Haftanın okuması: Bay Yüzde Beş

Haftanın okuması Kalust Gülbenkyan'ın hayatını anlatan Bay Yüzde Beş
Haftanın okuması: Bay Yüzde Beş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Aynı zamanda hem Stalin'den tablo alabilecek hem de dünyanın önde gelen petrol şirketleriyle ikili anlaşmalar yapabilecek bir güce sahip olmak kulağa biraz imkansız geliyor değil mi? Zaten bu imkansızı gerçekleştirmek tek bir isme nasip oldu. Bu hafta Kalust Gülbenkyan'ın namıdiğer Bay Yüzde Beş'in biyografisini “raftan” indiriyoruz.

Kalust Gülbenkyan: Kalust Gülbenkyan, hayata veda ettiğinde dünyanın en zengin insanı olarak kabul ediliyordu. Üsküdar'da başlayan hayatı Lizbon'da sona ermişti. Öldüğünde geride muazzam büyüklükte bir servetin yanı sıra dünyaca ünlü müzeleri kıskandıracak zenginlikte bir de sanat koleksiyonu bıraktı.

Bay Yüzde Beş: Mundi Yayınları etiketiyle çıkan Bay Yüzde Beş, Jonathan Conlin'in akıcı anlatımı, Ayşe Başçı'nın çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı. Kitap, Kalust Gülbenkyan'ın Üsküdar'da başlayan yaşam öyküsünün yanı sıra dönemin siyasi ve toplumsal tarihini de okura sunuyor. Varlıklı bir ailede 1869 yılında dünyaya gelen Kalust Gülbenkyan'ın, kurduğu iş ilişkilerinde bu avantajı iyi bir şekilde kullandığını kitaptan öğreniyoruz.

Şans, doğru hamle, doğru zaman: İlber Ortaylı’nın tabiriyle Osmanlı İmparatorluğu’nun “en uzun yüzyılında”, çok büyük değişim ve dönüşümlere tanıklık eden Kalust Gülbenkyan’ın ailesinin kökenleri Kayseri’nin Talas ilçesine uzanıyordu. Ailesi tüccar olan ve sarraflık yapan Kalust Gülbenkyan genç yaşlardan itibaren Bağdat’tan Manchester’a uzanan çok geniş bir coğrafyada çeşitli iş ilişkileri içindeydi.

Kıvrak zekâ: Elçiliklerde çalışan görevlilerin yanı sıra yurt dışından Osmanlı topraklarına gelen tüccarlarla da yakın ilişkiler kurmaya gençlik yıllarından başlayan Kalust Gülbenkyan, geniş bir sosyal ağ elde etti. Bu dönem aynı zamanda Batılı sanayicilerin Orta Doğu ve Kafkaslar'da petrol arayışı için bölgeye akın ettikleri bir dönem. Kalust Gülbenkyan, kıvrak zekâsı ve yurt dışındaki bağlantıları sayesinde bu durumu da bir avantaja çevirmeyi başarmış biri.

Jonathan Conlin, biyografik eserinde bu başarının sırrını da araştırıp ilginç sonuçlara erişiyor. Osmanlı sarayına uzanan ilişkiler, ustaca yapılmış politik hamleler ve en nihayetinde kurulan büyük zenginlik kitapta çok akıcı bir biçimde anlatılıyor. Öyle ki yer yer bu kitabın bir şekilde beyaz perdeye de aktarılması gerektiği düşüncesine de kapılıyorsunuz.

Abdülhamit’ten Stalin’e: Kitabın en dikkat çekici kısımları elbette Kalust Gülbenkyan’ın dönemin liderleriyle kurduğu yakın ilişkiler ve bu isimler üzerinde sahip olduğu etki. Abdülhamit’ten Stalin’e farklı dönemlerin önemli siyasi figürleriyle yakın ilişkiler kuran Gülbenkyan, bunu daima ileri noktalara taşımayı başarmış bir isim. Petrollerden aldığı %5 payda bu ilişkilerin etkisi çok büyük. Son olarak Kalust Gülbenkyan’ın mutlaka değinilmesi gereken yönü 1930’lu yıllardan itibaren yatırım yapmaya başladığı sanat koleksiyonu. İkinci Dünya Savaşı döneminde 1900’lü yılların başından itibaren yaşadığı Birleşik Krallık'tan, savaşta tarafsızlığını koruyan Portekiz’e taşınan Kalust Gülbenkyan, 6.000 parçadan oluşan bu sanat koleksiyonunu da Portekiz'e taşıyor. Hikâyenin devamıysa kitapta. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎭 Tiyatroları çok özledik. Yoksa siz de mi?

Biliyoruz siz de. Bu hafta tiyatroların güncel durumlarına bakıyor, tasarım bienali teması üzerine düşünüyor, sizi yeni yönetmenler ve yeni müzisyenlerle tanıştırıyoruz.

16 Eki 2020

🎭 Tiyatroları çok özledik. Yoksa siz de mi?

YAZARLAR

İhsan Dindar

Kitap yazarı @ Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Ağu 2026

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı