Güler yüzlü ve pasif agresif


“Köprüde Buluşmalar: Diziler” seçkisi OGM Pictures tarafından ödüllendirildi
Nisan ayının heyecanlı günleri, 41. İstanbul Festivali sona erdi.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Wet Leg, Wet Leg
Süre: 36 dakika
Plak şirketi: Domino Records
Kartonet: SXSW’in 2022 edisyonunun gözdesi Wet Leg, müzik dünyasında yer edinmek için ilk stüdyo albümünü yayımlamasına bile gerek duymadı. İlk teklisiyle birlikte Domino’nun radarına takılan ikilinin kariyer grafiği düzenli olarak yükselişteydi. Tabii ki bu yükselişi taçlandırmak gerekiyordu. 36 dakika gibi bir sürede ilgili kulaklarda yerini sağlamlaştıracak bir başlangıç yapmaktan geri kalmadılar.
Her saniyesi ve kompozisyonuyla bir post-punk eseri Wet Leg’in prodüktör koltuğunda türün en dikkat çeken prodüktörü Dan Carey yer aldı. Fontaines D.C’den Squid’e, Black Midi’den Kae Tempest’e birçok harika ismin albümünde de görev alan Carey’nin dokunuşları net bir şekilde duyulmakla kalmayıp şarkıların viral olacak kadar geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Carey’nin önerisiyle bas gitarların çıktığı nokta, bu enstrümanı dinlemeyi seven müzikseverler için işitsel bir ziyafet. Chaise Longue ve Wet Dream, grubun hem yükselişini hem de yerini sağlamlaştırmasının birer örneği. Ancak bu ikilinin yanında Convincing ve Oh No gibi şarkıların payı da küçümsenmeyecek boyutlarda.
Albümün yazım aşamasında Rhian Teasdale’ın, Hester Chambers’a göre daha aktif olduğunu söylemek lazım. Şarkıların tamamında imzası bulunan Teasdale, 6 şarkıyı tek başına ortaya çıkardı. Hemen hemen hepsinde görülen gençlik ve aşk teması, Loving You, Too Late Now’ın sözlerinde derinlik de kazanmış.

Wet Leg, Wet Leg
Neden dinleyelim?: Geçtiğimiz sene bu zamanlarda ilk albümünü çıkaran Dry Cleaning’le çok yakın bir çizgide Wet Leg. Bir renk paleti düşünecek olursak Dry Cleaning’in müziğindeki öfke siyaha yakın koyu renklerde, Wet Leg’in öfkesi beyazla gri arasında. Dry Cleaning kadar agresif olmadıklarını söylemek lazım. Hatta yer yer pop müziğe de yakınlar. Böyle olunca da daha tahmin edilemez ve oyuncaklı bir müzikle karşılaşma şansımız oldu. Ur Mum’daki çığlıktan tutun I Don’t Wanna Go Out’un asıl riffinin David Bowie’nin The Man Who Sold The World’e öykünmesine…
Grubun geniş bir yelpazede farklı dokulardan beslenerek kendi bütünlüğüne ulaşmak için çıktığı uzun yolculuğun ilk adımına eşlik ettik. Ki 10 günlük süre zarfında Avustralya, İskoçya ve Birleşik Krallık listelerinde bir numaraya ulaşmaları bunun somut örnekleri. Hemfikir olunan bir nokta varsa bu da albümün yıl sonu listelerindeki yerini sağlamlaştırdığı.
Teasdale-Chambers ikilisinin müziğindeki en değerli noktanın kendilerini ciddiye almayıp yaptıkları işle eğlenebildiklerini gösterebilirim. Öyle ki grubu dünyaya tanıtan şarkı Chaise Longue’un klibinin yapım aşaması bunun endirekt örneklerinden. Sadece 50 sterlin harcadıkları klibin tamamı cep telefonuyla çekilmiş; bununla yetinmeyen Rhian Teasdale, klibi Final Cut programının 1 haftalık ücretsiz versiyonuyla kurgulamış. Sahnede ve kayıtlarda birbirlerine güldüklerini, hata yapmak gibi bir düşünceleri olmadığını duyup kendilerine güvenin nedenini anlayabiliriz.
Ne diyebiliriz ki? Harikasınız arkadaşlar. Lütfen böyle devam edin, ihtiyacımız var.
Benzer işler: Dry Cleaning, New Long Leg & Eagles of Death Metal, Death by Sexy.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Loft Caz Kültür Gazetesi'ni keşfediyoruz; Heartstone'u izlemek için nedenler öğreniyoruz; Wet Leg'in ilk albümünü dinliyoruz.
22 Nis 2022

YAZARLAR

Ant Arın Şermet
1998'de İstanbul'da doğdu. 2017'den beri spor, müzik ve sinema alanında yazıp konuşuyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




