Güzergâh üzerindekiler: Şakirin Camii

Barbaros Mahallesi'nin sınırında yer alan Karacaahmet Mezarlığı'nın girişindeki cami, yoldan geçerken beni düşündürüyor. Peki, "protokol cami" diye eleştirilen yapı bundan mı ibaret?
Güzergâh üzerindekiler: Şakirin Camii

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Yakın bir arkadaşıma uğramak istediğimde Üsküdar’daki Karacaahmet Mezarlığı’nın yanından geçiyorum. Barbaros Mahallesi sınırları içinde yer alan mezarlığın girişindeki Şakirin Camii de gözüme ilişiyor her seferinde. İlk yapıldığında “ne kadar modern bir cami” tartışmalarını sırtlayan yapı, yıllardır devam eden tartışmayı daha da sürdüreceğe benziyor. Halbuki modern öğelerinin yanında gayet alışılmış çizgileri de barındırıyor. O noktada Emre Arolat’ın Sancaklar Camii’sini hatırlayalım örnek olarak. Güzargâhtaki alansal algıya üzerine dönersek tasarım elementleri bir araya gelince “protokol cami” diye anılan bu yapının mahalleli ve yoldan geçenler için anlamı üzerine düşünmek isterim. 

Şakirin Camii: 2006’da yapımına başlanan ve 2009’da açılan cami, Semiha Şakir Vakfı adına yaptırıldı. Semiha Şakir, Beyrut’ta yaşayan bir hayırsever(di). Şimdiye kadar yaptırdıkları ve adına yapılanlar arasında okul, kütüphane, cami gibi farklı fonksiyonlu yapılar bulunuyor. Şakirin Camii mimarı Hüsrev Tavla, iç mekân uygulamaları için Zeynep Fadıllıoğlu’yla çalışınca ortaya çıkan sonuç, birçok kanalı caminin haber değeri taşıdığına ikna etti. Mimar ve tasarımcılar için bu kadar dikkat çekmesini de rahatsız edici olduğu tahmin ediliyor. 

Caminin tasarım anlayışını irdelersek birçok farklı disiplinden kişinin çalışarak “kolektif” bir anlayışı oluşturduğu not ediliyor. Bunun bir kıymeti var. Aynı şekilde Birleşik Krallık’ta yaşayan heykeltıraş William Pye’ın avludaki su havuzu tasarımının da… Pye tasarımıyla sükûneti anımsatıyor. Su elemanlarının şehir tasarımındaki yeri nefes almak ve mutlu olmak için bir mola verilmesine yardımcı oluyor. Fakat bütüne baktığımızda birbiriyle uyuşmayan ve bir yaklaşımdan ziyade toplama birkaç anlayıştan öğeler barındıran cami “protokol için tasarlanmış” damgası yemekten kaçamıyor. Çünkü aynalar, camla yapılan ışık oyunları, alüminyum kubbe alışılması için zaman istiyor. Fakat mimari veya günlük eleştiriler, farklı zaman dilimlerindeki deneyimlerin sonucunda oluşmuş olabilir.

İbadet mekânı tasarımı: Camiden bahsederken değindiğim farklı anlayışlar neler, ona da kısaca değinelim. Türkiye’de ibadethaneler için üç farklı yaklaşım geçerli: Klasik, popülist ve modern. Klasik cami tasarımlarının Osmanlı İmparatorluğu döneminde literatüre geçen oran ve ölçülerle bezeli olduğunu, takipçileri tarafından da Doğan Kuban gibi mimarlar tarafından “…Diyelim ki Selimiye’yi Şehzade'yi taklit ettik. Neyi kanıtlayacağız? 450 yıldır aynı yerde kaldığımızı mı? Cami yapmayız ama istersek gökdelen yaparız mı? Oysa İslam’da hiçbir maddi eşyanın kutsallığı yoktur. Bu bir tür putperestlik sayılır. Onun için her kopya, sanat açısından, yapıldığı zaman tarihin çöplüğüne atılmış bir mirasyediliktir.” şeklinde eleştirildiğini de okumak mümkün. 

Popülist anlayışın ürünleri genellikle karışık stilleri barındıran ve bir bütünlük taşıma amacı olmayan yapılarla tezahür ediyor. Fakat bir mahalle sakini veya yoldan geçen biri alanın düzeniyle ilgili neleri benimsiyor? Mimar Frank Ching’e göre doluluk ve boşluklara göre fiziksel katmanı; ışık, renk ve yansımalardan bize kalan algısal katmanı; sembollerin bizde uyandırdıklarıyla şekillenen kavramsal katmanı hissediyor ve bunun toplamının ortalamasını atmosfer diye özetliyoruz. Yine Şakirin Camii için de hislerde orta noktayı bulamasak da kederli ziyaretçilerinin huzur bulması için inşa edilen ibadethanenin en başından itibaren farklılıklara merhamet ettiği söyleyebiliriz. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🚌 İstanbul'un hippi geçmişi

Bu hafta sonu biraz nostalji yapıyoruz. Kimine göre doğuya kimine göre batıya açılan şehir: İstanbul

15 Kas 2020

🚌 İstanbul'un hippi geçmişi

YAZARLAR

Ege Dikencik

1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?
Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni