Hava, su, toprak, asbest


Galaxy’nin en yenisi, en güçlüsü: Samsung Galaxy S21 Serisi 5G Güney Kore merkezli Samsung'un her yıl düzenlediği Galaxy Unpacked etkinliği, teknoloji meraklıları tarafından ilgiyle takip ediliyor. Samsung'un tüketici elektroniğindeki son güncellemelerini paylaştığı, en yeni ve gelişmiş ürünlerini duyurduğu etkinlik, her yıl bir temayla düzenleniyor. Küresel pandemiyi yaşadığımız ve oldukça "sıra dışı" olarak tanımlayabileceğimiz 2020’nin ardından Samsung’un bu yılki Unpacked etkinliğinin teması da "Sıra Dışı Günler" olarak belirlendi. Şüphesiz, etkinliği takip edenler de "sıra dışı ürünlerin" tanıtımına şahitlik etti. Zira 14 Ocak’ta gerçekleşen etkinlikte Samsung’un yeni amiral gemisi S21 Serisi 5G tüm ayrıntılarıyla gün yüzüne çıktı. Galaxy ekosisteminin en iyisi: Samsung'un akıllı telefon ürün grubu Galaxy'nin amiral gemisi olarak konumlanan premium grubu S’in yeni üyesi Galaxy S21 Serisi 5G, 5G destekli performansı ve kamera canavarı olmasıyla öne çıkıyor. Galaxy S21 Ultra 5G, Galaxy S21+ 5G ve Galaxy S21 5G olmak üzere 3 farklı modelle gelen Galaxy S21 Serisi 5G’yi rakiplerinden ayıran en güçlü özelliklerden biri şüphesiz kamerası. Galaxy S21 Ultra 5G, 108MP ana kamera, 10MP Telefoto kamera ve 12MP ultra geniş açılı kamerasıyla aynı sahneyi 4 farklı açıdan, yüksek çözünürlükte çekmeyi mümkün kılıyor. 100x Space Zoom'un yanı sıra ön kamerada da 40 megapiksellik bir sensör vadeden Galaxy S21 Ultra 5G, şimdiye kadarki en dayanıklı Gorilla Glass olan Corning® Gorilla® Glass Victus™ ve estetik görünümünü tamamlayan metal çerçevesi sayesinde tasarımıyla da kullanıcı beklentilerini fazlasıyla karşılıyor. Üç farklı modelde 6.2, 6.7 ve 6.8 inç boyutlarındaki Full HD AMOLED ekranıyla gerçeğe yakın netlikte bir görüntü deneyimi sunarken güçlü bir işlemci, 8 ve 12 GB'lık RAM ve 128 - 512 GB depolama kapasitesiyle performanstan da taviz vermiyor. Harici bluetooth kalem S Pen ile kullanım deneyimini bir adım öteye taşıyan yeni Galaxy S21 Serisi 5G; Galaxy Watch3, Galaxy Buds ya da SmartThings gibi Samsung ekosisteminin diğer akıllı cihazlarıyla bağlantı kurabiliyor. Galaxy S21 Ultra 5G, Samsung'un bluetooth destekli takip aracı SmartTag’le de uyumlu çalışıyor. SmartTag'ler sayesinde anahtar, çanta gibi önemli şeylerin kaybolmasının önüne geçiliyor. Galaxy Serisi S21 5G, üç modeliyle de "daima efsanevî" söyleminin hakkını veriyor. Her anı efsanevi kılın: Efsanevi kamera kalitesine eklenen profesyonel düzeyde geliştirmeler ve video inovasyonları, her beceri düzeyinden kullanıcının iyi kareler yakalayabilmesine olanak tanıyor. Samsung S21 Serisi 5G kameraları; hareket hâlinde dahi olsa 1080p temiz görüntüler elde etmeye yarayan 60 fps Süper Dengeli Video, çekimi önceden görebilme ve en iyi kareleri seçebilme olanağı veren Yönetmen Bakışı, ön ve arka kamerayla aynı anda video kaydetmeyi mümkün kılan Vlogger Kadrajı gibi yenilikçi özellikleri bir araya getiriyor. Tek Tuşla Çoklu Çekim, Space Zoom, Zoom Kilidi ve Portre Modu da neredeyse kamerayla yapabileceklerinizin sınırlarını ortadan kaldırıyor. Samsung: 1938 yılında Güney Kore'de kurulan ve bugünün tüketici elektroniği devleri arasında yer alan Samsung, Statcounter'ın 2020 Aralık istatistiklerine göre Türkiye'deki akıllı telefon pazarının %44,58'i üzerinde hâkimiyet kuruyor. Mobil kategoride, Galaxy ürün grubunda sunduğu akıllı telefon, tablet, kulaklık, saat ürünleriyle en son teknolojiyi son kullanıcıya ulaştıran Samsung; akıllı teknolojilerini televizyon, ses sistemi, buzdolabı, çamaşır makineleri ve ev aletleri kategorilerinde de tüketicilerin hayatlarına taşıyor. Galaxy’nin en yenisi Galaxy S21 Serisi 5G’nin yeni modelleriyle tanışmak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Asbest, bir grup lifli mineralin birleşimiyle oluşan, kristal yapıda bir madde. Yanmaya karşı dirençli olması, bükülebilirliği, ısı ve elektriği yalıtabilmesi onu hem inşaatlarda hem de ulaşım araçlarında tercih edilen bir yalıtım malzemesi yapmış, bu yüzden de binlerce yıldır hayatımızda. Havada toz şeklinde yayılabilen ve gözle görmeden maruz kalabileceğimiz mikro ölçekli bir madde olan asbest, aslında yaşamımıza gizlice giriyor. Farklı alanlarda pratik kullanımı sebebiyle uzun süre vazgeçilmez gibi görünse de sağlığımız ve çevre üzerindeki etkileri çok daha önemli.
2. yüzyılda Yunan topograf Pausanias, M.Ö. 430 civarında yapılan altın kandillerden söz ederken Karpat keteninin yanmaz fitillerinden de bahsediyor. Tarihçiler Strabon ve Mestrius Plutarchus, eserlerinde Yunan tapınaklarında sürekli yanan lambalara ve yanmayan dokuma kumaşlara atıfta bulunuyor. Marco Polo ise Tatarların ateşe dayanıklı bir bez kullandığından emin. Yanmaz özelliğini kendisinden yapılan ürünlere aktaran bu maddeye Yunanca “söndürülemez” anlamına gelen “asbestos” denmesinin sebebi bu. Dünyada üretilen asbestin çoğu inşaat sektöründe; çimento, yalıtım malzemeleri ve yer karosu üretiminde kullanılmış. Ayrıca gemi yapımında, tekstil ürünlerinde, sürtünme malzemelerinde, fren balatalarında, debriyaj yüzeylerinde, kâğıt, boya ve plastik üretiminde de… Tüm bu kullanımları giderek yaygınlaşan asbest modern toplumda gitgide daha ulaşılabilir olmuş. İnşaat cenneti İstanbul’da da tabii.
İlk uyarılar: 1930’larda Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi’nin hazırladığı “Kanserojen Maddeler” listesine giren asbest, 90’lı yılların ikinci yarısına kadar hem Avrupa’da hem de Türkiye’de uyarılara rağmen yaygın olarak kullanılmaya devam etti. Avrupa Birliği’nin 1999 yılında aldığı bir kararla üye ülkeler arasında asbestin tüm türlerinin çıkarılması, üretimi, ticareti ve tüketimine dair yasaklar gündeme geldi ve nihai olarak 2005 yılında üretici şirketlerin lobi faaliyetlerine rağmen yasak bütünsel bir şekilde benimsendi. Asbest kullanım yasağının Türkiye’ye gelmesiyse 30 Aralık 2010 tarihini buldu.
İstanbul toz duman: Belki hatırlarsınız, 2018 yılında Johnson & Johnson’ın bebek pudrası adıyla satılan ürününde asbest bulunduğu iddiaları gündeme gelmiş, açılan tüketici davalarıyla şirket milyonlarca dolar tazminat ödemeye mahkûm edilmişti. Bu skandal üzerine büyüyen tartışmaların aslında kamuoyunu asbest konusunda bilinçlendirdiğini söyleyebiliriz. 2012 yılından bu yana Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu kapsamında yıkılan binalara ilk kitlesel tepkiler de bu döneme denk geliyor. Yine aynı yıl, Üsküdar Belediyesi tarafından kentsel dönüşüm kapsamında yıkımına başlanan Kirazlıtepe mahallesi sakinleri, “asbest solumak istemiyoruz” pankartlarıyla yaptıkları eylemlerle gündeme geldi. O dönemde TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu tarafından yayımlanan Kirazlıtepe Mahallesi Asbest Envanter Değerlendirme Raporu, uzman görüşleriyle birlikte tehlikenin boyutlarını ortaya koymuştu; İstanbul, toz dumandı. 2010 yılından bu yana kullanımı yasak olan asbestin, 2010 öncesi inşa edilen binalarda yaygın olarak kullanıldığı biliniyordu. Kirazlıtepe’de bulunan binaların çoğu da yıkım işlemi sonrasında temizlenmiyor, herhangi bir asbest kontrolü yapılmıyor veya maddenin yayılmaması adına herhangi bir önlem alınmıyordu. Sahadan toplam 12 numune alan uzmanlar, bu örneklerin yedisinde asbeste rastladı.
Ya riskler? 2010 öncesi yapılarda bulunan asbest, kentsel dönüşüm kapsamında yıkılan binalarla birlikte havaya, toprağa ve suya karışıyor, bir anda yüksek miktarda asbeste maruz kalan işçiler ve uzun süre kronik şekilde asbest soluyan mahalle sakinleri için ciddi sağlık riskleri oluşturuyor. Bu risklerin en başında da çeşitli akciğer rahatsızlıkları, akciğer, gırtlak ve sindirim sistemi kanserleri geliyor. Asbest doğada çözünen bir madde olmadığından ve havada asılı kalabildiğinden; kaynağından uzaktaki alanlara bile rüzgârla ya da sularla rahatlıkta taşınabiliyor. Dolayısıyla sadece kentsel dönüşümün gerçekleştiği alanlarla sınırlı kalmıyor, bütün şehir için ciddi bir ekolojik ve medikal risk oluşturuyor. İnşaat, yıkım, madencilik ve imalat faaliyetleri çevreye asbest saldığında; İstanbul’un havası, suyu ve toprağı kirleniyor. Mimar Sinan Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Aslı Odman’a göre bu riskler; yıkım bölgelerinde yaşayanların şehir hakkını, yürüyüş yollarını kullanan insanların ve sokak hayvanlarının yaya hakkını, hafriyat dumanıyla boğulan şehrin sağlık hakkını ve hepsini kapsayan çevre kirliliğiyle ekolojik haklarımızı gasp ediyor.
Kaynakça
Jerome S. Horvitz, Asbestos and Its Environmental Impact, 3 B.C. Envtl. Aff. L. Rev. 145 (1974)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul'da bugün kar var. Gündemimizde hava, su ve topraktaki asbest; kuraklık, kamusal alanların değişen anlamı, Balat ve 1960'lar var.
17 Oca 2021

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR


