Her yer aynı: Neden bütün mekanlar birbirine benzedi?

Bir zamanlar kahve zincirlerinden "otantik" ve "cool" tasarımlarıyla ayrılan kahve dükkanları birbirinin kopyası sosyalleşme mekanlarına dönüştü. Peki mazisi epey eskiye uzanan bu tektipleştirme sosyal hayatımıza nasıl sirayet ediyor?
Her yer aynı: Neden bütün mekanlar birbirine benzedi?

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Algoritmanız elverdiyse yakın zamanda “Neden artık bütün kafeler birbirine benziyor?” başlıklı videolardan birine denk gelmişsinizdir. The Conversation’da yayımlanan bir yazıdan sonra çoğalan bu içeriklerde birbirinin aynı kahve zincirlerinden daha “otantik” olduğunu iddia eden mahalle kahvecilerinin dekorasyondan menünün yazılı olduğu kara tahtalara, bardaki latte art'tan çalışan baristalara kadar birbirinin kopyası sosyalleşme mekanlarına dönüşümü ele alınıyor.

The Conversation editörleri, bu benzerlikten emin olmak için 100'den fazla Amerikalı ve Kanadalı genç profesyonelden en sevdikleri bağımsız kahve dükkanının iç mekan görüntüsünü paylaşmalarını, dükkanın görünümünü neden beğendiklerini açıklamalarını ve iç mekan özelliklerini tanımlamalarını istemişti.

  • Katılımcıların belirttiği unsurlar şaşırtıcı bir örtüşmeye işaret ediyor: Dövmeli ve sakallı baristalar, kara tahtaya yazılan menüler, antika mobilyalar, ahşap raflar, tavandan sarkan bitkiler, semtteki etkinliklerin afişleri, müşterilerin okuması için bırakılan kitaplar…

Sıra fotoğrafı gösterilen kafenin hangi şehirde olduğunu belirlemeye geldiğinde ise tek bir katılımcı bile tüm fotoğrafların çekildiği şehri söyleyemiyor.

Filterworld: How Algorithms Flattened Culture kitabının yazarı Kyle Chayka 2024’te araştırmalarından yola çıkarak Guardian için kaleme aldığı makalede bu durumu “algoritmanın tiranlığı” terimiyle açıklar. (Bu yazı yakın zamanda Cüneyt Bender çevirisiyle vesaire’de de yayımlanmış.) Chayka’ya göre Instagram ve TikTok gibi paylaşım platformları sadece internetteki içerikleri değil, fiziksel dünyayı, mekan tasarımlarını ve hatta kültürel çeşitliliği de tektipleştiriyor.

Algoritmalar, dünya genelinde "beğenilme" potansiyeli yüksek olan belirli bir estetiği öne çıkarıyor ve belirli özelliklere sahip “instagramlanabilir” bu mekanlar müşterilerin paylaşımlarıyla reklamlarını bedava yapmış oluyor. Bu döngü, bir ağ oluşturarak diğer kafe sahiplerinin de yaratıcılıklarını kullanmak yerine trendleri, daha doğrusu algoritmanın taleplerini takip etmesine neden oluyor ve böylece dünyanın her yerindeki “cool” kahveciler birbirinden neredeyse ayırt edilemez hâle geliyor. Bu döngüde, kültürel çeşitlilik "verimlilik" ve "beğeni" uğruna rafa kaldırılıyor. Bu tektipleşme estetik bir dışlamayı da beraberinde getiriyor. Kahve dükkanları yeterince steril, havalı ve modern görünmeli; tercihen elit, soylulaştırılmış bir mahallede açılmalı.

  • Bu mekanlarda zaman geçirecek insanlar da belli özelliklere ve “niş bir kahve” içecek maddi imkanlara sahip olmalı. ve farklı sınıflardan kişilerin bu mekanlarda “takılması”na tuhaf gözle bakılmayı.

Bu tektipleşme elbette kahve dükkanlarıyla sınırlı değil. Chayka, 2016’da kaleme aldığı "Welcome to Airspace: How Silicon Valley helps spread the same sterile aesthetic across the world" başlıklı makalesinde AirSpace terimini giderek birbirine benzeyen AirBnb evlerine atıfla ansa da bu konsepti Fransız antropolog Marc Augé'nin 1992’de ortaya attığı "non-spaces" kavramından ödünç almıştı. 

  • Augé'ye göre, otel zincirleri, otoyol ve havaalanı gibi mekanlar dünyanın her yerinde neredeyse ayırt edilemeyecek kadar “aynı”dır. Bu da günümüzün modern göçebelerinde paradoksal bir rahatlık hissi yaratır. Tarihle ve kimlikle ilişkilenen mekanların aksine "yer olmayan" alanların hafızası ve ruhu yoktur; bünyesindeki insanlar da buralarda ancak yolcu, müşteri veya kullanıcı olarak var olabilir.

Bu kimliksizlik benzer estetiğe sahip kafelerin yanı sıra dünyanın dört bir yanındaki AirBnb evlerinde de kendini gösteriyor. Yola "air bed and breakfast" (şişme yatak ve kahvaltı) konseptiyle çıkan AirBnb, kullanıcılarına gittiği yerde kentlilerin evinin bir odasına ya da şişme yatağına misafir olarak "oralı gibi" yaşamayı vadediyordu. 

Yıllar içinde yaşanan dönüşümle evler Ikea showroom'larına dönüştü, evde gerçekte yaşayan insanlara ait fotoğraflar, ıvır zıvır eşyalar, hatıra objeleri gibi detaylar silinerek dünyanın neresine gidersek gidelim farkını ayırt edemediğimiz, güvenlik ve yabancılaşma hissini aynı anda yaşadığımız bir ev simülasyonuna dönüştü. AirBnb, merkezi ve şubeleri olmayan bir oluşum olmasına rağmen, on binlerce insanın aramalarda üst sıralarda çıkmak için aynı dekorasyon tercihlerini yaptığı, günümüzün en büyük ve sinsi otel zincirini yarattı.

Peki neden? Pritzker ödüllü Hollandalı mimar ve şehircilik teorisyeni Rem Koolhaas 1995 tarihli ünlü makalesi "Jenerik Şehir"de bu benzerliğin ardındaki ekonomik ve sosyolojik çarklara işaret ediyor ve bu "pürüzsüz" mekanların gerçek hayatın çatışmalarını ve mahalle yaşamını gizleyen bir filtre olduğunu söylüyor. Koolhaas bu durumu bir trajedi değil yeni gerçeklik ve hatta bir özgürleşme alanı olarak görüyor:

"Şehirler hızla inşa edilip hızla tüketilen ve ardından bir yenisi ortaya çıkan alanlara dönüşmeye mahkumdur."

Augé ise yer-olmayan mekanların bizi birer "kullanıcı" olmaya indirgerken, antropolojik yerlerin bizi "insan" kıldığını savunuyor ve bu döngünün kırılması gerektiğine işaret ediyor. Yer olmayanların yapay bir aşinalık hissi yaratarak güven aşılasa da insanlara (havaalanı ve terminallerde olduğu gibi) bir sonraki hareketinin ne olması gerektiğini dikte ettiğini; insanı köksüzlük ve kimliksizlik hissine sürüklediğini iddia ediyor. Kendi deyişiyle:

"İnsanlar her zaman ve hiçbir zaman evindedir."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

YAZARLAR

Deniz Aytekin

Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Arak, Gin Basil, Sister Sage: Yudum yudum Beyrut

Beyrut'ta barlar bazı bölgelerde, özellikle şehrin kuzeyinde yaşayan Hıristiyan mahallelerinde yoğunlaşıyor. Onun dışında şehrin her tarafına saçılmış ufak tefek barlar var. Bunların bazıları İtalya’daki tabacheria'lara benzeyen; kahve, sigara ve alkollü içkiler satan ufak büfelerken maalesef günümüzde kapalı olsa da 2016 ve 2018 yıllarında dünyanın en iyi 50 barı arasında seçilen Central Station Bar gibi yerlere de ev sahipliği yapıyor.

Talha Ö.

·

23 Ağu 2026

Arak, Gin Basil, Sister Sage: Yudum yudum Beyrut
SoliSoli

HİKAYE

Tescilli şifa ormanları: Bir doğal alanın şifa ormanı ilan edilmesi için ne gerekiyor?

Portekiz'deki Buçaco Ulusal Ormanı, Uluslararası Şifa Ormanları Sertifikasyon Ofisi tarafından dünyanın dördüncü şifa ormanı seçildi. 6. yüzyılda keşişlerin bölgeye yerleşmesinden beri korunan Buçaco egzotik biyoçeşitliliği, terapötik unsurları ve etrafını saran tarihî surlar sayesinde koruduğu dinginliğiyle öne çıkıyor. Peki dünyadaki diğer üç şifa ormanı nerelerde ve bir doğal alanın şifa ormanı ilan edilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekiyor?

Deniz Aytekin

·

23 Ağu 2026

Tescilli şifa ormanları: Bir doğal alanın şifa ormanı ilan edilmesi için ne gerekiyor?
SoliSoli

HİKAYE

Her şey dahil planlama: Spontane seyahat devri bitti mi?

Müze biletinden akşam içilecek biraya, bavula konacak kıyafetten gün içinde kullanılacak tuvalete kadar seyahatin neredeyse her anını önceden planlamak mümkün. Popüler destinasyonların rezervasyon zorunlulukları ve seyahat uygulamaları spontane tatili giderek zorlaştırırken, genç gezginlerin %70’inden fazlası etkinliklerini ulaşım ve konaklamayla aynı anda ya da daha önce ayarlıyor. Park yerinden temiz tuvaletlere, bira bahçelerinden yürüyüş rotalarına rehber niteliğindeki seyahat uygulamalarını inceledik.

Deniz Aytekin

·

16 Ağu 2026

Her şey dahil planlama: Spontane seyahat devri bitti mi?
SoliSoli

HİKAYE

Avrupa adalarında roadtrip: Manzara eşliğinde stresten uzak sürüş rotaları

Yaz tatilleri yalnızca deniz, kum ve gün batımından ibaret değil. Kıvrımlı yolları, tepelerin ardında açılan panoramik manzaraları, tarihî yapıları, doğa koruma alanları ve sahil rotalarıyla Avrupa’nın bazı adaları, direksiyon başında yavaşlamayı sevenler için eşsiz bir keşif deneyimi sunuyor. Farklı beklentilere göre roadtrip yapmaya en uygun Avrupa adaları…

Deniz Aytekin

·

09 Ağu 2026

Avrupa adalarında roadtrip: Manzara eşliğinde stresten uzak sürüş rotaları
SoliSoli

HİKAYE

Kadehlerin izinde Zürih: Dada'nın şehrinde barlar, biralar ve tesadüfler

Tarih boyunca siyasi mültecilerin ve savaşın parçası olmak istemeyen entelektüellerin yuvası hâline gelen Zürih'te Fransız likörlerinden "boivre et vivre" mottosuyla yapılan kokteyllere, uluslararası biralardan absinthe'lere uzanan bir tura çıkıyoruz.

Talha Ö.

·

09 Ağu 2026

Kadehlerin izinde Zürih: Dada'nın şehrinde barlar, biralar ve tesadüfler