Her yıl başa dönen tartışma: Eurovision'daki siyasi mesajlar engellenebilir mi?

Perşembe gecesi düzenlenen ikinci yarı finalin ardından 17 Mayıs Cumartesi akşamı Eurovision finalinde ülkelerini temsil edecek sanatçılar belli oldu. Nemo'nun geçen yılki zaferinin ardından Eurovision bu yıl 1956'da doğduğu yere, İsviçre'ye döndü. Bu da zaten şeffaflıktan hayli uzak olan Cenevre merkezli Avrupa Yayın Kurulu'nu yeniden eleştirilerin merkezine taşıdı.
Her yıl başa dönen tartışma: Eurovision'daki siyasi mesajlar engellenebilir mi?

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Perşembe gecesi düzenlenen ikinci yarı finalin ardından 17 Mayıs Cumartesi akşamı Eurovision finalinde ülkelerini temsil edecek sanatçılar belli oldu. Nemo'nun geçen yılki zaferinin ardından Eurovision bu yıl 1956'da doğduğu yere, İsviçre'ye döndü. Bu da zaten şeffaflıktan hayli uzak olan Cenevre merkezli Avrupa Yayın Kurulu'nu yeniden eleştirilerin merkezine taşıdı.

Eurovision finalinde yer alan ülkeler her yıl az çok değişiklik gösterse de başından beri değişmeyen bir kural vardır: "Siyasetin bu sahnede işi yoktur."

Peki bu mümkün mü?

Geçen yıl Malmö'de düzenlenen yarışmada bazı ülkeler adına yarışan sanatçıların İsrail'in Eurovision'dan çıkarılması için imza vermesi, basın toplantılarında ve sahnede İsrail'i üstü kapalı ya da açık olarak protesto etmesi ve seyircilerin açtığı Filistin yanlısı pankartlar ve bayraklar, organizatör Avrupa Yayın Kurulu'na göre yarışmaya "gölge düşüren" tartışma ve görüntülere yol açmıştı.

Bu yıl da Eurovision öncesi İspanya, İrlanda ve Slovenya’daki yayıncıların İsrail’in yarışmaya katılımıyla ilgili başlattığı tartışma, aralarında Hadise'nin de bulunduğu 70'in üzerinde eski Eurovision katılımcısının açık çağrısı ve Nemo'nun İsrail'in katılmasına karşı olduğuna dair beyanı gündem olsa da Avrupa Yayın Kurulu geçmiş yıllarda olduğu gibi siyasetin Eurovision'a karıştırılmaması gerektiği söyleminin arkasında durdu.

Yarışmanın prodüksiyon ekibi bu yıl, geçen seneye göre daha temkinli bir tavır takındı. İkinci yarı final gecesinde İsrail'i temsilen sahneye çıkan Yuval Raphael şarkısı New Day Will Rise'ı söylerken seyirciler ekrana yalnızca bir kez yansıdı, o karede de kalabalığın içinde elinde İsrail bayrağı taşıyan biri görülüyordu. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da performansın hemen ardından sosyal medyada "İşte Eurovision sahnesinin gerçek durumu" mesajıyla sahnenin hemen önünde açılan bir Filistin bayrağı ve yuhalamaların duyulduğu videolar paylaşıldı.

Bu yıl finalde Basel kentindeki St. Jakobshalle Arena'da sahneye yarı finalin ilk gecesinde seçilen Norveç, Arnavutluk, İsveç, İzlanda, Hollanda, Polonya, San Marino, Estonya, Portekiz, Ukrayna ile ikinci yarı finalde seçilen Ermenistan, Avusturya, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, İsrail, Letonya, Litvanya, Lüksemburg ve Malta'nın yanında "big five" olarak anılan Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve İngiltere de katılacak. Bu beşlinin elemelere takılmadan finale yükselmesinin nedeni Avrupa Yayın Kurulu'na en çok para ödeyen ülkeler olmaları.

St. Jakobshalle Arena'da, kulislerde ve Basel sokaklarında hareketlilik devam edecektir ama Cumartesi gecesi naklen yayımlanacak Eurovision finalinde ekrana yalnızca performanslar ve alkışlar yansıyacak gibi görünüyor. Avrupa Yayın Kurulu, tüm sanatçılara ve ekiplerine “siyasi açıklamalarda bulunmaktan ya da tartışma yaratmaktan kaçınmayı” zorunlu kıldı, sahnede ülke bayrakları dışındaki pride bayrakları gibi temsili bayrakların açılması, herhangi politik bir duruşu temsil edecek kostüm, mesaj ya da aksesuarların kullanılması yasaklandı. Yarışmanın yönetimi ve olası krizlerde sözcülük görevine getirilen, 2012 Londra Olimpiyat Oyunları'ndan da sorumlu olan İngiliz etkinlik yapımcısı Martin Green, gecenin gidişatı hakkında net konuştu:

“Geçen yıl bazı hatalar yapıldı ve hepimiz bu hatalardan ders aldık.”

Neler olmuştu?

Eurovision kulisleri ve ülke oylamaları yıllardır hükümetlerin birbiriyle olan ilişkilerini üstü kapalı bir biçimde ortaya koysa da sahneye yansıyan tavır ve yasaklar yakın zamanda görünürlük kazandı.

2009 yılında, Avrupa Yayın Birliği, We Don’t Wanna Put In adlı şarkıyla yarışmaya katılmak isteyen Gürcistan'ı "politik çağrışım" nedeniyle şarkı sözlerini değiştirmeye mecbur bırakınca Gürcistan yarışmadan çekildi.

Geçen yıl İsrail'in October Rain (Ekim Yağmuru) isimli şarkısının adı ve bazı sözleri 7 Ekim saldırılarını anımsattığı gerekçesiyle Avrupa Yayın Birliği'nin talebiyle Hurricane (Kasırga) olarak değiştirildi.

2021 yılında Aleksandr Lukaşenko'nun zafer ilan ettiği tartışmalı seçimlerin ardından muhaliflere baskı uygulayan Belarus hükümeti iki kez üst üste hükümet karşıtı protesto eylemleriyle dalga geçen şarkılarla başvurunca yarışmadan men edildi. Belarus adına yarışacak hükümet yanlısı Galasy ZMesta'nın I Will Teach You (Sana Öğreteceğim) adlı şarkısının sözlerinde "Sana hizaya gelmeyi öğreteceğim" ifadesi yer alıyordu.

2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı istila etmesi üzerine ülkenin yarışmadan çıkarılmasına dair tartışmalar Avrupa Yayın Birliği'ni de ikiye böldü. Birlik önce Eurovision’un “politik olmayan kültürel bir etkinlik” olduğunu ve ülkeler değil yayıncılar arasında yapıldığını savunsa da üye ülkeler arasındaki bölünmeler ülkenin "siyasi değil insani bir karar" sonucunda yarışmadan men edilmesiyle sonuçlandı.

  • Bu karar emsal gösterilerek İsrail'in katılımının yasaklanma talepleri ise sonuçsuz kaldı.

Andora, Bosna Hersek ve Romanya ekonomik nedenlerle yarışmadan çekilen ülkeler arasında yer alıyor. 2020 yılında Eurovision'dan çekilen (LGBTQ+ yürüyüşlerini de yasaklayan) Macaristan'ın yarışmayı "fazla gay" bulduğu konuşulsa da hükümet bu yorumları reddetti ve yarışmadan çekilme kararı konusunda sessiz kaldı.

Türkiye'nin vedası

Türkiye, Eurovision'a 2013 yılında yarışmada altın yıllarını yaşarken veda etti. Sertab Erener'in 2003 yılındaki zaferinin ardından, 2004'te Athena'nın For Real'ı, Kenan Doğulu'nın 2007'deki Shake It Up Şekerim'i ve Hadise'nin 2009'daki Düm Tek Tek'i ile üç kez dördüncülük elde etmiştik. 2010 yılında Oslo'da Manga'nın We Could Be the Same şarkısı Türkiye'yi ikinciliğe taşımış, katıldığımız son yıl olan 2012'de Can Bonomo Love Me Back ile yedinci olmuştu. 

Türkiye'nin yarışmadan çekilmesi LGBTQ+ görünürlüğünün toplum ve aile yapısı üzerindeki olumsuz etkisi ve Hadise'nin sahne kıyafetinin yarattığı rahatsızlık gibi nedenlere bağlansa da yasal açıklamalara göre Türkiye oylama sistemindeki adaletsizlik nedeniyle yarışmadan çekildi.

TRT'den konu ile ilgili yapılan yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı: 

"İzleyici oylamasına geçilen 2003-2010 arasında yıllarda sanatçılarımızın elde ettiği başarılar daha yüksektir. 2011 yılından itibaren izleyici oylarının etkisi yüzde 50’ye indirilmiştir. Bu kararın alınmasında EBU’nun ayrıcalıklı üyesi 5 ülkenin (Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya) son yıllarda elde ettiği başarısız sonuçların etkili olduğu değerlendirilmektedir. Nitekim ayrıcalıklı bu 5 ülke yarı final elemelerine katılmadan doğrudan finalde yarışmaktadır.

Bu yıl İsveç/Malmö’de yapılacak olan 58. Eurovision Şarkı Yarışması’na ekonomik nedenlerle bazı ülkelerin katılamayacağı yönünde de duyumlar alınmıştır. TRT’nin EBU üyeliği çerçevesinde iştirak ettiği Eurovision Şarkı Yarışması’na katılım kararı her yayıncı kurumun kendi inisiyatifindedir. Bu kapsamda Kurumumuz, 2013 yılında İsveç’de düzenlenecek 58. Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmama kararı almıştır."

TRT Genel Müdürü İbrahim Eren, 2021 yılında Türkiye’nin Eurovision’a geri dönmesi için görüşmelerin başladığını belirtse de bu konuda gelişme sağlandığına dair bir açıklama henüz bulunmuyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Deniz Aytekin

Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Ağu 2026

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı