Hareketli bir yıl: Portföy yönetim sektörünü neler bekliyor?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Yerel faiz oranlarındaki hızlı yükseliş, Borsa İstanbul’da izlenen karışık seyir, jeopolitik gerilimler nedeniyle hızla yükselen emtia fiyatları, yabancı teknoloji hisselerinde kaydedilen beklenmedik ralli ve global merkez bankalarından faiz indirimi beklentileri ile birlikte 2024 yılının portföy yönetim sektörü için hareketli bir yıl olması bekleniyor.
2024 yılında portföy yönetim sektörünün sürdüreceği ivme ve sektörde öne çıkan temalar hem yatırımcılar hem de sektör profesyonelleri için bir merak konusu olmayı sürdürüyor.
Biz de portföy yönetim sektörünün geleceğine ilişkin tahminleri ve 2024 yılında sektörün karşılaşabileceği risk ve fırsatları sizler için uzmanlara sorduk.
“Sabit getirili varlıklar daha fazla alan bulabilir”
Konuyla ilgili Aposto’ya görüşlerini aktaran Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker, “Önümüzdeki dönemde, her zamanki gibi alınacak ekonomik kararlarla birlikte hem yurt içi hem yurt dışı merkez bankalarının faiz politikaları oldukça önemli olmaya devam edecek. Bu anlamda 2024 yılının hem ekonomik anlamda hem de portföy yönetimi sektörü için hareketli bir yıl olacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
“Dünyaya baktığımızda hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde enflasyonun gerilediğini görüyoruz. Mevcut ortamda dünyadan enflasyon ithal etmek söz konusu olmayacağı için bu durum, enflasyonla mücadelede Türkiye için de önemli bir fırsat penceresi açıyor. 2021 yılında oluşan global emtia balonu ve 2022 yılında Ukrayna savaşı sonrasında oluşan global emtia fiyat dalgalanmaları, Türkiye’de enflasyon açısından zorlayıcı etkiler yaratmıştı. Şimdi ise kur artışlarının makul seviyede seyrettiği bir senaryoda dünyadan dezenflasyonist etkileri almak mümkün olacak.”
İleriki dönemde sabit getirili varlıkların portföylerde daha fazla yer bulabileceğinin altını çizen Peker, sepet fonlarının ve değişken fonların da sektöre katkı sağlamasını beklediğini ifade etti.
“Sektör çok hızlı bir şekilde konjonktürel gelişmelere uyumlanıyor. Bu değişime paralel olarak yeni ürün ve hizmetler geliştiriliyor. Önümüzdeki dönemde, portföylerde sabit getirili varlıklara daha fazla yer verileceği görüşüyle beraber aktif yönetilen ve çoklu varlık stratejisi benimsemiş fon sepeti fonları ve değişken fonların sektörün gelişimine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Diğer yandan hem kamu hem de özel sektör şirket eurobondlarına yatırım yapan serbest (döviz) fonlar da talep görmeye devam edecektir.”
“Para piyasası fonlarının mevduata alternatif olmayı sürdüreceğini düşünüyorum”
Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Strateji Portföy Genel Müdürü Burak İhsan Çetinçeker, portföy yönetimi sektörünün 2024 yılında da geçtiğimiz yıl yakaladığı büyüme ivmesine devam etmesini beklediğini aktardı. Çetinçeker konuya ilişkin, “2024 yılında portföy yönetimi sektörünün yatırımcılara yeni fonlar ve çeşitlendirilmiş yatırım araçları sunarak büyüme ivmesine devam etmesini bekliyorum. Sektörün dinamik ve günün ihtiyaçlarına hızla cevap veren yapısı, yatırımcıların teveccühünü kazanmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.
“Para piyasası fonlarının vadeli mevduata karşı güçlü bir alternatif ve tercih sebebi olmayı sürdüreceğini düşünüyorum. Bunun yanında farklı risk derecesindeki tematik fonlar, ilgili dönemdeki konjonktürden azami fayda sağlamak isteyen yatırımcıların tercihi olmaya devam edecektir. Hisse senedi yoğun fonların ise bilhassa yılın ikinci yarısında fon piyasasını domine etmesini bekliyorum.”
“Portföy yönetim sektörü hızlı bir şekilde büyüdü”
Konuyla ilgili Aposto’ya görüşlerini aktaran İyi Gelir Kurucusu ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serra Eren Sarıoğlu, Türkiye’de portföy yönetim sektörünün son yıllarda hızlı bir şekilde büyüdüğünü ve bu yükselişte yatırımcıların yüksek enflasyon ortamında enflasyon üstü getiri arayışlarının etkili olduğunu ifade etti.
“2023 yılına baktığımızda, sadece bir yılda portföy yönetim sektörünün yönettiği portföy büyüklüğü 3 kat artarak 765 milyon TL’den 2,3 milyar TL’ye ulaşmıştır. Yatırımcıların fon piyasasına teveccühü yatırımcı sayısında da ivmelenmeyi getirmiştir. 2022 yılı sonunda 5,2 milyon yatırımcı varken, bu sayı 7,9 milyon kişiye çıkmıştır.”
2024 yılının hem Türkiye hem de küresel piyasalar açısından hareketli geçmesini beklediğini aktaran Sarıoğlu, Fed’in yılın ikinci yarısında faiz indirim sürecini başlatmasının ardından yatırımların USD’den diğer para birimlerine kaymasının beklendiğini aktararak, “Bu beklentinin gerçekleşmesi Türkiye’ye de yatırım girişi olması anlamına gelecektir. Yabancı yatırımların tahvil ve hisse senedi piyasasına gelmesinin, yatırım fonları piyasasına da olumlu etkileri olacağını değerlendiriyoruz” dedi.
“Öte yandan, ülkemizde 2023 yılının Haziran ayından bu yana sıkı bir para politikası uygulanmaktadır. Bu politika kapsamında, enflasyonla mücadele edebilmek amacıyla ülkede faiz oranları arttırılmakta ve ekonomi rayına oturtulmaya çalışılmaktadır. Bu sayede yabancı yatırımcı güveni de tesis edilmeye uğraşılmaktadır. Eğer ekonomi yönetimi bu konuda başarılı olursa, bunun sermaye piyasalarımız ve dolayısıyla da yatırım fonlarımız üzerinde olumlu etkileri olmasını bekleriz. Ancak bunun tam tersi bir durumun gerçekleşmesi de hem ekonomimiz, hem de piyasalarımız için bir risk unsurudur.”
Sarıoğlu ayrıca, 2024 yılında öne çıkabilecek fon temalarına ililşkin şu yorumda bulundu:
“Ekonomi yönetiminin uyguladığı yeni politikaların devamı durumunda TL’nin reel olarak değerlenmesi beklenmektedir. Bu durumda TL bazlı yatırım fonlarının iyi gideceği söylenebilir. Aynı zamanda yabancı yatırımcının özellikle Mart yerel seçimlerini beklediği, bu seçimler sonrasında Türkiye’de ekonomi politikasına devam edildiğine ikna olması durumunda borsamıza ve tahvil piyasamıza geleceği kabul edilmektedir. Bu durumda yerli hisse fonları ön plana çıkabilir. Ayrıca Fed faiz indirimi sürecinde fonların dolardan çıkarak diğer ülkelere akmasıyla, yabancı ülke tahvillerine yatırım yapan fonların da ön sıralarda yer alacağını öngörebiliriz.”
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yazarların kişisel görüşlerine dayanmakta olup yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, TÜFE bazında reel efektif döviz kurunun Nisan 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını açıkladı.
06 Mar 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İmalat sanayiinde ilk dört ayda %1,3’e ulaşan üretim artışı, Ağustos ayında %0,2’ye geriledi. Giyim ve makine sektörlerinde daralma tüm şiddetiyle sürerken, önceki yıllarda büyüyen bazı sanayi kolları da yaz aylarında üretim kaybetmeye başladı.

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Robert Hall ve Michael Woodford’un çalışmalarının ortak noktası, ekonomik istikrarın yalnızca bugün alınan kararlara değil, insanların geleceğe ilişkin beklentilerine de bağlı olduğu düşüncesi oldu. Ödülün gerekçesinde “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temellere yaptığı katkılar” ifadesi yer alırken burada Türkiye açısından da önemli çıkarımlar var. Bu teze göre, ekonomik istikrarın toplumsal karşılığı tek başına enflasyonun düşmesi değil.

Bu hafta yurt içinde Ağustos ayı cari işlemler dengesi, Eylül ayı bütçe dengesi ve TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi öne çıkarken, yurt dışında ABD enflasyonu ve perakende satışlar, Çin enflasyonu ve dış ticaret dengesi ile Avro Bölgesi nihai enflasyonu ön planda.
12 Eki 2026

Arjantin'de Javier Milei'nin "testere" ile başlattığı ekonomi programı üçüncü yılını tamamlamaya yaklaşırken, ilk iki yılın başarı hikayesi yerini giderek daha karmaşık bir tabloya bırakıyor.

Milli gelir bir hasılat rakamıdır, kazanç rakamı değildir. Türkiye 2010-2019 arasında yılda %5,5 büyüdü ancak aynı zaman zarfında verimlilik artışı yalnızca %0,3'te kaldı. Bunun sebebi ise yatırımların az olmasından ziyade yatırımların yanlış noktalara yönelmesiydi. Uzun süredir olduğu gibi bugün de aynı sınav önümüzde bizleri bekliyor.




