu zamanlarda ilk albümünü çıkaran Dry Cleaning’le çok yakın bir çizgide Wet Leg. Bir renk paleti düşünecek olursak Dry Cleaning’in müziğindeki öfke siyaha yakın koyu renklerde, Wet Leg’in öfkesi beyazla gri arasında. Dry Cleaning kadar agresif olmadıklarını söylemek lazım. Hatta yer yer pop müziğe de yakınlar. Böyle olunca da daha tahmin edilemez ve oyuncaklı bir müzikle karşılaşma şansımız oldu. Ur Mum’daki çığlıktan tutun I Don’t Wanna Go Out’un asıl riffinin David Bowie’nin The Man Who Sold The World’e öykünmesine… 

Grubun geniş bir yelpazede farklı dokulardan beslenerek kendi bütünlüğüne ulaşmak için çıktığı uzun yolculuğun ilk adımına eşlik ettik. Ki 10 günlük süre zarfında Avustralya, İskoçya ve Birleşik Krallık listelerinde bir numaraya ulaşmaları bunun somut örnekleri. Hemfikir olunan bir nokta varsa bu da albümün yıl sonu listelerindeki yerini sağlamlaştırdığı.

Teasdale-Chambers ikilisinin müziğindeki en değerli noktanın kendilerini ciddiye almayıp yaptıkları işle eğlenebildiklerini gösterebilirim. Öyle ki grubu dünyaya tanıtan şarkı Chaise Longue’un klibinin yapım aşaması bunun endirekt örneklerinden. Sadece 50 sterlin harcadıkları klibin tamamı cep telefonuyla çekilmiş; bununla yetinmeyen Rhian Teasdale, klibi Final Cut programının 1 haftalık ücretsiz versiyonuyla kurgulamış. Sahnede ve kayıtlarda birbirlerine güldüklerini, hata yapmak gibi bir düşünceleri olmadığını duyup kendilerine güvenin nedenini anlayabiliriz. 

Ne diyebiliriz ki? Harikasınız arkadaşlar. Lütfen böyle devam edin, ihtiyacımız var.

Benzer işler: Dry Cleaning, New Long Leg & Eagles of Death Metal, Death by Sexy.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎷 Caz Kültür Gazetesi Loft, MUBI kataloğundan Heartstone

Loft Caz Kültür Gazetesi'ni keşfediyoruz; Heartstone'u izlemek için nedenler öğreniyoruz; Wet Leg'in ilk albümünü dinliyoruz.

22 Nis 2022

OGM Pictures ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Ant Arın Şermet

1998'de İstanbul'da doğdu. 2017'den beri spor, müzik ve sinema alanında yazıp konuşuyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine